Friedrich Schlegel: Lucinde ve Fragmanlar
FİKİRLER 1. Felsefenin pratik kısmından daha fazlası olabilecek bir ahlakın gerekliliği ve hatta başlangıçları giderek daha açık hâle geliyor. Artık dinden bile söz ediliyor. İsis’in peçesini yırtıp gizemi açığa çıkarma zamanı geldi. Tanrıçanın görünüşüne dayanamayan kaçsın ya da yok olsun. 2. Rahip, yalnızca görünmez dünyada yaşayan ve onun için görünür olan her şeyin ancak bir alegori doğruluğu taşıdığı kimsedir. 3. Ancak sonsuzla ilişki içinde anlam ve amaç vardır; böyle bir ilişkiden yoksun olan her şey bütünüyle anlamsız ve amaçsızdır. 4. Din, kültürün her şeyi canlandıran dünya-ruhudur; felsefe, ahlak ve şiirin yanında dördüncü görünmez öğedir. Ocakta korunan ateş gibi çevresine yumuşak bir sıcaklık yayar ve ancak dışarıdan zorla müdahale edildiğinde korkunç bir yıkıma dönüşür. 5. Zihin bir şeyi ancak onu bir tohum gibi içine alıp beslediği ve çiçek ile meyveye dönüştürmesine izin verdiği ölçüde anlar. Bu nedenle ruhun toprağına, hiçbir yapaylık ve gereksiz eklemeler olmaksızın kutsal tohumlar saçın. 6. Ebedi yaşam ve görünmez dünya yalnızca Tanrı’da bulunur. Tüm ruhlar onda yaşar. O, bireyselliğin bir uçurumudur; yalnızca o sonsuzca doludur. 7. Dini özgürleştirin ve yeni bir insan ırkı doğacaktır. 8. “Din Üzerine Konuşmalar”ın yazarı şöyle der: Zihin yalnızca evreni anlayabilir. Hayal gücünü devreye sokarsanız bir Tanrı’ya ulaşırsınız. Tam da böyledir; çünkü hayal gücü insanın ilahi olanı algılama yetisidir. 9. Gerçek bir rahip her zaman sempatiyi aşan bir şey hisseder. 10. Fikirler sonsuz, bağımsız, durmaksızın hareket eden, tanrısal düşüncelerdir. 11. Mantık ancak din aracılığıyla felsefeye dönüşür; felsefeyi bilimden daha büyük kılan her şey ondan gelir. Ve sonsuz zenginlikte bir şiir yerine, dinin yokluğu bize yalnızca romanları ya da bugün sanat denilen
Felsefe
Matruşka Bebekleri ve Ruhun Ebedî Hapsi TEK PARÇA/TEK PART
Düşünsenize insan bedenine hapsedilmiş bir sinek... İnsanlık, iki eşzamanlı kırılma noktasıyla tarihin en sessiz ama en derin devrimini yaşıyor. Bir yanda Eon Systems, Drosophila melanogaster’in tam connectome’unu (125.000–140.000 nöron, yaklaşık 50 milyon sinaps) dijital bir sanal bedene (NeuroMechFly v2 + MuJoCo fizik motoru) yükledi. Sanal sinek, kimseye “yürü”, “temizlen” veya “ye” denmeden yürüdü, antenlerini temizledi, şeker kokusuna doğru ilerledi. Perception-action loop, tarihte ilk kez tamamen kapatıldı: duyusal girdi → nöral işlem → motor çıktı → yeni duyusal geri bildirim. Script yok, reinforcement learning yok, taklit yok. Sadece biyolojik bağlantı haritası ve kapalı döngü. Diğer yanda Cortical Labs’ın CL1 biyolojik bilgisayarı: 200.000 canlı insan nöronu (iPSC teknolojisiyle CEO Hon Weng Chong’un kendi kan örneğinden reprogrammed) bir multi-electrode array’e yerleştirildi. Bu nöronlar, sadece elektrik pulse’ları ve ödül-ceza