Vazgeçiyor gibisin, ne o?
Hani aşk, dövüldükçe kazanılan bir savaştı…
Ya da savaş mıydı?
Gitmelisin —
Uzak olan her yere,
Bana yakın olan her şeyden.
Sevmemeliyim…
Seni mi, sensizliği mi?
Kaybetmelisin —
Kendini mi, bizi mi.
Muzaffer DAL
Sabah güneş ufuktayken
Şarap kızılı bulutlar arasından süzülürken
Nasıl olabilir ki yeni güne hep parlak olasın
Eşsiz kanunları bozan
Pembe kurdeleli kadın
Zaman bile eğilir önünde
Çünkü sen, anın kendisisin
Muzaffer DAL
Feryadlar sessiz,
Maziler derin ve izsiz,
Tufanda kalan ot gibi kimsesiz,
Barutu bittikten sonra atılan kovan gibi iradesiz,
Cimri bir yazarın yazısı gibi kafiyesiz,
Gözlerinden vazgeçişim,
Aşkın külünde donan bir nefes gibi çaresiz.
Muzaffer DAL
Tozlu geçmişinde kalan,
Uzun mısralı cümleler.
Namussuz bir kurşun gibi,
Vurdu arkadan, deler geçer.
Yanıyor ciğerim, içim,
Nasıl bu kadar acımasız olabildin, kimim?