Penelope Douglas'ın aykırılıkları benim okuma zevkim için 50/50 olmaya devam ediyor. Bazen "Yahu çok güzel!" derken bir başkasını okuyorum ve "Bu neden buraya bağlandı?" diyorum.
Oldukça ilginç bir anlatım tarzı var.
Gelelim Günaha Davet'e... Bu kitap çok karşıma çıktı. Gerek İngilizce gerek Türkçe. Kitabın tanıtımından çok yorumlarını okumayı tercih ettim. Yok şöyle karanlık yok böyle aykırı. Sonra kendime sordum "Sen kendini ne kadar pislik hissediyorsun?" Derken bir baktım ki kitabı almışım.
Rika dediğimiz genç dişi kişisi, çocukluğundan beri neredeyse aynı evde büyüdüğü, kendinden birkaç yaş büyük Michael'a saplantı derecesinde takmış biri. Her zaman olduğu gibi gerektiğinde oldukça özverili, zeki, seksi ve güzel ama aynı zamanda Allah'tan belasını arayan bir genç kişi.
Belasını gerçekten arıyor. Sayfa 41, üçüncü paragraf; "Çocukken sağladıkları sığınağın güvenliğini takdir ederdim ama artık kendim için bir şeyler yapmak istiyordum. Alan, mesafe ve belki de biraz da bela. Aradığım bunlardı."
Bir şekilde Michael'ın kendisini görmediğine emin. Yahu teknik olarak bu mümkün değil zaten. Herifin evinde yaşıyorsun. Erkek kardeşiyle çıkmışsın. Anası babası seni büyütmüş. Ne kadar farkında olmayabilir, ALLAH AŞKINA?
İlginç. Gerçekten ilginç.
Michael da kendini bir halt sanan ve gücü, yaralı kurt sürüsü gibi birilerine saldırmakta bulacağını düşünen haddinden fazla gelişmiş bir erkek kişisi.
Yetmezmiş gibi bir de grupları var. Adı da pek manidar; Mahşerin Atlıları. Hiç güleceğim yoktu. İnanılmaz havalısınız be, vay dedim, uuu tüylerim diken diken oldu.
Bu ergenuslar vandalizmi, devlet güvenlik güçlerini pisi pisine meşgul etmeyi, bir kişiden intikam alacağım diye bütün herkesi tehlikeye atmayı büyük bir başarı olarak görüyorlar. Şimdi... Penelope Hanım bununla