Mustafa Kemal Baba

Mustafa Kemal Baba
@mustafa4988
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2025 22:02
Din ve siyaset birbirlerine ne kadar da çok benziyorlar. İkisinin de insanlar üzerinde etkisi aynı. İkisini kullananların da tek bir amacı var; gücü elinde tutmak. İnsanlar doğa üstü varlıklara ya da insanlara tapmıyorlar aslında, onların taptıkları şey güç. Gücün kendisinde getirdiği korkuya tapıyorlar... Hiçbir Kral, Padişah, Hükümdar kendisinden daha üstün bir varlığına tahammül edemez fakat din ve tanrı yıllarca bu kişiler tarafından korunmuştur. Çünkü insanları baskı altında tutabilmek ve istedikleri şekilde yönlendirmek için çok daha fazla korku yayabilecekleri bir silah henüz icat edemediler. Günümüzde bile insanların bir çoğu cennete gidebilmekten çok cehennemde yanmaktan korktukları için dini görevlerini yerini getirmekteler. Korkunun etkisi her şeyden üstün bir durumda. Ondandır ki en barbar kavimlerden en çağdaş toplumlara kadar hepsinin taptıkları şeylerin altında mutlaka bir vahşet bulunmaktadır. Meslier'e göre bütün dinler insan buluşudur. Bundan dolayı da saçma, hayal ve yalandır. (Sayfa:33) Yazarımız tüm dinlerin politikacılar tarafından bulunup şarlatanlar tarafından yayıldığını savunuyor. Ne kadar yıkılmaz ve korku yayan dinler icat edilirse, yıkılması da o kadar zor olacağından, dünya üstü güçlerle, mucizelerle ve cennet cehennem gibi ödül ve cezalarla süslemiş bulunmaktadırlar. Yüce yaratan olarak bahsedilen, iyilik ve sevecenlik gibi babacan bir varlığın sinirlendiğinde vermiş olduğu cezalar, aciz ve onun karşısında güçsüz olan ve aynı zamanda içinde kötülüğü de barındıran biz insanların bile başka bir insana yaptığımızda vicdanımızı sızlatacak türden şeyler. Kısacası bir baba çocuğuna bunu yapar mı dediğimiz türden cezalar veriyor. Kendisine inanılması için inanmayanların kılıçtan geçirilmesini haklı bulan bir baba. Herkesin onu sevmesi
SağduyuJean Meslier · Kaynak Yayınları · 2019372 okunma
Reklam
Ah Ulan Sabri Abi
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2024 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2024 20:45
Bu dünyada ya herkes Sabri abi olsun ya da hiç ama hiç kimse Sabri abi olmasın. Onlar fazla geliyor bu dünyaya, onları anlayamıyoruz. Onların iyi niyetleri, o kibar halleri, dürüstlüğü, fazla geliyor bu dünyaya. Kabullenemiyoruz da ezip yok etmek için tüm gücümüzle savaşıyoruz onlarla. Gel de delirme Sabri abi. Ne de iyi ettin delirerek. Kimileri gülümsemelerinin ardında bir pislik barındırır, kimileri kocaman bir karanlık. Bir tek Sabri abiler böyle içten, böyle doğal, böyle güzel gülebilir. Bu dünyada iki tür insan vardır. Bir; aç gözlü, sinsi, menfaatçi, alçak, kendini beğenmiş, sevgi dilenip sevildikçe çirkinleşen (...) Bir de; tüm bu pisliklere genellikle hiç direnmeden gülümseyen, iyilik yaptıkça ezilen, ezildikçe gülümseyen, gülümseyen, gülümseyen Sabri abiler var... Tüm iyi niyetlerini sonuna kadar sömürdüğümüz, aşağıladığımız, dalga geçtiğimiz, iyi niyetlerini salaklık olarak gördüğümüz, kendimiz gibi iğrenç olan başka insanları eğlendirmek için kullandığımız Sabri abiler var. Ezik bulduğumuz, işimiz düşmedikçe selam bile vermediğimiz Sabri abiler... Neden hâlâ gülümsüyorsun Sabri abi? Lütfen ne kadar zavallı yaratıklar olduğumuzu gördüğün için