feedback’i ile bir haftada DOOM oynamayı öğrendi: 3D labirenti gezindi, düşman tanıdı, ateş etti, sağlık ve cephane yönetimini adapte etti. Enerji tüketimi pikoJoule seviyesinde. Silikon GPU’ların megawatt’larına karşı, bir petri kabındaki yaşayan karbon tabanlı zeka. Medya başlıkları “Sinek yürüyor!”, “Beyin hücreleri Doom oynuyor!” diye güldü. Ama asıl mesele, senin de dediğin gibi, çok daha derin: Bilinç kopyalandı mı, yoksa yalnızca davranış kalıpları mı aktarıldı? Ruh ne oldu? Tanımlayamadığımız bir şeyi kopyalamaya başladık ve bunun sonuçlarını henüz ölçemiyoruz. Eon Systems’in çalışması, 2024 FlyWire konsorsiyumu (Princeton, HHMI Janelia, Google) tarafından tamamlanan tam connectome üzerine inşa edildi. Her nöronun 3D koordinatı, her sinapsın ağırlığı, her nörotransmitter tipi (glutamat, GABA vb.) haritalandı. Shiu et al.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Nifakın Metapolialektik Anatomisi:
Nifakın Metapolialektik Anatomisi: İnsanın Mutlak Hiçlik'le Rekabeti ve Huzura Ulaşma Yolu Cevat ORHAN Giriş: Nifak ve İnsanın Çelişkili Evrimi Kur'an-ı Kerim'in nifak kavramı, sadece teolojik bir tanımlamanın ötesinde, insanlığın evrimindeki en temel çelişkileri, yani metapolialektik yapıyı gözler önüne serer. Münafık, iki zıt kutup arasında sıkışıp kalmış bir varoluşu temsil eder: kalben inkâr eden ama dille inanan. Bu ikiyüzlülük, dışsal bir ahlaki sorundan çok, insanın Mutlak Hiçlik'ten gelen kendi özüyle olan kopukluğunun bir sembolüdür. Münafık, tıpkı evrenin sonsuz döngüsü içinde kaybolmaktan korkan insanın, mutlak sonsuzlukla rekabete girmesi gibi, kendi içindeki boşluğu ve hiçliği sahte bir benlikle örtmeye çalışır. Münafıklığın Psikolojisi: Yalan, İftira ve Nefsin Gölge Oyunu Yalan ve iftira, münafığın ruhsal durumunun en belirgin dışa vurumudur. Bu davranışlar, basit ahlaki kusurlardan ziyade, kişinin kendi benliğine duyduğu güvensizlikten kaynaklanır. Carl Jung'un Gölge Arketipi burada devreye girer: Münafık, bilinçdışında bastırdığı nefsani arzuları, korkuları ve kıskançlıkları, dini bir maskenin arkasına saklar. Ancak bu bastırılmış gölge, fitne, fesat ve iftira yoluyla dışarı sızar ve çevresine zarar verir. İftira, bu psikolojik patolojinin en sinsi silahıdır; çünkü sadece yalan söylemekle kalmaz, aynı zamanda başkalarını suçlayarak kendi vicdani yükünden kurtulmaya çalışır. Erving Goffman'ın Dramaturjik Analizi ise bu durumu, münafığın sürekli olarak bir "sahne önü" performansı sergilemesi ve gerçek benliğini "sahne arkasında" saklaması olarak açıklar. Bu ikili yaşam, ruhsal parçalanmaya ve huzursuzluğa yol açar. İnsanın nefsini yenememesi de bu süreçle yakından ilişkilidir. Nefis, sadece temel arzuların değil, aynı zamanda kontrolsüz hırsın ve
us | 2025 | 5/9 | etik
