"Annemin hatırası sade bugün değil her zaman beni zehirleyecek... Ne zaman çoluk çocuğumla sıcak bir odada güzel bir sofra başında yemek yesem onun soğuk mutfaklarda ayak üstü soğan ekmek yediğini göreceğim. Lokmalar boğazıma dizilecek.
Evet dünyada tam saadet olmuyor..."
Son paragrafı iki kez daha okuduktan sonra gözümden usulca düşen bir damlayla kapattım kitabın kapağını.
Bu kitabın bana kattığı şeyi söyleyecek olursam "ÖNYARGILARI YIKMAK"...
Belki her gün bir çok Mürşit Efendi görüyoruz sokakta. Ama o nasıl oldu, ne oldu da Mürşit Efendi oldu onu hiç tahmin edemiyoruz.
Kitabı okurken bir çok yerde Mürşit Efendi'yle birlikte o çaresizlik duygusunu iliklerime kadar hissettim. Daha söylenebilecek çok şey var ama şunu diyebilirim ki hiç tereddütsüz okuyun ve Zehra öğretmen ile beraber acımak duygusunu öğrenin...