olsun... Lütfen acınacak olanın bizler olduğunu bildiğin için olsun bu gülümsemen... Yoksa delireceğim. Bağır, haykır, küfret Sabri abi. Gülümseme Sabri abi içim acıyor. Gülümseme Sabri abi, oturup ağlayacağım yoksa. Gülümseme daha fazla Sabri abi, kendimi asacağım. Kitap başlarda sıkıcı, sıradan bir hikaye gibi geliyor fakat sonrasında insanın içini yakan, sarsan, perişan eden bir hâl alıyor. Özellikle karakterimizin çocukken babasıyla yaşadıkları kısmında oturup ağlayasım geldi, neyse ki ortamım müsait değildi de yapamadım. :) Şimdi herkese öneriyorum bu kitabı fakat lütfen siz bir daha bana böyle kitaplar
Fareyi Öldürmekİrfan Yalçın · H2O Kitap · 2017401 okunma
10/10
·348 syf.··
Beğendi
·
2024 22. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2024 21:56
Bu dünya çarklar sayesinde dönüyor. Mekanik bir düzeni var; toprakla, suyla, dağlarla gizlenmiş. Büyüklü küçüklü çarklar sayesinde akıp gitmeye devam ediyor zaman, akrep ve yelkovan misali. En küçük çarklar en çok enerji sağlayanlarıdır. Bütün gücüyle daha büyük çarkların dönmesi için çabalayıp dururlar. Hepsinin ama hepsinin tek bir amacı vardır akreple yelkovanın zamanımızı çalıp tüketmesi. Patron diyor ki; bu düzen böyle gelmiş ama böyle gidemez. Birisinin bu çarkların içine çomak sokması gerek. Birileri artık uyanmalı, birileri elini taşın altına koymalı, birileri çıkıp bu düzene dur demeli. İnsanlara değer vermeli, onların ellerinden tutmalı, onların sesini duymalıyız. Anlatmalıyız onlara her şeyi. Zorba diyor ki; sus patron! Sus! Öyle kolay mı bu düzeni değiştirmek. Hadi yıktın diyelim bu düzeni, yerine neyi inşa edeceksin? Şimdikinden çok daha iyi olacağını nereden biliyorsun? Çarksız da dönmeye devam edecek mi bu dünya? Yeni bir dünya mı kuracaksın yoksa yıkıntılar içinde mi bırakacaksın bu dünyayı? Ezilen ve ezen... Bu kavram insanlıkla yaşıttır. Belki de doğanın bir kanunudur. Olması gereken de budur belki de. Evet ezenler acımasız, gaddar, her birinin içinde birer katil yatmakta. Evet ezilenler; direnmekte, sesini yükseltmekte, yeri geldimi savaşmakta haklılar. Fakat ezenler kötü, ezilenler iyiler tanımı yanlış. Evet ezilenler hep daha insancıl isteklerde bulunurlar. Eşitlik isterler, özgürlük isterler, barış isterler, insan gibi yaşamak isterler. Ezilenler "İYİ'ler" çünkü başka seçenekleri yok. Onlar sadece isterler çünkü zorla alabilecekleri güçleri yok. Patron; gerçeğe, sorulara, sebeplere, kitaplardan ulaşmaya çalışan. Bulduğu cevaplardan sonra içi içine sığmadığı halde eyleme dönüştüremeyen. Tüm hayalleriyle kendi içine hapis olan bir adam. Ta ki
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,6bin okunma
9/10
·680 syf.··
Beğendi
·
2024 18. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2024 22:33
Okuduğum her eserde kendimi istemeden bir karakterin yerine koymuş bulurum. Onunla beraber üzülürüm, acı çekerim. Bazen aşık olurum onunla beraber, bazen de ölümü düşlerim. Belki de ilk defa bir karakterden bu kadar korktum. Belki de hayali bir karakterden öte bir şey olduğunu fark ettiğim içindir. Kendimi onun yerine koyamadım. Korktum. Herkesin dibi gördüğü zamanlar vardır elbet, hatta biraz oturup düşünürsek gerçekten mutlu olduğumuz anların kısıtlılığı ürkütücü bile gelebilir bize. Bizler kendimizi kandırmayı çok iyi beceren varlıklarız. Olmadık