“Uyku, Freud'un öğrencilerinden birinin dediği gibi, bilinçdışının okuyucu rolü taşıyıp yeni materyalleri yorumladığı ve önceden var olan yapılar çerçevesinde özümsediği bir "bireysel psikoterapi" biçimidir. Bu yüzden çoğu insanın deneyimlerden bir şeyler öğrenmesi çok zordur, dolayısıyla hayatımızı aynı eski yollara saplanıp aynı kalıpları veya aynı hataları tekrarlayarak geçirme eğilimindeyiz, hem de bunun bir sefalet kaynağı mı yoksa tatmin kaynağı mı olduğuna bakmaksızın.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Yaşamının mercek altına alınmasından gizliden gizliye zevk almayan bir hastayla daha hiç karşılaşmamıştı. Mercek ne kadar büyük gösterirse hasta o kadar çok zevk alırdı. İncelenmekten alınan keyif o kadar büyük olurdu ki Breuer yaşlanma, sevdiklerini kaybetme ve dostlarından fazla yaşamadaki asıl acının sizi inceleyen gözlerinin bulunmaması olduğuna inanırdı."
Egemenliği paylaşmak apoletleri ve halıları paylaşmak değildir. Hatta bana göre onlar sonra gelir. Biriyle egemenliği paylaşmak her şeyden önce suçları paylaşmaktır.
"İnsanların yürekleri arasındaki bağ yalnızca uyum üzerinden oluşmuyordu. Aksine, bir yaradan diğerine daha derin bağlar oluşuyordu. Acı acıyla, kırılganlık kırılganlıkla yürekleri birbirine bağlıyordu. Elemli çığlıklar olmadan suskunluk, kan toprağa akmadan affediş, insanın içi lime lime eden kayıplardan geçmeden kabulleniş mümkün değildi. İşte bu, gerçek uyumun kökünde var olan şeydi."