Mürted
İslam dininden kendi isteği ile irtidat(ayrılan)eden kişi.
(...gövdeme gelmiş konmuş) Mütefekkir, müteellim ve mütereddit bir baş!
Reklam
GEL DE HAYRAN OLMA!
Yakın zamanda bir video dinledim. Hazırlayan Hubeyb Öndeş adında genç bir delikanlı. YouTube’da kanalı var, izlemenizi öneririm. Amacım bu yakışıklı gencin reklamını yapmak değil. Beni bilen bilir, kimsenin her sözüne kefil değilim. Beğendiğim olur, beğenmediğim. Asıl anlatmak istediğim, videosunda "Amr bin Ubeyd" adında akılcı (mutezile) bir güzel insanın (Öl. 761) hadis diye bir rivayete verdiği tepki? Bu tepkiyi bilmiyordum ve ilk Hubeyb'in ağzından duydum. — "Vay be" dedim, içimden. "Böyle insanlar da mı varmış mazide?" [Ebu Hanife'nin "zina edenin imanı, o anda 'gömlek gibi' kendisinden çıkar gider..." diyen ravi'ye itirazını saymazsak] Tabi Hubeyb'i kıskanır gibi de oldum! Öyle ya ben, yaşını başını almış her şeyi bilenlerdendim; onlarsa daha dünkü çocuk! Daha 40 fırın ekmek falan yemeliydiler 😊 — Şaka şaka, elbette onur duydum; hatta istikbal için daha da ümitlendim. Rabbim böylesine gayretli, böylesine tevhid ehli, Kur'an merkezli gençlerin sayısını artırsın... Şimdi gelelim Amr bin Ubeyd' in sözde hadis(!) inkarına. Video ile yetinmedim, işin aslını, detayını öğrenmek için kaynakları baya bi karıştırdım. 🔎 Olay, Abdullah bin Mes'ud kanalıyla gelen ve Buhârî ile Müslim'de de yer alan meşhur "Kader Hadisi" üzerine geçer. Hadis(!) özetle: ➤ "İnsanın anne karnında 120. günde rızkının ve cennetlik mi cehennemlik mi olduğunun mühürlendiğini söylüyor." (1) 👉 Amr bin Ubeyd'e, Abdullah bin Mes’ud kanalıyla gelen bu meşhur "Kader" (Sâdık u Masdûk) hadisi okunduğunda şöyle der: ➤ ​"Eğer bu hadisi aktaranlardan A’meş’in bunu söylediğini kendi ağzından duysaydım, ona 'Yalan söylüyorsun!' derdim. ➤ ​Eğer Zeyd bin Vehb’in (hadisin diğer ravisi) bunu söylediğini duysaydım, ona 'Yanılgıya düşmüşsün!' derdim. ➤ ​Eğer İbn Mes’ud’un bunu söylediğini duysaydım, 'Bunu
MÜRTEDİN KATLİ MESELESİ... (2)
8) Soru: Mürtedin katli meselesi "fikir özgürlüğüne" zarar vermiyor mu? Fikir özgürlüğü artsa İslâm'ın yayılmasına hizmet olmaz mı? Buradaki taviz bize aslında zafer getirmez mi? el-Cevap: Ben bidâyet-i İslâm'da öngörülmemiş bir zaferi bizim heveslerimizle keşfedebileceğimizi zannedemiyorum. Yâni, eğer mürtedlerin özgürce yaşamasına izin vermek İslâm'ın yayılmasına hizmet ediyor olsaydı, Aleyhissalâtuvesselâm da yaşamalarına izin verirdi. İslâm'da da bu iş caiz olurdu. Böyle olmamışsa bizim akıl yürütmemizde hatâ var demektir. Açıklıkla itiraf edelim. Üstelik bu tarz tefekkürlerin "insan tasavvuru" da bana arızalı görünüyor. Öyle ya: İnsan (en azından her insan) bir şey mantıklı diye hemen yola gelen bir canlı değildir. Ya? Seçimlerinin meşruiyetini inşa edebilen bir canlıdır. Cerbezesi vardır. En tehlikeli yanı da budur. Sözgelimi: Bir delikanlıya zinanın günah olduğunu anlatın. Sonra da onu alıp bu denîyetin bollukla işlendiği bir ortama bırakın. Bir gün, iki gün, üç gün, bir hafta, bir ay, bir yıl. Bakınız: Çok zordur kendisini tutması. Yüz kişide deneseniz belki birinde muvaffak olursunuz. Belki o kadar da olamazsınız. Çünkü o delikanlının aklı doğruyu dinlerken nefsi de yanlışı dinliyor olacak. Hattâ dinlemek de değil. İçinde yaşıyor olacak. Kapılacak. Bu hâl onu öyle bir duruma getirir ki, Allah korusun, belki gün gelir size "zinanın günah olduğu bir dinde kalmayacağını" söyler. Evet. Nefis yeterince manipüle edilirse, bu imkân verilirse, artık dizginleri tutulamaz olur. Aklın "Yapma! Etme! Gitme!" demesine aldırmaz olur. Hattâ direksiyonunu nefis ele geçirir. Kendi yolunun meşruiyet taşlarını döşer. Günahının felsefesini, savunusunu, tebliğini üretir. **İşte mürtedin kafası da böyle çalışır. Yalnız zehirlenmez. Zehirlemeye de gayret eder.