hayaller kurarız, kandırırız kendimizi. Mutlu aile resimleri, aşk dolu evlilikler, ve mükemmel ebeveynleriz hepimiz. Hepimiz çok güzeliz, hepimiz çok yakışıklı. Daha da kötüsü var, sahte hüzünler yaşayanlar... En çok ben acı çektim, en çok ben diye avaz avaz bağıran sahte kişilikler... Kimseye üzülmezler bunlar, kimsenin acısını hissetmezler. Bazen dinliyormuş gibi yaparlar ve ilk fırsatta sözü alıp tekrar tekrar kendilerine ağlamanızı isterler. Sizin enerjinizi sömürdükçe hayat bulur bu tipler. Oysa bu kitapta gerçekten bir dibe vurmuşluk var desem okuduklarımın yanında eksik kalır. Dibin de dibini görmek daha doğru olur. Arttırıyorum dibin dipsizliğinde kaybolmuş bir karakter var bu kitapta. Tutunamayan demiyorum çünkü tutunacak bir dalı da yok etrafında. Uyanış diyebiliriz buna... Uyanış... Dip değil, gerçeğe uyanış. Tüm sahteliklerden arınmış, düşlerden sıyrılmış, gerçeği en acı şekilde görmüş bir karakter. Hepimiz bir oyunun içindeyiz. Bize bazı roller biçmişler ve bizler bu oyunu en iyi şekilde oynamaya çalışıyoruz. Çocuk dediğin böyle olur, anne/baba dediğin böyle. Kadın dediğin böyle olur, adam dediğin böyle. Kızlar Barbie bebekler gibi olmalı, güzel, dikkat çekici ve kırılgan. Erkek dediğin temeli sağlam atılmış
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,5bin okunma
Puan vermedi·251 syf.··
2024 14. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2024 21:35
120 günlük yolculuğu, kısacık bir öyküye sığdırmış Marlo Morgan. Bir Mutant'ın (bizden biri) Gerçek İnsanlar'la (Aborjinler'le) olan bu yolculuğu öğretilerle dolu. Hayata onların gözlerinden bakmak, doğayı bir de onların sesinden dinlemek gerek. Hatta sessizliğin bile ne çok şey anlatabileceğini onlardan öğrenebiliriz. Yarınlar için ne çok çaba harcıyoruz bizler. Ve yarınlardan beklentilerimiz asla azalmıyor veya bitmiyor. Bitmedikçe kendimizi, ruhumuzu, bedenimizi tüketmeye devam ediyoruz. O geleceği belli olmayan yarınlar için. Bir de bunun çok daha geniş kitlelerce yapılanları var. Savaşlar gibi... Kısacık ömrümüzü birbirimizi öldürerek geçiriyoruz... Kim ne derse desin, çocuğu, genci, yaşlısı, fakiri, zengini hepimiz kaos gibi bir ortamda yaşıyoruz. Herkes stresli, herkes korkuyor bir şeylerden. Kimisi aç kalmaktan, kimisi milyonlarını kaybetmekten, kimisi daha fazlasını kazanamamaktan korkuyor. Gelecek korkutuyor hepimizi. Yeni çağdaş dünyada, tüm renkler hiç olmadığı kadar parlak, ışıltılı, göz alıcı, ama hiçbiri gerçek değil artık... Kapitalizm sayesinde kocaman bir yalanın içinde yaşayıp duruyoruz. Bizi bir şeylere ihtiyacımız olduğuna inandırıyorlar ve bu ihtiyaçlar hiç bitmiyor. Çağdaş insan olacağız diye tüm insani değerlerimizi birbir kaybediyoruz. Peki farklı bir dünya mümkün mü? Avustralya'nın yerli halkı olan Aborjinler biz Mutant'ların hayatlarından çok daha farklı bir hayat yaşamaktalar. Biz Mutant'lar insanları bile ırk, din, sınıf olarak ayrı tutuyor. Bir tarafı daha üstün gibi göstermeye çalışıyorken onlar sadece insanları değil, tüm doğayla bütünleşmiş durumdalar. Ben/Sen diye bir şey yok onlarda. Acılar da ortak, mutluluklar da. Kendilerini hiçbir şeyden daha üstün görmemekteler. Avladıkları hayvanlara da bitkilere de dağa da taşa da ayrı bir
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Klan Yayınları · 201927,5bin okunma