Her zaman olduğu gibi kurduğunuz ilişkiler ne kadar bayağı olursa olsun bir ilişkinin renkli olduğuna ve ilişkiyi renklendirenin karşınızdaki olduğuna inandırırsınız kendinizi. Her gün farkında olmadan kendinizi buna motive etmek için egzersizler yaparsınız. Her tavra her mimiğe, gülümseyişe ve basit fikirlerden farklı güzel anlamlar ararsınız. Kendinize hoş görünmelerini sağlayacak ve tüm bu boşluklara sahip olmanın verdiği güçle mutlu olacaksınız. Ve o tabloyu öyle bırakıp birkaç adım öteye ilerleyip, tablonuza baktığınızda ne kadar yapay çizgilerin ve ne kadar cansız renklerin olduğunu göreceksiniz. Ama kimse bunu yapmaz. Hazırlanan eserin içinde mutlu mesut yaşamak hoş bir duygudur çünkü.
Çıkara dayalı ilişkilerde taraflardan herhangi birinin çıkarına ters düşen durumda verilen tüm sözleri, gösterilen tüm sözde iyi niyetleri, vaat edilen tüm sevgi tümcecikleri nasıl bir anda siliniyorsa işte onun adına olan her şeyde böyle silinmişti.
Neden, hak ona sahip olmayı hak edecek kadar haklı olanın elinde olmuyordu?
Neden ilahi bir güç bu hak hırsızlığına müdahale etmiyordu, neden insanlar hakkı olmayan şeyleri yapabiliyordu ve adalet temsilcileri neden her şey olup bittikten sonra hak aramanın, haksızlıkları engellemenin peşine düşüyordu? Neden değerler kaybedilmeden, güzellikler kirlenmeden önce birileri harekete geçmiyordu?
İzlenen yola bağlı olsa da önemli olanın kişinin isteği doğrultusunda bir yol izlemesinin olduğunu ve önem arz eden yargının doğruluğunu yeterli geçerlilikte kabul edersek onlar erdemlerden Mahrum doğmuş kimselerdir. Tabi bu mahrumiyet içinde doğmuş kişiler içinde de sıradan olmayanlarda vardır ve onlar bu aleyhlerine olan durumu lehlerine çevirmek, amaçlarına ulaşmak için kullanırlar.