Halil Cibran şöyle diyordu: “İnsanları birbirine en çok yaklaştıran şey, çoğu zaman mutluluk değil; birlikte taşınan acılardır. Birlikte gülenler zamanla ayrılabilir; fakat birlikte susmuş, birlikte yara taşımış insanlar birbirinin ruhunda iz bırakır. Ve gözyaşıyla yıkanmış bir sevgi vardır ki; o artık sıradan bir bağ olmaktan çıkar. Daha saf, daha derin, daha kalıcı bir şeye dönüşür.
Hayatının bir döneminde yoğun duygular içerisinde hapsolursun. Bir yandan kalbin, bir yandan aklım çatışır. En mutlu olacağın o dönemde mutsuz olmayı seçersin. Yıllar geçer başka yolu tercih edersin ve şimdi hapsolunmus o duygularına geri dönmenin hayalini kurarsın ancak mümkün değildir.. bu hangi duygu! Ne yaşıyorum.. ne yaşamiyorum.. varım ama yoğum.. yoğum ama var olmalıyım!
Hayata Dair
Reklam
Yazcılar mutlu musunuz...
Gözlerin
gözlerin çok güzel hayranım onlara kalbinde gözlerin kadar güzel olsa ama senin kalbin kötülükle dolmuş orda ufak bir umut arıyorum varmı o kötülük olmasın orda iyilik olsun benim ve senin saf sevgimiz olsun mutluluk olsun doğruluk olsun dürüstlük olsun o kalbin beyaz olsun gözlerin gibi doğru söyle yalani kimse bakmaz doğru söyleyene herkes bakar sen yeterli gönlündeki kişiyi gerçekten sevip aşık ol ...
Şiir
Seven sever de, Sevmeyene çare yok.
Ne zaman biraz yüzüm gülse, hayat sanki alacağını tahsil etmeye gelir. Hep böyle olmuştur benim hikâyemde. Mutluluk bana uzun süre misafir kalmaz. Tam içime sindiğini sandığım anda, hayat kapımı çalar ve bir şeyler eksiltir benden. Eylül dün yüzüm çok güldü. Uykusuzluktan bitkin düşmüştüm. Birkaç saatlik uykuyla ayaktaydım ama buna rağmen mutluydum. Akşamında, artık sana sarılmayacağım dedi, Onun gözyaşı dökmesini ben pek sevemedim, Mutluluktan ağlamış olsa bile gözyaşlarını silerim. İçim dayanmıyor çünkü gözünde yaş görmeye, Hele sabaha kadar ağladığını düşünmek buna hiç dayanamıyorum. Defalarca rica ettiğim halde ne olur, küs uyumayalım artık, küs uyanmayalım şu sabahlara diye, dediğini yaptı, sarılmadan yattı. Sabah gelip sarıldı, Elleriyle kahve yaptı, Beş on dakika da olsa baş başa oturduk. Belki çok kısa bir zamandı ama bana yetmişti. İçim de dışım da mutlulukla dolmuştu. Yüzümden okunuyordu. Kendimi spor salonuna attım.
Reklam
Reklam