Din İslam
MÜRTEDİN KATLİ MESELESİ (1)
Bir-iki yıl kadar önce Ebubekir Sifil Hoca'nın "mürtedin katli" meselesine dâir bir izâhını "Dinden çıkanın öldürülmesi Kur'ân'da geçiyor mu?" başlığı ile paylaşmıştım. [...] Tabiî başlarken altını çizmem lâzım: Benim bu konularda bir eğitimim yok. Yazık ki mekteplisi değilim. Bu sebeple cevaplarımın da sathî kaldığını açıklıkla itiraf edebilirim. Ancak (ve de belki) birer bakış açısı öğretmek mesabesindeler. [...] Onun yerine, arasıra takip ettiğim başka bir usûl üzerine, soru-cevap şeklinde bir şeyler karalamaya karar verdim. Cenâb-ı Hak kalbimizi/kalemimizi sırat-ı müstakîminden ayırmasın. Rahmetini, hidâyetini, inâyetini yoldaşımız etsin. Dilimizi muradının aksine konuşturmasın. Âmin. Hadi başlayalım. Bismillah: 1) Soru: Kişi münafık kalacağına mürted olup dinsizliğini dürüstçe yaşasa daha iyi olmaz mı? "Münafık kâfirden eşeddir!" Böylece Müslüman toplum zararından korunur? el-Cevap: Arkadaşlar "Münafık kâfirden eşeddir!" sözü haktır. Fakat kâfirden muradı "mürtedler" değildir. Harbî kâfirleri kasteder. Hattâ geçtiği bahsi okuduğunuzda mürşidimin onu söylerken "Din zehirdir!" diyen eski CHP başbakanlarından Şükrü Saraçoğlu gibi isimleri de dairesine dahil ettiğini görürsünüz. Yâni Bediüzzaman "münafık" derken kolaylıkla "mürted" sınıfına dahil edilebilecek kişileri de kastetmektedir. Bu nedenle şu cümle ile bu hüküm ıskat edilmez. Edilemez. Belki akıl karışıklığını gidermek adına şöyle bir tasnif yapılabilir: **"Mürted eşeddir münafıktan. O da eşeddir kâfirden." Yâni münafık ya tereddüdü ya korkaklığı yahut edebi veya başka bir tedbiri yüzünden mürted gibi arsızlaşamaz. İçini açığa vuramaz. Zehrini alenen dökemez. Ancak mürted astarını hepten yırttığından edepsizlikte ileri gider. İnternette şöyle bir dolaşacağınız ateist sitelerinden durumu teşhis
Din İslam
Neden "Tek Bir Ayet" Bu Kadar Önemli?
Kur'an-ı Kerim bir bütündür ve her bir ayeti Allah'ın kelamı olarak kabul edilir. Bu bağlamda, tek bir ayeti bile bilerek ve kasten inkar etmenin hükmü İslam hukukunda ve kelam ilminde çok nettir. Küfür: Kur'an'ın tek bir ayetini, bir kelimesini, hatta bir harfini bile bile reddetmek, hafife almak veya "bu Allah'ın kelamı değildir" demek kişiyi İslam dairesinden çıkarır (dinden çıkma/mürted olma sebebi sayılır). Bütünlük İlkesi: İman, bölünme kabul etmez. Kur'an'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar etmek, İslam mantığına göre Kur'an'ın tamamının ilahi olduğuna inanmamakla eşdeğer görülür. "Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle yapanların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylıktır; kıyamet gününde de azabın en şiddetlisine çarptırılırlar..." (Bakara Suresi, 85. Ayet)
Kur'an-ı Kerim
Reklam
Reklam