Gaip profil resmi
104 okur puanı
10 May 2016 tarihinde katıldı.
  • Gaip tekrar paylaştı.
    https://www.youtube.com/watch?v=3rzrbGcbBac

    Ben,
    İsmet Özel, şair, kırk yaşında.
    Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
    Ben yaşarken koptu tufan
    Ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat
    Her şeyi gördüm içim rahat
    Gök yarıldı, çamura can verildi
    Linç edilmem için artık bütün deliller elde
    Kazandım nefretini fahişelerin
    Lanet ediyor bana bakireler de.
    Sözlerim var köprüleri geçirmez
    Kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
    Kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına
    Uçtum ama uçuşum
    Radarlarla izlendi
    Gayret ettim ve sövdüm
    Bu da geçti polis kayıtlarına.

    Haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar
    Ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye
    Kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa
    Laboratuvarda çalışanlara sorarsanız
    Ruhum sahte
    Evi Nepal'de kalmış
    Slovakyalı salyangozdur ruhum
    Sınıfları doğrudan geçip
    Gerçekleri gören gençlerin gözünde.

    Acaba kim bilen doğrusunu? Hatta ben
    Kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
    Sanki ne anlıyorum?
    Ola ki
    Şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.
    Telaş içinde kendime bir devlet sırrı beğeniyorum
    Çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir şeydir
    Devlet sırrıyla birlikte insanın
    Sinematografik bir hayatı olabilir
    O kibar çevrelerden gizli batakhanelere
    Yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri
    Ve sonunda estetik bir
    İdam belki!
    Evet, evet ruhu olmak
    Bütün bunları sağlayamaz insana.
    Doğruysa bu yargı
    Bu sonuç
    Bu çıkarsama
    Neden peki her şeyi bulandırıyor
    Ertelenen bir konferans
    Geç kalkan bir otobüs?
    Milli şefin treni niçin beyaz?
    Ruslar neden yürüyorlar Berlin'e?
    Ne saçma! Ne budalaca!
    Dört İncil'den Yuhanna'yı
    Tercih edişim niye?
    Ben oysa
    Herkes gibi
    Herkesin ortasında
    Burada, bu istasyonda, bu siyah
    Paltolu casusun eşliğinde
    En okunaklı çehremle bekliyorum
    Oyundan çıkmıyorum
    Korkuyorum sıram geçer
    Biletim yanar diye
    Önümde bir yığın açalya
    Bir sürü çarkıfelek
    Gergin çenekli cesetleriyle
    Önümde binlerce çiçek
    Korkuyorum sıra sende
    Sen de başla ve bitir diyecek.
    Yo, hayır
    Yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
    Söyleyin
    Aynada iskeletini
    Görmeye kadar varan kaç
    Kaç kişi var şunun şurasında?

    Gelin
    Bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!
    Bana kötü
    Bana terkettiğiniz düşünceleri verin
    O vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız
    Ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar
    Onları verin, yakınmalarınızı
    Artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar
    Ben aştım onları dediğiniz ne varsa
    Bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar
    Boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz
    İçinizde kırık dökük, yoksul, yabansı
    Verin bana
    Verin taammüden işlediğiniz suçları da.
    Bedelinde biliyorum size çek
    Yazmam yakışık almaz
    Bunca kaybolmuş talan
    Parayla ölçülür mü ya?

    Bakın ben, bir çok tuhaf
    Marifetimin yanısıra
    İlginç ödeme yolları bulabilen biriyim
    Üstüme yoktur ödeme hususunda
    Sözün gelişi
    Üyesi olduğunuz dernek toplantısında
    Bir söyleve ne dersiniz?
    Bir söylev: Büyük İnsanlık İdeali hakkında!
    Yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim
    Kazanana vertigolar, nostaljiler
    Karasevdalar çıkar.

    Yapılsın adil pazarlık
    Kapılsın yapılacaksa
    işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları
    Sizin geçmiş hatalarınız karşısına.
    Ne yapsam
    Döl saçan her rüzgarın
    Vebası bende kalacak
    Varsın bende biriksin
    Durgun suyun sayhası
    Yumuşatmayı bilen ateş
    Öğüt sahibi toprak
    Nasıl olsa geri verecek
    Benim kılıcımı.
    İsmet Özel
    Sayfa 231 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017
  • Sıkı bir bilim kurgu okuru değilim ama sağlam bir distopya fikri bir eseri iyi yapmaya yetmiyor diyebilirim. Bitmeyen savaş, yazarın sağlam fikrine, güçlü fizik ve astronomi eğitimine ve askeri geçmişine rağmen benim gözümde ortalama altında kalan bir eser. Yazınsal olarak bir değer göremiyorum, ortada çok fazla sosyal mesaj kaygısı ve teorik bilgi yumağı var.

