Bu dünyada ya herkes Sabri abi olsun ya da hiç ama hiç kimse Sabri abi olmasın. Onlar fazla geliyor bu dünyaya, onları anlayamıyoruz. Onların iyi niyetleri, o kibar halleri, dürüstlüğü, fazla geliyor bu dünyaya. Kabullenemiyoruz da ezip yok etmek için tüm gücümüzle savaşıyoruz onlarla. Gel de delirme Sabri abi. Ne de iyi ettin delirerek.
Kimileri gülümsemelerinin ardında bir pislik barındırır, kimileri kocaman bir karanlık. Bir tek Sabri abiler böyle içten, böyle doğal, böyle güzel gülebilir.
Bu dünyada iki tür insan vardır. Bir; aç gözlü, sinsi, menfaatçi, alçak, kendini beğenmiş, sevgi dilenip sevildikçe çirkinleşen (...)
Bir de; tüm bu pisliklere genellikle hiç direnmeden gülümseyen, iyilik yaptıkça ezilen, ezildikçe gülümseyen, gülümseyen, gülümseyen Sabri abiler var... Tüm iyi niyetlerini sonuna kadar sömürdüğümüz, aşağıladığımız, dalga geçtiğimiz, iyi niyetlerini salaklık olarak gördüğümüz, kendimiz gibi iğrenç olan başka insanları eğlendirmek için kullandığımız Sabri abiler var. Ezik bulduğumuz, işimiz düşmedikçe selam bile vermediğimiz Sabri abiler...
Neden hâlâ gülümsüyorsun Sabri abi? Lütfen ne kadar zavallı yaratıklar olduğumuzu gördüğün için olsun... Lütfen acınacak olanın bizler olduğunu bildiğin için olsun bu gülümsemen... Yoksa delireceğim.
Bağır, haykır, küfret Sabri abi.
Gülümseme Sabri abi içim acıyor. Gülümseme Sabri abi, oturup ağlayacağım yoksa. Gülümseme daha fazla Sabri abi, kendimi asacağım.
Kitap başlarda sıkıcı, sıradan bir hikaye gibi geliyor fakat sonrasında insanın içini yakan, sarsan, perişan eden bir hâl alıyor. Özellikle karakterimizin çocukken babasıyla yaşadıkları kısmında oturup ağlayasım geldi, neyse ki ortamım müsait değildi de yapamadım. :)
Şimdi herkese öneriyorum bu kitabı fakat lütfen siz bir daha bana böyle kitaplar