Her yazdığın kitap, her kurduğun saf cümle, her çaldığın müzik, her kıpırdadığın dans, içine düşen o mucizevi hayalin kötü bir kopyası olacak. Ne yapsam gözlerini çıkarıp bir başkasına veremeyeceksin. Kitapların, cümlelerin, müziğin ve dansın asla yetmeyeceğini, anlatamayacağını kabul edeceksin. Yetineceksin. Bütün insanlığın neden yetindiğini öğreneceksin. Çünkü o saf dile yaklaştığında... Orada hayal edilemeyecek kadar korkunç bir acı var. Senin cehennemini anlatamam sana. Uzaktan gördüğünde onu tanıyacaksın. Hep göreceksin, hep duyacaksın, hiç anlatamayacaksın.
Yazı açıklanamaz. Müzik açıklanamaz. Oyun açıklanamaz. Dans açıklanamaz. "Yapmak", açıklanır; "olmak", açıklanamaz. Her şeyin açıklanabilmesi "yapılmasındandır", "olmamasındandır".
Çeşitlilik esası, gençliği kendi kültürüyle, kendi kahramanlarıyla ve kendi kavgalarıyla var olan ayrı bir toplum haline getirir. Ona gelecekteki tüketici vazifesini öğretir: usullere boyun eğmek, diğerinin arzuladığını istemek, dünyadaki her şeyi sahiplenmeye çalışarak grupla bütünleşmek; ama yetişkinlerden kendini ayırmak için de yeninin peşinden koşmak. Önemli olan, sonsuz sayıdaki biçim ve ikon çeşidine bağlı olarak, tüm grubun dünkü halinden farklı olmasıdır. Müzik, artık ilişkidir; yani sadece grupların -yetişkinlere karşı gençlerin- bir araya gelmesini sağlayan bir gösteri, ya da kişisel bir farklılaşma fırsatı değil.
Müzik dinlerken bütün ruhumu notalara ve sözlere verebilmem için gözlerimi kapatmam şarttı. Dikkatli dinlemek için göz kapatmaya, körlerin bizden daha iyi duyduklarını öğrendiğim zaman başlamıştım. Ve o günlerden sonra hayatımın bütün karanlık koridorlarından geçerken de gözlerimi kapalı tuttum. Daha iyi dinlemek, daha iyi koklamak için...
Temel olarak Mozart dinlemenin sizi daha zeki hale getirdiği düşüncesi olan “Mozart etkisi”ni belki duymuşsunuzdur. Bu düşüncenin popülerliği bazı insanları çalışırken Mozart ya da diğer klasik müzisyenleri dinlemeye yöneltmiş, ebeveynleri bebeklerine ya da çocuklarına zekâlarını artırması ümidiyle Mozart çalmaya teşvik etmiştir. Fakat Mozart etkisi düşüncesi araştırmaların yanlış yorumlanmasına dayanmaktadır. Mozart etkisi üzerine yapılan çalışmalar aslında bir görevi tamamlamadan önce Mozart’ın müzikleri olsun, basit şehir trafiğinin sesi olsun keyif, ilgi ve tetikte olma durumu sağlayan her şeyin daha yüksek enerji düzeyine ve böylece görevde nispeten daha iyi bir performans gösterilmesine yol açabileceğini öne sürmektedir. Bu etki Mozart’a has değildir ve zekâ üzerine uzun süreli herhangi bir etkisinin olduğuna dair kanıt bulunmamaktadır. Ayrıca dikkatini odaklamasını gerektiren bir görevi yerine getirirken eğlenceli, ilgi çekici veya heyecan verici bir şey dinlemek performansı iyileştiriyor gibi görünmemektedir. Bu gibi işlerde sessizlik içinde çalıştığımızda elimizden gelenin en iyisini yapma eğiliminde oluruz.