Mutlu

Mutlu
@mutlunotlar
Instagram hesabım; instagram.com/mutlunotlar
146 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
6/10
·176 syf.··
2023 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2023 00:00
Amerikan Rüyası okumayı severler için oldukça güzel bir örnek "Muhteşem Gatsby". Yazarın başyapıtı olan bu eser, 1920'li ve 30'lu yılların Caz Çağı'nı tasvir ederek Amerika' nın kültürel yapısını ve yozlaşmayı gözler önüne seriyor. Birinci Dünya Savaşı sonrasında zenginleşen Amerika'da geçiyor hikayemiz. Güçlenen ekonomi ve ortaya çıkan yeni fırsatlar sayesinde zenginleşenlerden birisi de Jay Gatsby adında genç bir adam oluyor. Kendisi, evinde verdiği gösterişli partilerle tanınıyor fakat mal varlığını ne şekilde elde ettiğini kimse bilmiyor. Hikaye, bize Gatsby'nin yan evinde oturan ve daha sonrasında Gatsby ile arkadaşlığını ilerleten Nick tarafından anlatılıyor. Gatsby'nin asıl amacının, yıllar önce aşık olduğu fakat beş parasız olduğu için evlenemediği Daisy'ye ulaşma çabası olduğunu sonradan anlıyoruz. Sonunda işler maalesef umulduğu gibi gitmese de, Gatsby üzerinden bizlere kültürel bir çöküşün hikayesi anlatılıyor yazar tarafından. Her ne kadar oldukça önemli bir yere sahip olsa da, kitaba bayıldım diyemiyorum. Zira yazarın dili ve üslubu beni çok da içine almadı. Yer yer anlatıdan uzaklaşmama bile neden oldu. Önemli bir noktayı detay vermeden birkaç cümleyle geçtiği yerlerde hikayeden iyice kopmuş oldum. Özellikle kişiler arası diyaloglar bence yer yer çok anlamsızdı. Şimdi yapacaklarım arasında 2013 yapımı filmini seyretmek var. Sanıyorum Leonardo DiCaprio Gatsby rolünün hakkını vermiştir. Bana iyi seyirler, okuyacak olanlara keyifli okumalar o halde.
Muhteşem GatsbyF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Mutlu

, bir kitap okudu
6/10
·176 syf.··
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2023 00:00
·
2023 10. kitabı
F. Scott Fitzgerald
6.8/10 · 26,9bin okunma
4/10
·225 syf.··
2023 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2023 00:00
Bazen bazı kitaplar nedense beni diliyle, akışıyla ve karakterleriyle sinir ediyor. İşte bu kitap da maalesef öyle oldu benim için. Yaz sıcaklarında keyifle bir aşk hikayesi okuyayım diye elime aldım ama hiç keyif alamadım bu hikayeden. Her ne kadar yazar entrikalarla, sırlarla, maceralarla dolu bir hikaye kaleme almak istemiş olsa da, üzgünüm ama olmamış. Her şeyden önce, kitapta doğru düzgün bir akış yok. Her hikayede o hikayeyi yükselten, ona derinlik katan ve onu anlamlı kılan bir duygu olur. Bu hikayede en yüce duygulardan biri olan "aşk" anlatılmaya çalışılmış fakat aşktan ziyade her türlü duyguya yer verilmiş. Kitabın adına bakınca bir aşk hikayesi okuyacağınızı sanıyorsanız düzelteyim. Ne yazık ki bir kaçışın hikayesini okuyacaksınız. Babası tarafından Dük Luovo ile zorla evlendirilmek istenen Julia'nın, karşılaştığı zorlukları ve bu evlilikten kaçmak için verdiği mücadeleyi anlatıyor hikaye. Tabi aşk bunun neresinde diyecek olabilirsiniz. Julia'nın birkaç sefer görüp aşık olduğu Hippolitus ile tam kaçacağı sırada, Hippolitus'un öldürüldüğünü sanması ve Julia'nın onu asla unutmaması burada sonsuz aşkı simgeliyor diyebilirim size. Gelin görün ki bu aşk bana zerre geçmedi. Peki kitabı sevmediğim halde neden sonunu merak ettim ve okudum? Kitabın başında tüm bu olayların başladığı Mazzini Şatosu'nda birtakım doğaüstü olaylara tanık oluyor ev halkı. Gerek Julia ve ablası Emilia, gerekse hizmetliler tarafından şatonun kapalı ve kullanılmayan güney kısmında tuhaf sesler duyuluyor ve bazen de bir ışık göze çarpıyor. Ben bunun ne olduğunu kitabın sonuna kadar merak ettim. Kitabın sonları zaten "bu kadar da olmaz" şeklinde harala gürele geçtiği için, hiç beklemediğim bir şey bam diye çıkıverdi karşıma. İşte bu beklenmedik şeyin duygu yoğunluğu bile doğru düzgün
Sicilya'da Bir Aşk HikâyesiAnn Radcliffe · Can Yayınları · 20211,395 okunma
8/10
·56 syf.··
2023 8. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2023 00:00
Sıcak yaz günlerinde uzun kitaplar okuyamayan ben çareyi yine Can Yayınları'nın kısa klasiklerinde buldum. Paul Lafargue'ın kaleme aldığı Tembellik Hakkı ile tembellik hakkımı kullandım ve kendimi pek yormadan bitiriverdim kitabı. Kısa fakat oldukça güzel argümanların yer aldığı bu eseri gelin birlikte inceleyelim. Öncelikle kitabın derdi en temelde uzun çalışma saatlerinin insanı köleleştiren yanını göz önüne sermesi. Kapitalist dünya düzeninde sömürüye dayanan ve işçiyi adeta köleleştiren çalışma eylemini iğneleyici bir şekilde ele alıyor yazar. 19. yüzyılda 17 saate varan çalışma süresi karşısında işçilerin sağlıklarından olduklarını ve insanca yaşamaya doğru dürüst vakit ayıramadıklarını vurguluyor. Bu bağlamda işçi sınıfının çalışma hastalığına yakalandığını, ihtiyaçtan fazla üretim yapıldığını, doğal olarak bu fazla üretimin tüketime çevrilmesinin savaşlara ve sömürgeciliğe neden olduğunu anlatıyor. Peki yazarın bu düzeni eleştirirken önerdiği şey ne? Günlük 3 saatlik çalışma süresi! Kulağa çok ütopik gelse de, günümüzde bazı ülkeler çalışma saatlerini azaltmaya başladılar (Örneğin Danimarka'da 4 günlük çalışma düzenine geçildi) Neden? Çünkü gerçekten bu kadar çalışmaya gerek yok. Yazar, bu durumu tembellik hakkı ideolojisiyle açıklarken, buna tembellik değil dinlenme, insanca yaşama hakkı da diyebiliriz belki. Ya da boşverin tembellik diyelim, zira neden tembellik yapmaya hakkımız olmasın ki?! Kendisi de bir Marksist olan Lafargue'ın bu eseri, 1883'te yayımlanmasının ardından oldukça ilgi görmüş ve pek çok dile çevrilmiş. Lenin, kitabın Rusya'daki devrim üzerinde önemli bir etkisi olduğunu söylemiş. Ben oldukça severek okudum ve ideolojik kitaplara ilgisi olanlara tavsiye ederim. Herkese keyifli okumalar!
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Can Yayınları · 202013,3bin okunma