Kitap başlangıcıyla bizlere sonu bildiriyor aslında marguriete ölüyor hemde bir hiç uğruna nedenmi çünkü Narsist bir adamın onu ilk görüşte görüp elde etme hırsından dolayı buna aşk diyenleri anlayamıyorum Armand asla sevmedi sadece hırslandı herkesin elde ettiği şeye sahip olmak istedi marguriete onunla sevgili olunca horgördü kıskançlık krizlerine girdi evinin önünde nöbetler tuttu çünkü kendinden başka kimseyle olma fikrine dahi katlanamıyordu ama unuttuğu şey bu kadının yaşam tarzıydı o halde bile tüm lüks hayatını bırakıp sadece onun sevgisini istedi marguritie ! Ben Armanda acayip kin tuttum çünkü ayrılıklarını kendi babası hazırladı bunu göremeyecek kadar kördü ve kamelyalı kadının sürekli mutsuz olması için adeta savaştı al mutlumusun mezarından çıkarıp son kez görsen dahi bunu sevdiğinden yapmadın oyuncağını kaybeden bir çocuk gibiydin keşke o hastalıklı sevgini kendine saklasaydın çoğunlukla üzüldüğüm bir kitaptı sondaki marguriterin notları beni dahada mahvetti yenede okunmayı çok hak eden bir kitap sevgiyle kalın Narsist erkeklerin çıkarcı sevgilerine kanmayın
Kamelyalı KadınAlexandre Dumas (fils) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201924,2bin okunma
Kitabı şimdi bitirdim çokk güzel bir eser oldu.1950 yıllarında yazılsa da tam da bu günü eks etdirir . Eserin ismi kitapın yanma derecesini anlatır “ Fahranheit 451”
Eser itfaiyecilerin kitapları yakması ile başlıyor, her hansı insanın evinde kitab varsa alarım verilir ve itfaiyeciler gelip yakarlar . Yakmalarına sebeb ise kitab okuyan insanların durup bi düşünmeleri bu hayatta neden varız niçin yaşıyoruz onlara verilen hayatı sorgulaması oluyor. Çünkü ele bir dövür ki insanlar artık dört duvarlarını televizyonla kaplamışlar her yerde reklamlar her yerde hazır fikirler, o kadar hazır fikirler var ki zaman o kadar çabuk geçiyor ki insanların beyni artık düşünmüyor hazır fikirler direkt geliyor. İnsanların bir birini dinlemesine artık vakit yok. Eserin Kahramanı olan Montag da bir itfaiyecidir o bu işde bir terslik olduğunu zaman zaman düşünüyordur bir gün bir kızla yolda tanış olur kız sanki onu aydınlatır, çoktandır beyninde küller altında olan kor alevlenir “Mutlumusun “ diyor kızz O bunu hiç bu güne kadar düşünmemiş bile . Karısı ile olan yaşamı televizyonları kocasından daha çok seven , daha çok önem veren kocasını dinlemediyi halde onları dinleyen ve onlarr benim ailem diyor kadın o canlı duvarlar için .Montag sorğulamağa başlıyor kitaplar yakılıyorsa demeki ki onlarda nelerse var her göreve gittikçe ordan bir kitap çalar ve artık kendi görevininden nefret eder kitapları öğrenmek ister ve bu yolda bir arkadaşa ulaşır sonraa karısına kitapları gösterir ama karısı onları yakmasını ister etmeyince birmüddet sonra alarm gelir ve itfaiyeciler Montagın evin yakmak için gelir ve Montag bunu karısının etdiyini anlar ve orda olan karısına ait o canlı duvarları yakar her şeyi yakar sonra itafecileri de yakar ve artık o şehirden uzaklaşır .Kendisi gibi insanları bulur ve
Hersey kimine göre basit, sıradan bir kelime sorusunun Montag'a yönlendirilmesi ile başlar "Mutlumusun?" Sanırım hayat baside indirgenmişlerin güzeliği ile daha dolu hale geliyor ...
Günümüzde yaşanan durumla çok örtüstürdüm. İnsanlar kitaplardaki gerçekleri yakıp yok etmekle meşgul. Kitapda geçen ve beni etkileyen birkaç bölüm oldu. Mutlumusun mutluluk ne ifade ediyor uzun zamandır mutlu olmadıgımı hissettim. En son bir çiçeğe güldüm veya yıldızları en son ne zaman gördüm. Hatırlamıyorum bile sırt üstü ne zaman çimenlere uzanıp bulutları seyrettim hatırlamıyorum sende hatirlamiyorsun kitap bana yaşamadığımı hatırlattı yaşar gibi yapiyoruz sizlerde öyle nefes almakdan ibaret değil hayat yaşamak lazım...
Bu kitabı herkes okumalı .tesadüfen yeni çıkan kitapları karıştırırken denk gelmiştim (iyiki)
Nerden başlasam bilemiyorum
yazarın harıka anlatışından mı
bizi çocuklugumuzun ıssız yalnız günlerine götürüşündenmi
sonu gelmeyen merak uyandırıcı mitolojik kahramanlarındanmı bilemiyorum
Bir karıncayı bir ineği yada koyunu eskisi gibi görmüyorum artık
Siz bana sahanda yumurta deseniz tavuk için içlenip ağlayabilirim
Ağır hüzün yüklemesinden bu hale geldim
Geçmişimde her dogumgunu yada yılbaşında bi arkadaşıma mutlumusun diye sorardım ısrarla aynı soruyu sorardım o da yılmadan bana
_he cok bildiğin gibi değil
_mutluluk ne ki
_kim gercekten mutludur ki
_evet yada hayır diye cevaplar verirdi .
Acaba şimdi mutlumudur .....
Cocuk kalbimle orta okuldayken annemin adı hüzün diye bi şiir yazmıştım .
Sanırım çocukken yaşadıgımız her yeni olay trajedi gibi geliyor yıllar geçtikçe her yeni dertle aha şimdi asıl trajedi ye geldik hissine kapılıyoruz ..
Bu kitap beni geçmişe götürdu hüzünle doldurdu getirip belirsiz gelecegin kapısına bıraktı gitti .....böyle kitaplara daha çok denk gelmek dileğiyle iyi okumalar ....