#bugünkükelimemiz #mütâla
Hayalleri susturan bir ülkeyiz Hiç kimse başarı merdivenine elleri cebinde ulaşmamıştır J Kerh Moorhead Daha küçüklüğüm bugün gibi gelir aklıma babam annem onları hâlâ ilk günkü gibi hatırlarım ne yazıkki bugün artık hiç kimsede o tazelik ilk günkü heyecan kalmadı herkes günü kurtarma telaşında günümü nasıl bitirir de kazasız belasız kurtulurum diye soruyor hep birbirine oysa insan bir orman gibi hür ve kardeşçesine yaşamalı yanımızda götüremeyeceğimiz birikimler için bu kadar vebal yüklenmemeli insanın güzel bir hayali güzel bir niyeti ve tabuta koyup Yüce Allaha ikram edeceği amelleri olmalı ki yarın kulum ne getirdin dediği zaman pişman olmasın babamın hep hayali ve güzel düşleri vardı o güzel düşleri gerçekleştirmek sabah okunan ezanı tebessüm ve dua ile selamlar yeni güne selam verirdi babamın ve tüm insanın en büyük düşü nedir bilirmisiniz evin lokmasını helal temiz yoldan kazanıp çocuklarının önüne güzel bir aş koyabilmek evin geçiminden babam mesul ve vazifeliydi annem ise getirilen lokmayı biz 4 çocuğuna en güzel şekilde paylaştırırdı evet 6 kişilik bir aileydik dünyada küçük bir zerre ve pencereydik Benim bir hayalim vardı iyi bir yazar olmak duygularımı insanlara anlatabilmek gönüllere girmenin ilk yolu güzel bir söz sahibi olmaktı güzel söz ile kalplere girmek güzel bir nimet olsa gerek babam türkçe öğretmeniydi ve benim kitap okuduğumu görünce çok mutlu olurdu o uzun süren gecelerde beraber oturup ettiğimiz sohbetleri hiç unutamam onun tek sevgilisi tek değer verdiği köydeki öğrencileri ve ailesiydi iyi bir köy öğretmeniydi köyün zor şart ve karlı havalarda sabahleyin kahvaltısını yapmadan yola çıkardı ve sabah kahvaltısına kalktığımız zaman sandalyesi hep boş kalırdı sürekli yazı yazdığımı gören babam oğlum insan başarmak ile değil yola çıkmakla
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Dil ji min bir … Şox û şengê zuhrerengê Dil ji min bir dil ji min Awirên heybetpilingê Dil ji min bir dil ji min Wê şepalê miskê xalê Dêmdurê gerdenşemalê Cebheta biskan sema lê Dil ji min bir dil ji min Zulf û xalan nûn û dalan Wan ji min dil bir bi talan Goşeyê qewsê hilalan Dil ji min bir dil ji min Dên nedîrê bo `ebîrê Xemrî û gîsû herîrê Sîne kir amancê tîrê Dil ji min bir dil ji min Surşirînê nazenînê Kuştim û nakit yeqînê Wê bi çengala evînê Dil ji min bir dil ji min Fetl û taban da xuraban Ebleq û cohtê şebaban Dame ber pence û kulaban
Şiir
Kitap sevgisi
📓 _Kitaplara gösterilen hürmet de ilme hürmetten ileri gelir. Şu halde ilim talebesinin kitabı abdestsiz tutmaması gerekir. Rivayete göre Şemsuleimme el-Halvâî ulaştığı bu ilim mertebeye hürmet sayesinde ulaştığını söyler ve ders kağıdına bile abdestsiz dokunmadığını ifade ederdi. Şemsuleimme es-Serhasî abdestsiz dini kitaplara dokunmazdı. O bir defasında şiddetli karın ağrısına maruz kalmış ve dersini mütala ettiği bir gece boyunca on yedi  kere abdest almak zorunda kalmıştı._ 📓 _Zira ilim bir nurdur, abdeste bir nurdur, ilim için abdest alındığında ilmin nuru artar. Kitaba gösterilmesi gereken hürmetin bir örneği olarak kitaba karşı ayakları uzatmamaktır. Tefsir kitaplarını diğer bütün kitapların üstüne  koymalıdır. Kitabın üstüne başka bir şey koymamalıdır._ 📓 _Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı devleti dünyanın en zengin ve en güçlü devleti idi. Oysa günümüzde batılılardan borç para dilenir durumdayız. Neden mi? Çünkü 8 yıllık kısacık saltanatına kıtalar fethini sığdıran koca Sultan Yavuz Selim, develere yüklediği kütüphanesini bir an olsun yanında ayırmamakta, şehzadelik döneminde 3 saate indirdiği uykusuyla günde 8 saatini kitap okumaya ayırmıştı. Türkiye'de ise 5139 genç üzerinde Yapılan araştırmaya göre gençlerin %69'u adını hatırlamayacakları kadar uzun zamandır kitap okumadıklarını söylemişlerdir._ 📓 _Komünist Rusya'nın kurucusu Lenin Sibirya sürgününde Marks'ın kitabını Sibirya'nın dondurucu soğuğunda bin kez okurken muhteşem bir medeniyetin varisçileri olan bizler neyi kaç defa okuyor ve okuduklarımızı ne ölçüde hayata geçirebiliyoruz. Fert fert bunların muhasebesini yapmanın zamanı artık gelmedi._ 📓 _İlim tahsilinin şartlarından biri de kitap merakıdır. İlim adamı ekmek ve su kasar kitaba düşkün olmalıdır. Ekmek ve su nasıl bedenin ayakta tutabilmesi
