Sıradan insanlar; yani bir kalıp içine sokulmayı kabullenmiş ve kalıbın verdiği şekle göre bir yaşam biçimini benimsemiş, devir daim dönen bir çarkın dişisi olmuş insanlar, değişimlerden her zaman korkarlar
Toplum her an iletişim halindedir ve bu sayede yaşayan bir olgudur. Yaşayan bir gerçekliğin tanımı ise asla yapılamaz ve onunla ilgili tüm yargılar da anbean bir değişim süreci içerisinde olacağı için Yanılma payı oldukça yüksektir.
Her okuduğum kitabında Sabahattin Ali beni daha çok etkiliyor. Sanki o an farklı bir gözle insanları görüyor bilinmezliklerine yol alıyorum. Belki ben okuyucu olarak değil de romana bir karakter olarak dalıyorum ve bana yoldaşlık ediyor. Olaylara tanıklık eden bir arkadaş misali beni yanında yöresinde sürüklüyor. O üzülürken ben üzülüyorum o ağlarken bende. Karakterleri özümsettiğini hissettiriyor ve bazen okuyamayacak duruma geliyorum. Çünkü olayların içinde hissediyorum kendimi.