Gaip profil resmi
105 okur puanı
10 May 2016 tarihinde katıldı.
  • Gaip paylaştı.
    https://www.youtube.com/watch?v=0norUqf5XRk
    Ağlamadan
    dillerim dolaşmadan
    yumruğum çözülmeden gecenin karşısında
    şafaktan utanmayıp utandırmadan aşkı
    üzerime yüreğimden başka muska takmadan
    konuşmak istiyorum.

    Şehre neden
    esmer ve dölek yüzümle döndüm dağlardan
    kar vakti tarlaları kımıldatan soluğum
    niyedir sarmalasın vites dişlilerini
    defneler, nakışlar yok
    alnımda neden.

    Ağlamadan
    etimin iğneli beşiklerde bıraktığı izlere aldırmadan
    o mavi korularda ve dibektaşlarında
    bırakıp sözlerimin kalıntılarını
    açıkça konuşmak istiyorum.
    Besbelli ki leşler koruyor şehrin bedenlerini
    göğsünün kafesinde yalnızca pasak
    biliyorsun
    korkutulmuş bir kızın
    yüreğinden fışkıran beyaz güvercinleri
    sabahın köründe kalkan tirenlerdeki nefret
    hergün aynı kalafat yerine çekilmenin nefreti
    bunları
    bütün bunları biliyorsun
    dağlardan dönüyorsun o sağır yamaçlardan
    çevik bacaklarını getiriyorsun, ne çiçek ne de ninni
    boz şayaktan poturun dağlarda ne güzeldi
    şehre varınca artık meşinler giymelisin
    daha esmer
    daha kankusturucu
    sen o baygın sevgilerin adamı değilsin.

    sana yaşamak düşer çarkların gövdesinde
    bin demir kapıyla hesaplaşmaktan omzun çürümelidir
    bin çeşit güneşle ovulmalıdır gaddar ellerin
    yürü yangınların üstüne, kendi alevini de getir
    çarpıntısız dakikası olur mu devrimcinin
    ki
    ölüm
    her yerde uyanıktır
    alestadır korkunun yardakçıları
    tez kızaran güllerden kendini sakın
    sevgiler ürkütsün seni, aşk ayrı-
    Aşktır diye geri geldin o çekiç seslerine
    bıraktın vazgeçilmez ırmakları
    gönlüne kar yağdırıyorsa çocuk sesleri yetsin
    dikkat et hiçbir şey ıslatmasın namluları.
    İsmet Özel
    Sayfa 143 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017
  • Gaip paylaştı.
    Dudaklarından kalkarken boynun kurcalar beni
    bir yanımı kara çıbanlara saldılar,ıslak
    bir yanım hiç ayrılmamıştır,gümeçlerde saklıdır
    ondan ki nefret içinde omzunu okşuyorum
    ama bana şimdi gerçekten zor gelen şey
    bir grevin çocuklara kazınmış izlerini hatırlamak
    sözlerimi etime bastırıyorum
    içimde çalılıkları yaran bir postalın tortusu
    benim bu sası karanlığa zorla,zorlayarak
    tutuşmuş bir gül sıkıştırmak boynumun borcu
    İsmet Özel
    Sayfa 152 - TİYO
  • Gaip paylaştı.
    yeter ki
    sağlam senetler verilmiş sanılırken aşkı karartmak için
    sen bir daha beni saçlarınla sıyır
    ağdalanmış sevincimi hışırdat,bunu yapabilirsin
    çünkü bütün bankalar,silah fabrikaları
    her gün bacaklarımıza sırnaşan kara köpük
    senin sessiz gururunda homurdanan tufanı
    hesabetmiş değil
    bilmemişler hıncımın yaban otlar suladığını
    çalakalem sevebilmek elimden gelmiyor
    belki evet
    onların mühürlerini kımıldatan barut dumanlarını
    solumaktan biraz çopurlanmıştır sesim
    senin göğsünü ağartırken yıpranılacak elbet
    bakışlar tozlanacak dolukmuş sofalardan
    ezikliğin şehveti yayılınca
    taptaze yaşlanmayı da öğrenmem gerekecek
    İsmet Özel
    Sayfa 153 - TİYO
  • Gaip paylaştı.
    iştedir yalanı seyreltiyor uykusuzluklar
    aklımın köşesinden atlılar geçiyor
    değil mi ki beni şımartan gökyüzüdür
    ve ben o tanyerlerinin sulbünden gelmekteyim
    hiç bir dostumu kalebent saymam parmaklıkların ardında
    kan değildir dostlarımın çakrışına bulaşan
    kan değil,mürekkep lekesi ben bilirim
    çünkü birgün gerçekten kan aktığında
    ölüm çiçeklerin yırtıcı dülgerliği sanılacaktır
    karaysam şimdi öfkenin payı vardır karanlığımda
    aşktandır titrediğim eğer ki titriyorsam
    sözlerim öcalan ağza misvak,iyice anlaşılsın
    bu dağlanmış toprağa süzülen ayaklarımdan
    keşke kan olsa
    İsmet Özel
    Sayfa 154 - TİYO
  • Gaip paylaştı.
    o zaman
    senin çardağına çıkarken
    karıştırırken şarapla kendimi sana
    varsın gün geçtikçe herşeyde biraz kahır
    biraz bakır çalığı olsun lokmamızda
    bana soru sor artık
    beni kurtarma,konuştur
    beni yaz geceleri patlayan sağnaklara bağışla.
    İsmet Özel
    Sayfa 155 - TİYO
  • https://www.youtube.com/watch?v=E0U813DSbVE

