Çocukluğunuzla konuşabilseydiniz ne sormak isterdiniz… işte kitabın ve kurgunun kalbi bu soru..
#okudumbitti #17haziran
İskandinav edebiyatının gözde yazarlarından Alex Schulman.. .acaba hangi kitabı vesilesiyle tanışsam derken son çıkan *17 Haziran *kitabında karar kıldım..
Müthiş bir anlatım ve hikaye.. Schulman bu hikaye için *benim en otobiyografik kitabım* demiş zaten..
Bence bu itirafı olmasa bile, bu kitapta bir yaşanmışlık seziliyor kesinlikle.. çünkü çok derinden, çok içerlerden bir yerden gelen bir hikaye okudum düşüncesindeyim..
. Hikayede kahramanımız bir öğretmendir.. adı Vidar ..ablası anne ve babasıyla sorunlu bir aile onlar..
 o dönemde ailesinden kendine kalan yazlık evlerinde bir koli görür.. o kolide ise bir kağıtta evlerinin telefon numarası çıkar ..numarayı tuşlar ve çocuk olduğu 17 Haziran 1986 tarihine gider ..
Ve bundan sonrasında çocukluğunun travmalarla geçtiğini ,yer yer sisli olan o zor geçmişi sahne sahne yaşar .. anılarındaki ,kavgaların hiç bitmedigi bir ev hayatı ,onun sarsıntılı bir yetişkin hayatının da ilk temelini atmış olur..
çünkü Vidar birbirini sevmeyen ,her yaptıkları birbirinin sinirlerini zıplatan ebeveynlerin ona sunduğu bir ailede doğmuştur..
duygusal hiçbir destek vermeyen sevgisiz hırçın, vicdan yoksunu bir anne ..ve ona paralel seven ama sevgisini çok belli etmeyen, kendini daha çok seven ,umursamaz bir babanın büyüyen ,daha doğrusu büyümeye çalışan bir çocuğudur..
. Vidar ve ablasının yaşadığı yalnızlık ve duygu sarsıntıları yetişkinlikte de kendini gösterir..
. kitapta beni en derinden yaralayan bir annenin nasıl bu kadar vicdan yoksunu olabileceği.. babalar için bir fikir belirtemem ama *anne ya anne* var mı bir çocuk için daha ötesi.. saç baş yoldurur cinsten bir anne
Kitapta hikayesi anlatılan evli bir çift var. Seriyye ve Adil. Hikayelerin anlatıcılar da bu iki insan. Her biri kendi bakış açısına göre anlatıyor.
Şehirden kocası Adil'in özel göreve atanmasıyla birlikte köye gidiyorlar. Orada köprü yapım ekibiyle tanışmak Seriyye'yi değiştiriyor.
Kitapla ilgili daha fazla ayrıntı vermeyeyim. Ama şunu söyleyeyim: bu hikaye sadece bir evlilik bunalımı değil. İçinde özgürlük, kimlik, seçim ve vicdan var. Ve okurken siz de zorlanıyorsunuz kafanızda oluşan bazı soruları cevaplamaya çalışırken.
Seriyye aracılığıyla geleneksel aile mutluluğuna alternatif bir mutluluk anlayışından söz ediyor yazar. Bu karakter bazılarını öfkelendirebilir, hatta çok sinir bozucu bulanlar vardır. Adil de Seriyye de büyük hataları olan insanlar. Ama tam da bu yüzden gerçek hissettiriyorlar. Yazar sana "işte iyi adam, işte kötü adam" demiyor, seni dilemma içinde bırakıyor. Belki kimseye daha fazla yüklenmeyelim diye de iki anlatıcısı var kitabın
"Eserin baş kadın kahramanı haklı mı?" sorusunu okuyucunun aklına kazıyor yazar. Ve bu soru kitabı bitirdikten sonra da peşini bırakmıyor.
Dürüst olmak gerekirse kitabı bitirince gerçekleşen olayla ilgili "buna gerek var mıydı gerçekten?" diye de sordum kendime? Cevabı gerçekten çok zor. Belki de "gönül bu" demek gerekir.
