‘’Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar’’ kına ağıdının ertesi günü baba evinden ayrılıp evimize, kocamın değil lütfen dikkate alına:) bir kadın ve bir erkeğin aynı heves, aynı heyecanla eşyaları yerleştirirken yaşadığı coşkunun, yuva yapılamadığı, ‘ihtiyaç molalarında bir araya gelen yabancı yolcular misali’ yaşadığımız evli yılların üzerinden sanki asırlar geçmiş.
Bakmayın şimdiye, öfkemin sakinliğe, kırgınlıklarımın empatiye, nasıl, niye olurlarımın vardır bir hikmeti teslimiyetime, atlatamayacağım sandığım zamanlardı.
Bir önceki okuduğum, hanım hanımcık ,ağır abi yazarına uygun edepte kelimeleri seçerek inceleme yazdığım öykü kitabı sonrası #192865528 (Site formatı gereği reklam) kendimle eğlenebilmemin verdiği özgürlük ile başlayayım incelememe.
90 lı yıllar, geçenlerde #193262320 anlattığım bir evden, işe başlamam sebebiyle başka bir ilde tek başıma yaşadığım zamanlar. Bir baktım nişanlıyım, hadi be nasıl haberin olmaz denmez mi de denir elbet. Tıpkı Mustafa Cedit’in Her Şey Ben Yaşarken Oldukitabının adı gibi (burada da reklam)
Teklifler, ilgiler, vazgeçilmem sandığım özgüvenler. Her şey ben biz yaşarken birlikte oldu.
Aşk, meşk. Ölüyorum bitiyorum inandığım duygular değildi, halen de öyle. Anlaşılmak, anlayabilmek en mühimi saygı ve emanete hürmet. Eminim ki o da aynı duygularla birlikte ömür geçiririz diye teklifte bulundu, ben de aynı duygularla kabul ettim.
Beş sezonluk dizi çıkacak hayatımın bir sezonu evlilik yıllarımdır, bir sezonu boşanma ve sonrası.
Boşnak bir aile, kalabalık bir ev ahalisi, istemeye gelindiğinde gözlerindeki endişe. Müslüman mı acaba bunlar, her ne kadar dilimizi anlamayan birileri varken konuşmamaya dikkat edilse de kız isteme heyecanı,