Kimdi bu, bir melek değildi. Yıldızlardan biri de olamazdı. Onların köpüğüyle yıkanmış, ovulmuş onların parıltılarını almıştı. Fakat kendisi yıldız değildi. Hiçbir yıldıza, hiçbir meleğe bu kadar yakınlık duymamıştı. Burada bütün yakınlıklar Rabb'e giderdi. Ondan gayrısına kimse kendini yakın bulamaz, hiçbir şey ondan gayrısına bağlanmazdı.
Adem ona sordu:
- Kimsin?.. dedi.
- Benim, senden bir parçayım, dedi
- Evet, ama nesin?
Kadın cevap vermeden ona sokuldu Fazla bilmek için büyük bir iştihası yoktu. Ondan bir parça idi.
Başlarının ucunda bir yığın kanat hışırtısı, aydınlığı üstlerine eleyen uçus gördüler. Bunlar meleklerdi. Her türlü mücevher parıltısı içinde her ân değişerek onları seyrediyorlardı. Hayretten hepsi Rabb'i tesbih ve tahmid etmeği unutmuştular.
Adem onlara sordu:
⁃ Yalnızlığının aynası, dediler
Âdem, içinde hiçbir şey değişmemiş gibi onlara:
- Ben yalnız değilim ki. Sizlerle beraberim... dedi..
O zaman Adem yalnızlığının aynasına yeni baştan döndü. Onu kollarının arasına aldı. Uzun uzun baktı. Daha sonra, Serendip'te yorgunluktan sonra ilk rastgeldiği kaynaktan nasıl su içmişse şimdi de Havva'ya öyle doyamadan bakıyordu.
Ne kadar güzel, ne kadar sıcak, ne kadar her şeyin yerine geçebilecek gibiydi Havva...