Hayatta kalmanın tek kaygı olması gereken bir dünyada okumaya devam etmek, mutlak bir bağımsızlık ilanıdır. Her şey işgal altındayken zihnin özgür kalabildiğinin ilanıdır..
Otobiyografi, yazan açısından kaybedileni tekrar kazanmak için son bir şans olarak görülür. Fakat kayıplar devam ettikçe anlatıyı devam ettirme ihtiyacı ortaya çıkar. Her ne kadar öz-anlatı kişinin hayat hikayesi üzerinde mutlak bir hakimiyet kurduğu; bütünlüklü, geçirimsiz bir özne olabilmeye en çok yaklaştığı an gibi görünse de, böyle bir öznenin her zaman ancak özlem duyulacak bir kurgu olduğunun en çok açığa çıktığı andır aynı zamanda. Bu özlemle anlatı sürekli devam ettirilir. Fakat anlatı devam ettikçe öznenin ötekilerin gözlerine, yorumlarına açıklığı ifşa olur ve sonuçlandırılmış, kapanmış niteliği sarsılır.
Son incelemeler göstermiştir ki mutlak bir çöküş yerine imparatorluk gerçekte yeni koşulların istediği önlemleri alarak uyum sağlamış ve daha üç yüzyıl süren yeni bir dengeyi meydana getirmiştir.
Bir düşünce, Allah'ın varlığını ve birliğini, kâinatın eşsiz ve mutlak sahibinin O olduğunu hesaba katmıyor, son hedef olarak da O'nun hoşnutluğunu gözetmiyorsa, o zihin gerçek anlamda tevhide ulaşmış bir zihin değildir.
Hayatta kalmanın tek kaygı olması gereken bir dünyada okumaya devam etmek, mutlak bir bağımsızlık ilanıdır. Her şey işgal altındayken zihnin özgür kalabildiğinin ilanıdır.