Schrödinger'in Kedisinin Peşinde

8,6/10  (12 Oy) · 
21 okunma  · 
12 beğeni  · 
837 gösterim
Çok başarılı bir bilim yazarı John Gribbin: Kuantum kuramının şaşırtıcı tuhaflığını hayatımıza sokuyor, düşünülebilir hale getiriyor. Gündelik dünyadan analojilere başvuruyor, ama aynı zamanda bu analojilerin atomaltı dünyadaki yetersizliğine, hatta yanıltıcılığına dikkat çekiyor. Örneğin okullarda hâlâ öğretilen Bohr atom modelinin kafamıza kazıdığı elektron yörüngeleri gibi "resimler"den kurtarmaya çalışıyor zihinlerimizi. Kuantumun öyküsüne ışığın hem parçacık hem de dalga olduğunun keşfedildiği 20. yüzyılın ilk yıllarından başlayan yazar, elektronların da aynı özelliğe sahip olduğunun ne tür önyargılara karşı, nasıl bir mücadeleyle keşfedildiğini, yaygın kabul gören Kopenhag yorumunu ve bilimkurguya da ilham vermiş "Paralel Evrenler" yorumunu anlaşılır bir dille anlatıyor.
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2012
  • Sayfa Sayısı:
    294
  • ISBN:
    9789753425193
  • Orijinal Adı:
    İn Sarch Of Schrödinger's Cat
  • Çeviri:
    Nedim Çatlı
  • Yayınevi:
    Metis Yayınları
  • Kitabın Türü:
Zehraca 
 25 May 2017 · Puan vermedi

Erwin Schrödinger' in Kuantum fiziğinin karmaşıklığıyla dalga geçmek için ortaya attığı bu düşünce deneyi, bugün en az Kuantum Kuramının kendisi kadar ünlü. Schrödinger'in kedisi...

Kuantum fiziğini; tarihçesi ve kavramlarıyla anlatmış akıcı, anlaşılır ve güzel bir kitap. Tabi anlaşılır dediysem kitaba başlamak için, kuramın en azından ana hatlarıyla ne olduğunu, teknik terimlerini, fizik terminolojisini yüzeysel de olsa biraz bilmeniz gerekiyor.

Hiç bilmiyorum ama yine de merak ediyorum diyenlere önerim öncesinde biraz araştırma yapıp Kuantum Mekaniği ve Teoremi hakkında fikir sahibi olduktan sonra okumaları. Bu konuda benim size tavsiyem aşağıda linkini vereceğim Brian Greene 'e ait The Elegant Universe serisini izleyip kitaba öyle başlamanız. Hatta kitabı okumaya niyetiniz yoksa bile yine de bu seriyi izlemenizi şiddetle öneririm. Yaşadığımız evrenin mükemmelliğini biraz olsun anlamak adına size çok şey katacağından eminim. Çünkü seride Kuantum Fiziğinin yanı sıra; çoklu evrenler, uzay-zaman ilişkisi ve genel görelelik gibi ilgi çekici konular da mevcut.

1. Bölüm: Zaman - https://www.youtube.com/watch?v=4oBAX_-INg0
2. Bölüm: Uzay - https://www.youtube.com/watch?v=Vt73GtmC8Q0
3. Bölüm: Kuantum - https://www.youtube.com/watch?v=JzZngajQlmA
4. Bölüm: Çoklu Evren - https://www.youtube.com/...pQ4JZu8n6OY&t=3s



Bu tarz kitapları okumaya bayılıyorum. Okuduğum dini kitaplardan daha fazla heyecanlandırıyor beni, çünkü bana göre doğru bakış açısıyla okunduğunda; Allah'ın büyüklüğünü, sonsuz yaratma kudretini ve eserlerindeki mükemmelliği dini kitaplarda anlatıldığından çok daha net bir şekilde anlatıyor. Bu kitabı okurken Tasavvuftaki '' Eserde Müessiri bulmak '' kaidesini iliklerime kadar hissettim diyebilirim.

Tabi bu kitabı okumanın acı tarafları da var. Müslüman bir ülkede sokaktan birini çevirseniz ve adlarını söyleseniz ( tabi tanıyabilirse ) '' Kafir onlar cehennemde yanacaklar '' diye hakaret edeceği bu insanlar, hakikatin peşinde vakitlerini, paralarını, sağlıklarını, akıl sağlıklarını hatta canlarını bile feda ederken, Allah'ın eserleri üstüne daha fazla kafa yorması, araştırması gereken biz müslümanlar, haşa Allah bizim tapulu İlahımızmış gibi yerli yersiz konuşuyor olmamıza rağmen neden Kainata ve onu anlamaya çalışan bilime karşı bu kadar alakasızız. Daha fazla kafa yormak derken şunu da belirtmeden geçmeyeyim: Allah'tan kastım sadece İslam dinindeki Allah kavramı değil, bütün inanışlardaki Tanrı kavramı.

