Bembeyaz bir sabâhın, elleri değdi yere,
Âlemlerin İmâmı, kadem bastı minbere,
Gündoğumu küstüğü, seherlerle barıştı...
Doğumun yüz yirmi dört bin kere yakarıştı...
O, geldi,aydınlığa kavuştu asırlardır güneş bekleyen geceler...
Rahmet yağmuruyla bahara durdu çölleşen gönüller.
En sevgili; açıverdi dünyaya hakikat pınarı gözlerini,
Gülümsedi kainat,yıldızlar yağdı yer yüzüne.
Hoş geldin diye..
Hoş geldin Ya Rasûlallah!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Bazıları vardır ki yaşarken ölüdürler ve bazıları da ölüyken diri. Gönlü olanın bedeni diri olsa da ölüdür.
Gönlünün sırrını bilen ölse dahi diri...
Bir ses var insanın içinde... Hiç susmayan,hep konuşan...
Şimdi sus ve kendini dinle kâri. Dinle ki hala sesler geliyor içinden. Sussan da susamıyorsun. Durduramıyorsun içinden gelen bu sesi. İsmine “nefs” diyorlar.