Ama doğrusunu söylemek gerekirse, bazı durumlarda kişinin, mantıksız olsa bile yüce bir sevgiden doğan bir tutkuya kendini bırakması, bırakmamasından daha saygıdeğer bir davranıştır.
Eğer Allah'a inanmasak acılara nasıl dayanırız? Bize merhamet ve yardımlaşma duygusunu veren kimdir?Allah'a inanmayan büyük acılara katlanamaz, çıldırır.
Hayata olan inancımı yitirsem, değerli bir kadın hayal kırıklığına uğratsa beni, dünyanın gidişinin yanlış yolda olduğunu görsem, hatta her şeyin karmakarışık, lanetli, belki de şeytanca bir kaos olduğuna inanmaya başlasam, kişioğlunu umutsuzluğa düşüren bütün felaketler başıma toplansa, gene de yaşamak isterim.
Hayat kadehini, bir kez dudaklarıma götürdükten sonra dibine kadar içmeden bırakmam onu!
Fakat gelin görün ki, şartlar her zaman arzu ettiğimiz gibi tecelli etmez. Biz bir plan yaparken kaderin de bir planı olduğunu unuturuz. Niçin ve nasıl olduğunu bilmeksizin küçük bir doğrunun yanında büyük bir yanlış yaparız. Bu büyük yanlış, başka bir ifadeyle bu büyük günah bizi rahatsız eder. Hem öyle rahatsız
eder ki, onu düşünmeden edemeyiz. Onunla yatar, onunla kalkarız. Sonunda gerçek hayattan kopar hasta oluruz. Vicdan azabı, kabuslar, korkular bizi çemberine alır, yer bitirir.