Bu soruyu sorduğumda bu tarz Bilimi boş iş olarak niteleyen insanlardan aldığım cevap genelde şu oluyor; '' E canım bu dünya geçici, ne gerek var o kadar araştırmaya, kafa patlatmaya, Allah yaratmış işte. Hem onu yaparken harcayacağın zamanı ibadetine harca da cennete gitmeni garantile. '' oluyor. Eminim birçoğunuz bunu birilerinden duymuşsunuzdur.

Ne kadar çarpık bir bakış açısı. Bir kere en başında eserin Yaratıcısına hakaret. Düşünsenize bir ressam belki yıllarca uğraşıp bir sanat eseri ortaya koyuyor ama siz öylesine yanından geçip gidiyor yüzüne dahi bakmıyorsunuz. Sonra madem bilim boş ve geçici şeyler ile uğraşıyor, niye o bilimin ürettiği nimetlerden herkesten önce bu cümleleri söyleyenler yararlanıyor.


Bugün büyük bir kitleye hitap eden bir din adamı, Mars araştırmaları hakkında çıkıp; '' Masrafa değmez. '' açıklaması yapıyor. Ya da bir başka ruh hastası ben dünyanın yuvarlak olduğuna inanmıyorum diyor. Bunlar 21. yüzyılda İslam dünyasının sözde din alimleri. Ziya Paşa' nın da dediği gibi; '' Ne günlere kaldık Ey Gâzi Hünkâr. Katır mühürdâr oldu eşek defterdâr.

Sorsanız bu zevatın baş kafir diye nitelendireceği Darwin' e bakalım mesela. Ne yaptığına, nasıl uğraştığına, emeklerine hayran olmamak imkansız. Charles Darwin sırf içinde yaşadığı dünyayı daha iyi anlamak adına 1800 lerde 5 yıl gemi yolculuğuna katlanmış, ( ki dönemin şartları düşünüldüğünde ne kadar büyük bir fedakarlık olduğu daha iyi anlaşılır) daha sonrasına 18 yıl boyunca bu yolculukta yaptığı gözlemlerle ilgili çalışmalar yürütmüş ve sonunda bugün dünya bilim tarihini değiştiren meşhur teorisini kitaplaştırmış bir Bilim adamı. Teorisine katılırsınız katılmazsınız o size kalmış. Ama azıcık vicdanınız varsa en azından verdiği emek yönüyle Darwin'in saygıyı, bu köhnemiş göbek dini müritleri ve mürşitlerinden çok daha fazla hak ettiğini kendiniz de görürsünüz. Ki evrim teorisini belli sınırlar haricinde hakikat olarak görmeme rağmen, ben bu adamın emeğini öğrendiğimden beri hem kendisine daha fazla saygı duyuyor hem de teorisini daha ciddiye alıyorum. Acaba hala dünya yuvarlak değil diyen sizi kim ciddiye alıyor ya da alsın ?!

Onlar ve yığınları kendi bağnazlıkları içinde debelenip dursun. Biz gerçeğin peşinde olanlar Allah'ı anlamanın ve kavramanın bir yolunun da kainatı anlamak olduğunu bilelim. Evet Allah'a varmanın bir çok yolu var ve bunlardan biri kesinlikle Bilim.'' Ben Allah'ı Anlama '' kavramını bir çatıya benzetiyorum. Üç ayağı olan ve hangi ayağını çekerseniz çekin fark etmez, başımıza yıkılacak bir çatı. Bu ayaklardan biri Hz. Muhammed ve Hadis, biri Kur'an'ı Kerim, diğeri ise çoğu müslüman reddetse de Bilim. Birinden biri olmazsa kavrayışımız da hayatımız da daima eksik kalacak. Ve maalesef belki 300 yıldır bu eksiklik İslam Dünyasını esir almış durumda.

Bağnazlığın dünyamızı esir almadığı, Bilim ve hakikatin yolumuzu aydınlattığı güzel güneşli günler görmemiz dileğiyle.

Bilimle kalın :)