“Sana Gül Bahçesi Vadetmedim” – Acının İçinden Umuda Açılan Bir Kapı
Bazı kitaplar okunmaz; yaşanır. Bazıları ise yalnızca bir karakterin hikâyesini anlatmaz, insan zihninin en karanlık odalarına elinden tutarak götürür. Sana Gül Bahçesi Vadetmedim tam da böyle bir eser.
Kitabın merkezinde Deborah var. Gerçek dünyanın acılarına dayanamayınca kendi zihninde kusursuz bir evren kuran genç bir kız… İlk bakışta onun hikâyesini okuduğunuzu sanıyorsunuz. Sayfalar ilerledikçe fark ediyorsunuz ki Deborah, aslında hepimizin korkularını, kırgınlıklarını ve kaçış arzularını temsil ediyor. Kimi insanlar bunu hayallerle yapar, kimi sessizlikle, kimi de Deborah gibi bambaşka bir dünyanın kapısını aralayarak.
Romanın en güçlü yanı, ruhsal hastalıkları dramatize etmek yerine insanileştirmesi. Psikiyatrik tedavi sürecini mucizevi bir iyileşme hikâyesi olarak sunmuyor. Tam tersine, iyileşmenin ne kadar sancılı, yavaş ve emek isteyen bir yolculuk olduğunu gösteriyor. İnsan bazen gerçeklerle yüzleşebilmek için en büyük savaşını kendi zihninde verir.
Kitabın adı da başlı başına bir yaşam dersi taşıyor. “Sana gül bahçesi vadetmedim” cümlesi, hayatın kusursuz olmayacağını kabul etmeyi öğretiyor. Mutluluk; acının hiç olmadığı bir yerde değil, acıya rağmen yürüyebilmeyi öğrendiğimiz yerde filizleniyor. Hayat bize sürekli güller sunmayabilir ama dikenlerin arasında yaşamayı öğrenmek de büyümenin bir parçasıdır.
Yazarın dili sade olmasına rağmen psikolojik derinliği oldukça güçlü. Özellikle Deborah’ın iç dünyasını okurken gerçekle hayal arasındaki sınırın nasıl silikleştiğini hissediyorsunuz. Bu da kitabı yalnızca bir roman olmaktan çıkarıp insan psikolojisine dair etkileyici bir gözleme dönüştürüyor.
Bu eser bana şunu düşündürdü: İnsan bazen dışarıdan tamamen iyi görünürken içinde
Kitap, okunması ağır olmayan yalın ve sade bir anlatımla,kurgu kitabı olmaktan çok gizli bir kişisel gelişim kitabı olarak bize sunuluyor. Herkesin kitaptan özellikle çıkarttığı ders farklı çünkü herkesin algısı ve yaşantısı farklı.
Benim kitap sayesinde kendimde keşfettiğim; “şunu yapmış olsaydım bunu seçmiş olsaydım” gibi keşkelerimin altında yatan Mükemmeli arama isteği. çünkü; mükemmellik mutluluk getirir gibi bir inanca sahibim. Birbirinden alakasız”şu olsa bu olsalarımın altında yatan sebebin aslında hiçbir zaman varolamayacağını çünkü her şeyin kontrolünün bizde olmadığını kitap sayesinde anlamış oldum..
Arthur Schopenhauer'un Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar adlı eseri, filozofun insanın daha huzurlu ve dengeli bir yaşam sürmesine yönelik düşüncelerini aforizmalar ve kısa denemeler halinde bir araya getirir.
Kitap; insanın karakteri, mutluluk anlayışı, zenginlik, şöhret, toplumsal ilişkiler, yalnızlık, çalışma hayatı ve yaşamın farklı dönemleri gibi birçok konuya değinir. Schopenhauer, mutluluğun büyük ölçüde insanın iç dünyasına ve beklentilerini yönetebilmesine bağlı olduğunu savunur.
Sade ve akıcı bir anlatıma sahip olan eser, felsefeye ilgi duyan okurlar için Schopenhauer'un düşünce dünyasına giriş niteliği taşırken, yaşam üzerine kaleme alınmış en bilinen klasiklerden biri olarak da kabul edilir.