    Elbet bir hinlik vardır seni sevişimde
    ey kanıma çakıllar karıştıran isyan
    saçlarıma bin küsur yalnızlığı takıp girdiğim şehre
    insan varlığımızdan tuhaf tohumlar bıraksın
    günü geçmiş bir gazete, toprak bir çanak
    bir daha gelmem belki diye bir not bakır maşrapanın yanında
    şeytanlar da yürür benimle herhal ıslık çaldığım için
    bir şahan tüylerini döker ardımsıra
    artık bırakılmaktan yapılma bir adam sayılırım
    böğrümde kambur çocuklardan bir payanda.

    Gizemli bir dehliz gibi şehri dolaşıyorum
    sıkıca tutuyorum kendimi şehre karışmaktan alıkoymaya
    her yerimde urlar çıkıyor, biraz kürt, biraz köylü, biraz makina
    kangren oluyorum bahar geldiği için
    urlarımı kesiyorum kör bir usturayla
    ama kopmuyor onlar ve bana şehri dolaştırıyor
    bırakabileceğim her şeyi bıraktırıyor bana
    kızlardan geçilmiyor köprüler, ayak bileklerime dek
    yükseliyor kız tortuları
    tülbentlerden kanı süzülürken körpe yavruların
    bir bazı şeyler bulmalı yüzümüze tebelleş olan bu korkuya
    - Avluya çık
    - Avluya kara bir şey bırakılmış
    (bir bomba)

    Kulaklarımız alışmıştı tıpırtısına yağmurun
    şehre sıkıntının rahatlığı basmadan giriyorduk
    filimler üç günde bir değişiyordu
    bense ikircikliydim ama korkmuyordum
    polis olan babamla tatil arasında uçuşup duruyordum durmadan
    urlarım yoktu, suçum yoktu
    ve beyaz kuşlar kalkardı anamın hırkasından
    şehre karışmayan bir dehliz değildim
    sevinçle kovalıyordum kendimi
    bunları ansımak başımı döndürüyor bazan
    elbet bir hinlik vardır seni sevişimde
    ey kanıma çakıllar karıştıran isyan.

