Milli sınırlar içinde Vatan bir bütündür!
Memleketi doğu ve batı diye ikiye ayırmak doğru değildir. Vatanı bir Kül olarak mütala etmeli, Kurtuluş için genel Çareler aranmalıdır.
Sayfa 81 - Masa Yayınları·Kitabı okuyor
Enver Paşa Atatürk'e sitem ediyor
Bunun ne maksadla yazıldığını anlamadım değil. Ben geçen sene Moskova'da iken Bekir Sami Bey'in tarafınızdan yürüttüğü mütala'ayı ma'kul bulmuştum. Zira Konya te'dibi, Yozgat ve sa'ire vekayi'ile 'aleyhinize dönen efkar-ı umumiye, belki de benim gelmemle yanlış bir fikir neticesi çok galeyana gelir diyerek, o zaman da muzır olan böyle bir hali vatanın menafi'ile muvafık bulmayarak, ricanıza amenna demiştim. Şimdi muvaffakiyet belirince tabi'i maksadınızı gösterdiniz. Beni ve arkadaşlarımı şahsi emellerinize engel sayıyorsunuz. Pekala! Fakat bunun için yalan söylemeye veya söyletmeye neden kendinizi mecbur görüyorsunuz?
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Rabiatül Adeviye önceleri ihlas ve Allah'tan karşılık beklemek (talep) kavramları içinde mütala edilen sevgi (aşk) kavramının tahlilini ilk kez ortaya koyan olmuştur.
Din
Malta Esirleri
İngilizler Malta'daki suçluları Kendi mahkemelerinde yargılıyorlardı. İstanbul'dan gönderilen deliller ihtiyacı cevap vermiyordu. Zira, bunların hemen tamamı bir ihbar, kulaktan duyma nakiller ve benzeri iddialar idi. İstanbul yüksek komiserliği'nin Ermeni ve Rum masası, en ufak ihbarı kafi'yi görüp tutuklamayı yaptırmıştı. Bu şekilde hareket ettiği ve zamanında her olay üzerinde dikkatle durmadığı için, eğer tutuklananlar içinde hakikaten suçlu varsa bile şimdi bunun tespit imkanı kalmıyordu. Nitekim bu durum kraliyet savcılığının 29 temmuz 1921 tarihli raporunda şöyle açıklanmıştı: bu kişiler hakkında eğer sevk edilecekleri mahkeme, bir İngiliz mahkemesinin talep edeceği nevi'den deliller talep ederse, savcılık büyük bir sıkıntıya düşer, şimdiye kadar Mahmutlar hakkında yaptıkları ithamların doğruluğu hususunda şahitlerden hiçbir yazılı vesika alınmamıştır. Herhangi bir şahit bulunabileceği şüphelidir. Delil olarak gösterilen hususlarda daha Salih bilgiler temin edilmedikçe kraliyet savcılığı, tetkikine sunulan vakaların herhangi birisinin başarıyla sonuçlanabileceği hakkında bir mütala beyan etmeye imkan görememektedir. Ermeni kırımı iddiası ispat edilemiyordu. İngilizlerin 2 yıllık delil arama çabası boşa gitmişti. İstanbul'daki İngiliz yüksek komiserliği ciddi bir delil bulamamıştı. Son bir umutla Amerika'ya dönüldü. Yüksek komiser Rumbolt, Malta sürgünlerini suçlayabilmek için; Amerika'nın elinde bol miktarda belge bulunduğu kuşkusuzdur demişti. Bunun üzerine 31 Mart 1921 günü Lord Curzon, İngiltere'nin Washington büyükelçiliği'ne bu yönde bir telgraf çekti. Fakat Washington büyükelçisinin bu telgrafa verdiği cevap çok ilginçti; Amerikan dışişleri bakanlığında birçok soruşturma yaptım. Bana bugün bildirildiğine göre, Amerikalıların elinde Ermeni sürgünü ve kırımı
Sayfa 44 - Ark kitapları Özgü yayıncılık İstanbul 2003·Kitabı okudu
Alıntı
Mütaláa (okuma) hüznü ve kederi mutlaka giderir. Kalbin en rikkatli ve en zengin noktalarını uyandırır, duyguları harekete geçirir.
Sayfa 133 - Kubbealtı Neşriyat, 7. Baskı, 2015 Haziran·Kitabı okudu
Tam bir kitap delisi (müsbet manada)
Bende kitab merakı dokuz yaşında hâsıl olmuş dur. Bugün tâm altmış senedir ne gecem gece, ne gündüzüm gündüzdür. Ömrüm kämilen bu merak arkasında koşmuşdur. Şöyle ki Diyarbekr'de bulunan beş yüz-altı yüz sene evvel tamam 1.040.000 (bir milyon kırk bin) cildi hâvî bir kütübhâne bulunduğunu pederim ve akrabalarım bana hikâye ederlerdi. Çocukluk bu ya, böyle milyonluk bir kütübhâne meydana getiremezsem bile, karınca kararınca hiç olmazsa on beş bin-yirmi bin cildlik bir kütübhäne meydana getirebilirim ya, diyerek dokuz yaşından şimdiye kadar -tam altmış sene oluyor- elime ne kadar para geçerse kâmilen kitab almaya hasr ve tahsis etmeye Cenâb-ı Hak ile ahd-ı misâk eyledim. İşte o tarihden beri kitab almaya başladım. Gerek derslerimi ve gerek târîhe dâ'ir kitablarımı gündüzlerden başka gece yarılarına kadar okur ve hatta ba'zı geceler lamba önünde kitâb mütâla'a etmekde olduğum hâlde sabahı bulurdum. Şâyed uykum galebe ederek yatmış olsam gece rüyada dahi kitâb mütala'a eder bir süretde görürdüm. Tarih ve edebiyyat mütála'asına o kadar inhimäk göstermiş idim ki her gece yatağımın etrafında yirmiden ziyâde târih ve edebiyyat kitabları bulunurdu ve hâlâ da bu böyledir.