Bütünlüklü bir birleşik kuramın keşfi, türümüzün hayatta kalma şansına etkide bulunmayabilir. Hatta yaşam şeklimizi bile etkilemeyebilir. Fakat uygarlığın doğuşundan beri, insanlar olayların birbirleriyle ilişkisiz ve açıklanamaz olmasını görmekten mutlu olmamışlardır. Dünyanın altında yatan düzeni kavramak için hep can atmışlardır. Bugün hâlâ neden burada olduğumuzu ve nereden geldiğimizi bilme arzusuyla yanıp tutuşuyoruz. İnsanlığın bilgi için duyduğu en derin tutku, mevcut arayışımızı sürdürmek için yeterli bir gerekçelendirme. Ve amacımız içinde yaşadığımız evrenin bütünlüklü bir tasvirini sunmaktan daha azı değil.
Günümüzün bilim insanları evreni iki temel kısmi kuram temelinde betimliyor: genel görelilik kuramı ve kuantum mekaniği. Her iki kuram da yirminci yüzyılın ilk yarısının büyük entelektüel başarısıdır. Genel görelilik kuramı kütleçekim kuvvetini ve evrenin gözlemlenebilir büyüklüğünü, eşdeyişle yalnızca birkaç kilometrelik büyüklüğünden milyon milyon milyon milyon (1 ve yanında yirmi dört sıfır) büyüklüğüne kadar olan büyük ölçekteki yapısını betimler. Diğer yandan kuantum mekaniğiyse bir santimetrenin milyonda birinin milyonda biri kadar oldukça küçük ölçeklerdeki olgularla uğraşır. Ancak ne yazık ki bu iki kuram birbiriyle tutarsızlık gösterir; her ikisi de aynı anda doğru olamaz. Günümüz fiziğindeki en büyük uğraşlardan biri, ki bu elinizdeki kitabın büyük bir kısmının da konusudur, söz konusu iki kuramı bir araya getirecek yeni bir kuram, yani kuantum kütleçekim kuramı arayışıdır. Böylesi bir kurama henüz sahip değiliz ve uzun bir süre daha da sahip olamayabiliriz, fakat halihazırda bu kuramın sahip olması gereken pek çok özelliği biliyoruz.
Piyasa, sürdürülemez iyimserlik (hisse senetlerini çok yükseltir) ile gereksiz kötümserlik (hisse senetlerini çok düşürür) arasında hiç durmadan sallanan bir sarkaçtır. Akıllı yatırımcı kötümserlerden alıp iyimserlere satan bir realisttir.