    Azan bir hevestir artık tanyeri
    söküp gövdesinde bir cehennem parçalamak ister insan
    şehrin defterini dürüp uzanmak ister yanına
    üstümüzü kuş sesinden bir lekeyle örtmeli
    umudumuzu kapmaya gelen makinaları
    bütün çirkefini şehrin çarptırıp aşkımıza
    solumak gece
    terlemek gece
    gece çarşaflara...
    Açıklanacak, belletilecek olan belki
    milât öncesi ve sonrası lakırdıları
    karışık banka hesapları, navlun
    yani öylesine açık değil pek
    hatta
    - şehir mi, değil mi burası -
    kötürüm bir kurt çantamı karıştırıyor
    neden karıştırıyor, ne hakla
    direnmeler, erzurumlar, kalfalar
    gecenin ipini koparan gece safaları
    - Var mısın yok yere ağlamaya… Ki bir sis
    yanık bırakılmış bir fısıltı
    şehri sarıyor, bir dehliz olan bana ulaşamıyor ama
    herkesin içinde iğdiş bir bahar
    bacakları eriyor memurların, evkızlarının
    ve saat 24 vardiyasının işçileri
    inmiyorlar ocaklarına.

    Yufka mıdır
    yufka mıdır benim bakışım dünyaya
    ki acılarıyla başlatırım insanları
    derimi yalayarak geçen mevsim
    beni alır şehirden yıpranmış bakışlarla
    her askere gidenin, her tören yorgunun
    kondurur kemerinin kaşına.
    Böylece ben, o küskün, o karışmayan dehliz
    koca bir tomruğu yüklenirim arkadaşlarla
    koca bir tomruğu kaldırıp kaldırıp
    kümbetlere, bitkinliğin bordasına...

    Kanın çığrından çıktığı saattir bu
    memelerini bana sıkıca bastırdığın
    hercai bir yürek somurtkan kepenklerin ardında
    şehri acıtan çocukluğumuza değdikçe
    biz seviştikçe bizi acıtan
    kukumav kuşları, manilerle dolu bir yatak
    zaç yağı şişeleri kocaman.

    Sen şimdi sevincimin akranısın
    ey kanıma çakıllar karıştıran isyan
    doğrusu seni toprağı eller gibi sevdim
    yaralarımı onduranımsın
    yatağımı hiç boş bırakmayan...
    Yüzümü ellerimle yine kapayayım mı?
    bekçi karısının belaltını mı anlatayım insanlara
    yoksa onlara bilinmez bir toprak mı adayayım
    değil
    partizanlığım dalaşmak istiyor anla
    bu sarsak hırgürüyle dünyanın
    dalaşmak dalaşmak dalaşmak
    böylece aşk akranım oluyor benim
    ey bayırdan ve yokuştan uzaklara
    ey çırpınan bir geyiktir memelerin
    karnın ısırgan otları gibi aklımda.

    1966
    İsmet Özel
    Sayfa 76 - İklim Yayınları
  • Gaip paylaştı.
    Yeryüzünde hiç kimsesi olmayan Şeref, bir gün Pusat'a kısa bir yazı göndererek intihar etti:''Tiyatro bitti. Beklemeye lüzum görmüyorum!''.
  • 308 syf.
    ·44 günde·Puan vermedi
  • Gaip paylaştı.
    https://www.youtube.com/watch?v=3rzrbGcbBac

    Ben,
    İsmet Özel, şair, kırk yaşında.
    Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
    Ben yaşarken koptu tufan
    Ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat
    Her şeyi gördüm içim rahat
    Gök yarıldı, çamura can verildi
    Linç edilmem için artık bütün deliller elde
    Kazandım nefretini fahişelerin
    Lanet ediyor bana bakireler de.
    Sözlerim var köprüleri geçirmez
    Kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
    Kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına
    Uçtum ama uçuşum
    Radarlarla izlendi
    Gayret ettim ve sövdüm
    Bu da geçti polis kayıtlarına.

    Haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar
    Ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye
    Kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa
    Laboratuvarda çalışanlara sorarsanız
    Ruhum sahte
    Evi Nepal'de kalmış
    Slovakyalı salyangozdur ruhum
    Sınıfları doğrudan geçip
    Gerçekleri gören gençlerin gözünde.