emretimur.com/2025/07/us-2025... önce düzenli bir şekilde tüm haritayı çizeyim, sonra serbest sohbete geçeriz. ahlakın kurgusal ve kılgısal yanları var. bazılarımız iyi insanlardır ve onların iyi insanlar oluşu kadın-erkek, zengin-fakir, dindar-dinsiz, yaşlı-genç, eğitimli-eğitimsiz oluşlarından ileri gelmez. tıpkı tezcanlılık ya da korkaklık, gevezelik, utangaçlık gibi ahlaklılık da doğuştan gelir ve eğitimle pek değişmez. insanları kötü insan yapmaya götüren saikler aşırıya varan yoksulluk eksenindedir. yani açlık ortadan kalktığı sürece tüm insanlar rastlantısal olarak iyidir ya da kötüdür. işin kılgısal kısmı böyle. biz kurgusal kısmını konuşacağız ve bu konuşacağımız felsefi tartışmaların insanın iyi olmasıyla en ufak bir ilintisi yoktur. masada konuşulur, sonra hayat aynen devam eder. hasılı, sokakta, otobüste, mecliste insanların iyi veya kötü oluşu kurgusal temelli değil, refleks ve eğilimdir; hiç değilse bilişsel değildir. “niçin ahlaklı olmalıyım?” sorusunun cevabı yoktur! evet, yoktur! allah yakar, bir ahlak motivatörü olamaz, o korkudur. hapse girme riski korkudur, toplumun iyiliği için de ahlaklı olunmaz bunu söylemek sorunu çözmez, bir kademe öteye iteler; öyleyse toplumun iyiliğini niçin istiyoruz? tekrar ediyorum, kurgusalı tartışıyoruz; günün sonunda insanların iyidir, bazıları değil ama niçin ahlaklı olunması gerektiğinin cevabı mevcut değildir. “uzayda uçuşan atomlar isek, bir çocuğu öldürmek niçin kötü?” “toplum cezalandırır.” “ya kimse görmezse?” “insanlık adına kötü” “o ne ki? insanlık bir atom yığını.” “içinde bir vicdan var.” “onu susturabilirsem, sorun kalıyor mu?” “…” bu “niçin?” sorusu idi. ahlaklı olasımız gelir ve niçin geldiğini bilmeyiz. muhtemelen binlerce yıllık evrimsel bir kalıntıdır bu his ama yok da
Felsefe
MUTLULUK NEREDEDİR?
Yunan mitolojisinde mutluluğa dair bir hikayeye göre: Tanrılar, insanlar mutluluğu arasın ve böylece kıymetli olsun diye saklamaya karar verirler. Biri der ki; "Göklerin en uzağına saklayalım." diğeri, "Denizin en dibine..." Öbürü, "Ormanın en kuytusuna saklayalım." diye belirtir. Sonunda biri der ki, "İçlerine saklayalım. Oraya bakmak akıllarına gelmez."
Tefekkür eyleyebilmek için gezindim biraz Güvercinler ve birkaç ağaç çarptı gözüme Derken maç özetleri açıldı ve döndüm özüme Emmare mertebesi bile fazla bu zalim nefsime Çiğ kuruyemiş faslını geçelim şimdilik Hakikat oku kalbimde açtı kör delik Ehli dünya konuşur zihnimde, nerededir bilgelik Anmadan yaratanı mutluluk istemek delilik Ziya Barlas’ta kaldı beyblade ve taso Magnezyum vitaminleri bu yıl plasebo İman zırhlarımızda mevcut fazlasıyla defo Şu anki Mevlevi ayinleri de biraz fasa fiso Hak nazarı tesir eylerse gönlümüze Eşrefoğlu beyti zuhur eder yüzümüze Ya Rab çal aşk mayanı gölümüze Eyle dünyayı ruhumuzda pasifize İncinmemek zanaattır sakın eyleme kahır Günlük beş dakikaya koruma paketi Hizbül Bahr Pirim der ki dünya nimetleri boş bir fasıl Kırık gönülleri temizleyip serelim gülden hasır
Şiir