1000k
El-Munkız Dosyası 7: Eleştirilerimiz
el-Münkız Mine'd-Dalâl (Türkçe-Arapça) Metne dair "bazı" eleştirilerimiz Aklın şüphe yolculuğunu anlatırken bir yerde örnek olarak rüyaların gerçek olmadığına dair bir şey söylüyor. Halbuki sonrasında rüyaları nübüvvetin bağlantısı içerisinde mütala ederken başka bir gerçekliğe açılan kapı anlamında yorumluyor. Biz de ikinci kısma katılıyoruz. Dolayısıyla ilk noktadaki ifadelerin yanlış anlaşılmayı önleyecek tarzda kullanılması daha iyi olurdu. Nübüvvete olan inancın mucize temelli olmaması ve peygamberin hallerini temele alarak inanılması gerektiğini savunuyor. Getirdiği delil ise sahte mucizele iddiaları, veya mucizelere dair şüphe iddialarının olması inanan kişiyi zora sokmasıdır. Hz. İsa'nın mucizesini görenlerin kabul etmediğini de ekliyor bu noktada. Halbuki aynı argümanlar peygamberin halleriyle ilişkili olarak kullanılabilir. Peygamberin hallerini gören herkes iman etmiş değil. Yine başka ahlak idollerini getirip yine inanan kişiyi zora sokmak mümkündür. (Eğer meseleye "zora sokmak" açısından bakacak olursak.) Kelam ilminin gayesini sadece akaidi savunma olarak ele alıyor. Literatür içerisinde bu görüşü destekleyen ve desteklemeyen iddialar bolca var. "Senin taklit hakkında söylediklerin içtihat yapılan bütün konularda geçerli olsa bile, inanç esaslarında geçerli olmaz. Çünkü itikadî konularda hata eden mazur sayılmaz. Dolayısıyla bu kimse nasıl bir yol izleyecek?" sorusudur." Gazali'nin bu soru üzerine Talimiye'ye verdiği cevap yetersiz. Çünkü cevabında ölçüleri Kuran'dan çıkardığı için Talimiyelerin de itiraz etmeyeceğini söylese de zaten Talimiye'nin itirazı da budur: Herkesin Kuran'dan çıkardığı hükme doğru gözüyle bakıyor, herkes Kuran'dan çıkardığını söylüyor, fakat başka başka iddialar öne sürüyorlar.
İslam
*münâcât.. Bismillahirrahmanirrahim ey yüce, ey azamet sahibi, ey halim ve ey bilen! sen benim rabbimsin ve senin ilmin bana yeter. "ne güzel rabdir benim rabbim ve ne güzeldir bana yeten!" dilediğine yardım edersin, sen, üstünsün ve merhamet sahibisin. hareketlerde, duruşlarda, sözlerde, isteklerde, akla gelebilen ve kalpleri gaipleri mütala etmekten alıkoyup perdeleyen vehim, zan ve şüphe gibi düşüncelerde senden masumiyet ve koruma istiyoruz. “şüphesiz müminler sınandılar ve şiddetli bir sarsıntı geçirdiler. o zaman münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar şöyle diyorlardı: Allah ve rasulü bize aldanmadan başka bir şey vaat etmedi.” bize sebat ver, bize yardım et ve Musa’ya denizi, İbrahim’e ateşi, Davud’a dağları ve demiri, Süleyman’a rüzgarı ve cinleri musahhar kıldığın gibi bu denizi de bize musahhar kıl. Yerde ve gökte, mülkte ve melekutta olan senin bütün denizlerini, dünya ve ahiret denizlerini bize musahhar kıl. ey her şeyin melekutu elinde olan her şeyi bize musahhar kıl. (âmin) qâf, yâ, hâ, e'yn, sâd bize yardım et, çünkü sen yardım edenlerin en hayırlısısın. bize fetih ver, çünkü sen fethedenlerin en hayırlısısın. bizi bağışla, çünkü sen bağışlayanların en hayırlısısın. bize merhamet et, çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın. bizi rızıklandır, çünkü sen rızık verenlerin en hayırlısısın. bize hidayet ver, bizi zalim topluluktan kurtar. ilminde olduğu gibi bize tertemiz bir rüzgar ver. onu rahmetinin hazinelerinden üzerimize yay, bizi onunla şerefli, din, dünya ve ahiret bakımından selametli ve afiyette olan kimseler olarak taşı. çünkü senin her şeye gücün yeter. Allah’ım! Kalplerimizin ve bedenlerimizin selameti, dinimizin ve dünyamızın selamet ve afiyeti ile birlikte işlerimizi bize kolaylaştır yolculuğumuzda bize yoldaş ve ailemiz arasında