    Acaba kim bilen doğrusunu? Hatta ben
    Kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
    Sanki ne anlıyorum?
    Ola ki
    Şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.
    Telaş içinde kendime bir devlet sırrı beğeniyorum
    Çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir şeydir
    Devlet sırrıyla birlikte insanın
    Sinematografik bir hayatı olabilir
    O kibar çevrelerden gizli batakhanelere
    Yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri
    Ve sonunda estetik bir
    İdam belki!
    Evet, evet ruhu olmak
    Bütün bunları sağlayamaz insana.
    Doğruysa bu yargı
    Bu sonuç
    Bu çıkarsama
    Neden peki her şeyi bulandırıyor
    Ertelenen bir konferans
    Geç kalkan bir otobüs?
    Milli şefin treni niçin beyaz?
    Ruslar neden yürüyorlar Berlin'e?
    Ne saçma! Ne budalaca!
    Dört İncil'den Yuhanna'yı
    Tercih edişim niye?
    Ben oysa
    Herkes gibi
    Herkesin ortasında
    Burada, bu istasyonda, bu siyah
    Paltolu casusun eşliğinde
    En okunaklı çehremle bekliyorum
    Oyundan çıkmıyorum
    Korkuyorum sıram geçer
    Biletim yanar diye
    Önümde bir yığın açalya
    Bir sürü çarkıfelek
    Gergin çenekli cesetleriyle
    Önümde binlerce çiçek
    Korkuyorum sıra sende
    Sen de başla ve bitir diyecek.
    Yo, hayır
    Yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
    Söyleyin
    Aynada iskeletini
    Görmeye kadar varan kaç
    Kaç kişi var şunun şurasında?

    Gelin
    Bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!
    Bana kötü
    Bana terkettiğiniz düşünceleri verin
    O vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız
    Ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar
    Onları verin, yakınmalarınızı
    Artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar
    Ben aştım onları dediğiniz ne varsa
    Bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar
    Boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz
    İçinizde kırık dökük, yoksul, yabansı
    Verin bana
    Verin taammüden işlediğiniz suçları da.
    Bedelinde biliyorum size çek
    Yazmam yakışık almaz
    Bunca kaybolmuş talan
    Parayla ölçülür mü ya?

    Bakın ben, bir çok tuhaf
    Marifetimin yanısıra
    İlginç ödeme yolları bulabilen biriyim
    Üstüme yoktur ödeme hususunda
    Sözün gelişi
    Üyesi olduğunuz dernek toplantısında
    Bir söyleve ne dersiniz?
    Bir söylev: Büyük İnsanlık İdeali hakkında!
    Yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim
    Kazanana vertigolar, nostaljiler
    Karasevdalar çıkar.

    Yapılsın adil pazarlık
    Kapılsın yapılacaksa
    işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları
    Sizin geçmiş hatalarınız karşısına.
    Ne yapsam
    Döl saçan her rüzgarın
    Vebası bende kalacak
    Varsın bende biriksin
    Durgun suyun sayhası
    Yumuşatmayı bilen ateş
    Öğüt sahibi toprak
    Nasıl olsa geri verecek
    Benim kılıcımı.
    İsmet Özel
    Sayfa 231 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017
105 okur puanı
10 May 2016 tarihinde katıldı.

Şu anda okudukları 2 kitap

  • Dur Bir Mola Ver
  • Erbain

Okuduğu kitaplar 234 kitap

  • Ruh Adam
  • Bitmeyen Savaş
  • Genç Werther'in Acıları
  • Kujo
  • Deccal Ve Karanlık Öyküler
  • Anayurt Oteli
  • Otisabi 5 - Kadınlara Fısıldayan Adam
  • Mürebbiye
  • Yakıcı Sır
  • Gazi Mustafa Kemal Atatürk