Rafımda duran ve varlığını unuttuğum bir kitaptı Meksika Gotiği. Ama terbiyesizlik etmişim. Cık cık cık...
Naomi, 1950li yıllarda (yanlış olmasın, geçmiş zaman diyelim) eğitimi konusunda maymun iştahlı, kişisel hayatında eğlenmeyi seven fakat bağlanmaktan hoşlanmayan çağa ve kültürüne uyumsuz bir genç kadın. Yazarın ilk olarak bize verdiği bu.
Kadın boyun eğmeyen, narsist ve fevri bir arkadaşımız.
Olayların başlangıcı ise oldukça kafa karıştıran bir mektupla bize sunuluyor. Naomi'nin kuzeni Catalina, zaten hızlı yaptığı bir evlilik sonrasında neredeyse paranoyak bir mektupla yanına Naomi'nin gelmesini istiyor.
O zamanlarda kadınların neden hızlıca evlendikleri, kocaları izin vermeden herhangi bir şey yapamamaları ya da ne kadar eğitimli olurlarsa olsunlar değerlerinin evlilikle yüceltilmesine dikkat çeken bölümler hoşuna gitti. Bu da zaten gerilimi oldukça arttıran unsurlardı.
"Korku kitabı mıydı?" Ehühee diyenlere "Evet paşam, öyleydi," demek istiyorum. Gerilimi bol, güzel ve botanik bilgisi bol bir korku kitabıydı. Kitapta çaresizlik duygusu, okuyucuyu ürperten ve hatta rahatsız eden grafik sahneler bulunuyordu. İnsanların rızaları dışında bir yerde tutulması ve yaratılan kasvetli, donuk mekân da temaya gayet uygundu.
Kan, gerilim, ürkütücü ortam ve insanlar, el mecbur yapılan işler, ırkçı söylemler ve sinir bozucu fikir savunmalarıyla gücü elinde tutan kişilikler. Daha nasıl korkmayı bekliyorsunuz anlamadım? Kitabı korku değil diye eleştiren o korku üstadları (!) sayfalar arasından plastik yılan mı çıkmasını bekliyordu? Biri size "Böö!" yapsın diye mi beklediniz?
Yılan da vardı bak. Neyse...
Kitap birçok açıdan güzeldi. Beni sıkan kısım, başlangıçta biraz yavaş ilerlemesiydi. Ha başladı, başlayacak diye biraz uğraştırdı. Fakat açıldıktan sonra durduracağı