    Derinliği olmayan karakterler empati kurmayı zorlaştırıyor. Karakter gelişimi hikaye boyunca çok zayıf. Benim için kitaptaki hiçbir karakter bağ kurulabilecek kadar güçlü değil. Hikaye ilerledikçe ana karakter nasıl yaşadığı dünyaya yabancılaşıyorsa, bir okur olarak da bu kitabı gittikçe yabancılaşarak okudum. Bunun ikinci bir sebebi de yazarın dili ya da üslubu, maalesef. Tanımlamalar, olayları ve mekanları insan zihninde canlandırmayı çok zor kılıyor. Teknik dilin de bir etkisi muhakkak ki vardır ama hikayeyi ilginç kılması gereken sahneler çok boğucu bir havada ilerliyordu. Gerçi bu zamana kadar nasıl bu kitaptan -hatta seriden- film çekilmedi anlamış değilim. Filmi çekilirse izlerim, iyi bir canlandırma olur benim için.

    -Sürpriz bozan barındırabilir.-

    Kitabın sonu da yüzyılları boşa çıkaracak şekildeydi. Gerçi Hollywood filmlerine uygun olarak hızlı bir mutlu sonla bitti. Ama çok çalakalem duruyordu. Bilmem kaç yüzyıl savaşılıp sonra yanlış anlaşılma varmış ehe diye savaşın bitmesi de biraz absürd. Bütün bir kitap boyunca o boğuculuğu ve yorgunluğu sırtlandıktan sonra kitabın temasına aykırı düşüyor.

    -Sürpriz bozan barındırabilir.-

    Kitap aslında aynı isimli serinin ilk eseri ( Forever War - 1975) . İkinci eser Bitmeyen Barış ( Forever Peace - 1977) ve üçüncü eser de Bitmeyen Özgürlük ( Forever Free -1999). Bu iki eserin sanırım piyasada şu an baskısı yok.

    Haksızlık ya da oyunbozanlık yapmak istemiyorum, eserin beğendiğim yanları da var mutlaka. Yazıldığı dönemde bir askerin savaş karşıtı söylemleri, savaşın anlamsızlığına ve ekonomik sebeplerin savaşın çıkış noktası olduğuna vurgusu anlamlı. Bunun dışında cinsellik kavramlarına yaklaşımı düşündürücü ve belki de biraz eğreti. Özetle, bu eser zamanında bir ses getirmişse de, iyi yıllanmış değil ama güzel bir Hollywood filmi çıkar.
  • %100 (304/304)
  • Gaip tekrar paylaştı.
    https://www.youtube.com/watch?v=WydtrAMhdus

    Benim adım insanların hizasına yazılmıştır.
    Her gün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu.
    Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım
    Ölüm ve acılar çatsaydı beni
    Düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak
    Sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı.
    Anmaya gücüm yetseydi de konuşsaydım
    Diri-gergin kasları konuşsaydım
    “Kardeşler! ” deseydim “Kardeşlerim! ”
    “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan
    “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan
    “Bakın yaklaşıyor...”
    Yazık, şairler kadar cesur değilim
    Çocukların üşüdükleri anlaşılıyor bütün yaşadıklarımdan
    Gövdem kuduz yarasalarla birazcık yatışıyor.

    Benim gövdem yıllar boyu sevmekle tarazlandı
    Öyle bir çalımlarla gecenin çitlerinden atlardım
    Bir güneş sayardım kendimi denizin karşısında
    Çünkü çam kokularına sürtünüp ağırlaşan ruhların
    İnanmazdım dosyalara sığacağına
    Gittikçe ışıldardım dükkânlar kararırken
    Hüznün o beyaz etrafına sakallarım batardı.

    Benim adım bilinen cevapların üstüne mühürlenmiş
    Ellerim tütsülenmiş
    Evlerin yeni yıkanmış serin taşlıklarında
    Dirgenler, bakraçlar, tornavidalar
    Bende kül, bende kanat, bende gizem bırakmadılar
    Ve içinden bir baş ağrısı gibi çınlamaktansa
    Gövdem açık bir hedef kılındı belâlara.
    Ve bu yüzden yakışıksız oluyor
    İnsanları hummalı baharlar olarak tanımlamak
    Ve bu yüzden göğsümde dakikalar
    İnce parmaklar halinde geziniyor
    Konvoylar geçiyor meşelikler arasından
    Bir yaprak kapatıyorum hayatımın nemli taraflarına
    Ölümden anlayan, ciddi bir yaprak
    Unutulacak diyorum, iyice unutulsun
    Neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı
    Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak.
    İsmet Özel
    Sayfa 164 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017
  • Gaip tekrar paylaştı.
    https://www.youtube.com/watch?v=3yYF8lFoK38
    Yüzüme bak
    Ve yüzümü hırpala
    Yüzümü değiştir, dağlı bir anlatım bırak

    Sen
    Her hafta oğlunu leğende yıkayan hayat
    Yaban, diri memelerinden ısırmak
    Dudaklarındaki tuzu dudaklarıma almak için
    Çok oldu tepelere vurdum kendimi
    Bulutlara karıştım ve karanlık kahvelerde
    Tıraşı uzamış adamlardan
    Huylarını öğrendim senin.
    Mahmur bir tohumdun delikanlı bağrıma.

