Dünyayı dönüştürmek, onu yeniden yaratmak için insanların psikolojik başka bir yola girmesi gerekir. Herkes fiilen herkesin kardeşi durumuna gelmeden, kardeşlik denen şey yer almayacaktır. Hiçbir bilimsel yaklaşım, hiçbir ortak çıkar, insanlar, malını mülkünü, ayrıcalıklarını herkesle paylaşmadan, bunu başaramaz. Herkes kendine düşen payı küçük buluyor, beğenmiyor, gözü komşusununkinde, durmadan yakınıyor, herkes birbirine saldırıyor, bu durumda nasıl olur ki? Ne zaman olacak diye soruyorsunuz, her şeyden önce bir yalnızlaşma aşamasından geçilmesi gerekiyor.”
“Yalnızlaşmadan kastınız ne?”
“Yaygın bir yalnızlaşmadan söz ediyorum, özellikle de çağımızdaki yalnızlaşmadan; henüz tam oluşmuş bir yalnızlık değil aslında, henüz dibe vurmadı. Herkes kendi kimliğini elinden geldiğince ayrı tutma çabasında, yaşamın en büyük payını kendine ayırıyor; gelgelelim bu konudaki bütün çabaları kendi kendini yok etmeye yönelik, kendi kendini gerçekleştireceğine, salt yalnızlığa gömülüyor. Çağımızda bütün insanlık birimlere ayrıldı, hepsi birbirinden uzakta, kendi kovuğu içine çekilmiş; herkes yanındakinden uzak durma çabasında, nesi var nesi yoksa saklayıp gizliyor; başkaları onu, o başkalarını kapı dışarı etmeye çalışıyor. Mal mülk biriktiriyor, ‘Nasıl da güçlü kuvvetliyim şimdi, var mı bana yan bakan?’ der gibi, kapıldığı bu cinnetin farkında değil, ne kadar yığacak olursa mal mülk, o kadar kendi kendini yok eden bir acz içine düşüyor da haberi yok. Sadece kendine güvenir durumda, başkalarından yardım istemeye niyeti yok, ne insanlara ne de insanlığa güveni var; paramı, kendi alın terimle elde ettiğim ayrıcalıkları ya yitirirsem, diye içi titriyor korkudan. Günümüzde insanlar alay ede ede anlayamaz oldular, gerçek güvenin birbirinden ayrı bireysel çabalarda değil, toplumsal