    Ve hatırlıyorum lokavt vardı
    Bezgin fabrika düdüklerinin
    Dizlerine yatırılmış olan sabah
    Senin kalbini kakışlardı
    Tomarla muştuyu omuzlayarak genç adamlar
    Polisin sevmediği genç adamlar sokaklarda
    Patronları kudurtan gazeteler satarlardı.

    Ey şehre başaklar:
    Militan ruhlar ekleyen hayat!
    Gün turuncu bir hayalet gibi yükseliyorken
    İzmarit toplayan
    Çocukların üstüne
    Çekleri imzalanıyorken devlet katlarında faşizmin
    Bacımı koyvermiyorken şizofreni,
    Yüzüme bak
    Ve rahmini bana doğru tekrarla

    Ben öyle bilirim ki yaşamak
    Berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır
    Çünkü biz savaşmasak
    Anamın giydiği pazen
    Sofrada böldüğümüz somun
    Yani ıscacık benekleri çocukluğumun
    Cılk yaralar halinde;
    Yayılırlar toprağa
    Etlerimiz kokar
    Gökyüzünü kokutur
    Çünkü biz savaşmasak
    Uzak Asya'dan çekik gözlerimiz
    Küba'dan kıvırcık sakallarımızla
    Savaşmasak
    Güm güm vurur mu kömürün kalbi Kozlu'da
    Kesan'da, Kandehar'da ümüğüne basılır mı vahşetin

    Ve sen boynunu öperken beni sarhoş
    Bir okyanusla titreten hayat
    Sevgilim olur musun.
    Ben savaşarak senin
    Bulanık saçlarından tutp
    Kibirli güzelliğini çıkartıyorum ortaya
    Dünya
    Kirletilmez bir inatla dönüyor
    Altımıza yıldızlar seriliyor
    Yüzüm suya davranıyor koşaraktan.
    Ve inzal.
    İsmet Özel
    Sayfa 107 - Tiyo Yayınları 36. Baskı 2017
  • Gaip tekrar paylaştı.
    Sana durlanmış kelimeler getireceğim
    pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler
    kelimeler, bazısı tüyden bazısı demir
    seni çünkü dik tutacak bilirim
    kabzenin, çekicin ve divitin
    tutulduğu yerden parlayan şiir.

    Zorlu bir kış geçirdim, seninki gibi neftî
    acıktım, bitlendim, bir yerlerim sancıdı
    sökmedi ama hoyrat kuralları faşizmin
    çünkü kalbim aşktan çatlayıp yarılırdı.
    Her sabah çarpışarak çekilirdi karanlık alnacımdan
    acılar bile duymadım kof yürekler önünde
    beynim her sabah devrimcinin beyniydi
    ayaklarım donukladı gelgelelim
    sağlığın yerinde mi?

    Yaraların kabuğu kolayca kaldırılıyor
    halkın doğurgan dünyasına dalmakla
    onların güneşe çarpan sesini anlamayan
    dört duvarın, tel örgünün, meşhur yasakların sahipleri
    seyir bile edemezken içimizdeki şenliği
    yılgı yanımıza yanaşmazken
    bizi kıvıl kıvıl bekliyorken hayat
    yıkılmak elinde mi?
    Boşuna mı sokuldu bankalara
    petrol borularına kundak
    kurşun işçinin böğrünü boşuna mı örseledi
    varsın zındanların uğultusu vursun kulaklarımıza
    yaşamak
    bizimçün dokunaklı bir şarkı değil ki.
    Bu yürek gökle barışkın yaşamaya alışmış bir kere
    ve inatla çevrilmiş toprağın çılgarına
    yazık ki uzaktır kuşları, sokaklarıyla bizim olan şehir
    ama ancak laneti hırsla tırpanlayamamak koyuyor insana
    öpüşler, yatağa birden yuvarlanışlar
    sevgiyle hatırlansa bile hatta.

    Köpüren, köpürtücü bir hayatın nadasıdır kardeşim
    bütün devrimcilerin çektikleri
    biliriz dünyadaki yorgunluk habire mızraklanır
    dağlarda gürbüz bir ölümdür bizim arkadaşlarınki
    pusmuş bir şahanız şimdilik, ne kadar şahan olsak
    ama budandıkça fışkıran da bizleriz
    ölüyoruz, demek ki yaşanılacak...
104 okur puanı
10 May 2016 tarihinde katıldı.

Şu anda okudukları 2 kitap

  • Ruh Adam
  • Erbain

Okuduğu kitaplar 233 kitap

  • Bitmeyen Savaş
  • Genç Werther'in Acıları
  • Kujo
  • Deccal Ve Karanlık Öyküler
  • Anayurt Oteli
  • Otisabi 5 - Kadınlara Fısıldayan Adam
  • Mürebbiye
  • Yakıcı Sır
  • Gazi Mustafa Kemal Atatürk
  • Kağıt Ev