Seda

Seda
@myraphim
Yabancısı olduğum dünyada kendime uygun bir başkasını inşa etmeye çalışıyorum
Uçaklara fısıldayan ruh sondajcısı
7 kütüphaneci puanı
263 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
Sporla Üreyen Şeyleri Oldum Olası Sevmem
9/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2022 136. kitabı
Rafımda duran ve varlığını unuttuğum bir kitaptı Meksika Gotiği. Ama terbiyesizlik etmişim. Cık cık cık... Naomi, 1950li yıllarda (yanlış olmasın, geçmiş zaman diyelim) eğitimi konusunda maymun iştahlı, kişisel hayatında eğlenmeyi seven fakat bağlanmaktan hoşlanmayan çağa ve kültürüne uyumsuz bir genç kadın. Yazarın ilk olarak bize verdiği bu. Kadın boyun eğmeyen, narsist ve fevri bir arkadaşımız. Olayların başlangıcı ise oldukça kafa karıştıran bir mektupla bize sunuluyor. Naomi'nin kuzeni Catalina, zaten hızlı yaptığı bir evlilik sonrasında neredeyse paranoyak bir mektupla yanına Naomi'nin gelmesini istiyor. O zamanlarda kadınların neden hızlıca evlendikleri, kocaları izin vermeden herhangi bir şey yapamamaları ya da ne kadar eğitimli olurlarsa olsunlar değerlerinin evlilikle yüceltilmesine dikkat çeken bölümler hoşuna gitti. Bu da zaten gerilimi oldukça arttıran unsurlardı. "Korku kitabı mıydı?" Ehühee diyenlere "Evet paşam, öyleydi," demek istiyorum. Gerilimi bol, güzel ve botanik bilgisi bol bir korku kitabıydı. Kitapta çaresizlik duygusu, okuyucuyu ürperten ve hatta rahatsız eden grafik sahneler bulunuyordu. İnsanların rızaları dışında bir yerde tutulması ve yaratılan kasvetli, donuk mekân da temaya gayet uygundu. Kan, gerilim, ürkütücü ortam ve insanlar, el mecbur yapılan işler, ırkçı söylemler ve sinir bozucu fikir savunmalarıyla gücü elinde tutan kişilikler. Daha nasıl korkmayı bekliyorsunuz anlamadım? Kitabı korku değil diye eleştiren o korku üstadları (!) sayfalar arasından plastik yılan mı çıkmasını bekliyordu? Biri size "Böö!" yapsın diye mi beklediniz? Yılan da vardı bak. Neyse... Kitap birçok açıdan güzeldi. Beni sıkan kısım, başlangıçta biraz yavaş ilerlemesiydi. Ha başladı, başlayacak diye biraz uğraştırdı. Fakat açıldıktan sonra durduracağı
Gizem
Meksika GotiğiSilvia Moreno-Garcia · İthaki Yayınları · 2022460 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Elfler Meydanda At Koştururken
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2022 128. kitabı
Elise Kova'dan okuduğum bir güzel kitap daha. Yazarın Hava Uyanıyor serisini severek okumuştum. Bu kitabı da birkaç sene önce görmüştüm fakat okuma fırsatı bulamamıştım. Şimdi çevrildiğini görünce alıp okudum ve çok beğendim. Öncelikle konusu ve olay gidişatı ortalama bir kitap. Fakat bunun nedenini kendi okuma alışkanlığıma bağlıyorum. Benzer şekilde birçok kitap okuduğumdan artık bu konular bana farklı gelmiyor. Yine de yazarımızın öylesine akıcı bir dili var ki sayfalar su gibi akıp gidiyor. Kapak yazısında Hades ve Persephone benzetmeleri bulunuyordu. Yani tahmin edebileceğiniz gibi Elf Kralı Eldas, ana karakterimiz Lucella'yla yapılan bir anlaşma ile zorla evleniyor. Bu evliliğin nedeni ne bir güç göstergesi ne de cinsel bir zorbalık... Elflerin de bu anlaşmayı istemelerinin bir nedeni bulunuyor. Bu açıdan kitap diğerlerinden biraz da olsa farklılaşıyor işte. Çünkü Elf Kralı sadece soğuk ama sonradan açılan yumuşak yürekli savaşçılardan değil. Bir klasik olarak bu yönü de var tabii. Fakat bir kraliçeye ihtiyaçlarının olması ve kralın kendince yaşadığı zor durumlar da bence farklı bir konuydu. Kitabın esprili yanı da oldukça hoştu. Orijinalini okumadığım için tam olarak çevirmenden mi kaynaklandı yoksa Elise Hanım'ın kendi marifeti miydi bilemiyorum ama argo kullanımı beni çok güldürdü. Lucella benim vereceğim şaşırma tepkilerini verirken kendisini kendime yakın hissettim. Bütün bunlar haricinde konusu tahmin edilemez değildi. Dediğim gibi benim gibi fantastik okuyarak yatıp kalkıyorsanız hiç şaşırmayacaksınız. Heyecandan oturup kalktığım bir kitap olmadı. Ne var ki çok eğlenceli ve kıpır kıpır olduğum bir roman olduğu gerçeği değişmiyor. Sürekli gülümsedim, duygulandım ve kitabın kapağını kapattığımda "Keşke daha fazlası olsaydı," dedim. Kitabı genel
Fantastik
Elf Kralı ile AnlaşmaElise Kova · Yabancı Yayınları · 20221,128 okunma
Hislerle Dolup Taşmak
10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2022 124. kitabı
Aristo ve Dante ile tanışmak kaderimde varmış. Harika bir roman! Bu kitabı bir günde bitiremedim -ki sayfa sayısını düşününce bu çok saçma. Bazı kitapların konusu, anlatımı ve içeriği okuyucuyu içine alır. Önünüze konulmuş sıcak, baharatları ve kokusu sizi sarmalayan leziz bir yemek gibidir ve bitmemesi için yavaşça yersiniz ya bu kitap öyleydi benim için. Yavaşça ve tadını çıkara çıkara okudum. On beş yaşında bir oğlanın kendini bulma serüveni ile başlıyor her şey. Aristo -Ari- oldukça derin bir çocuk. Arkadaşı yok, yaşıtlarının hoşlandığı şeylerden zevk almıyor. Kendince bir dünyası var ve ailesi de bu durum karşısında endişeli. Derken bir gün Dante ile karşılaşıyor. Ona yüzme öğretmeye gönüllü, yaşıtı olan ve en az onun kadar diğerlerine uzak bir çocuk. Bu karşılaşmadan sonra tatlı bir arkadaşlık hikâyesi bekliyordum. Arkadaşlık hikâyesini aldım fakat Ari'nin hayata bakış açısı, Dante ile olan arkadaşlığı, ailelerin çocuklarıyla olan ilişkisi ve en sonunda kendini bulmaya çabalayan kişilerin kitapta akıcı bir şekilde anlatılması beni derinden etkiledi. Gerçekten ve gerçekten kitabı bitirdiğimde göğsümde bir tamamlanmışlık hissi belirdi. Bir sonuca varış, sıkıntının sonlanması... Artık ne derseniz. Hayata bakışımızı etkileyecek, samimi ve akıcılığı hat safhada olan bir romandı benim için. Dönüp tekrar tekrar okuyabileceğim ve herkese okuması için önereceğim bir eser.
İnsan ve Duygular
Aristo ve Dante Evrenin Sırlarını KeşfediyorBenjamin Alire Sáenz · Dex Yayınları · 20172,953 okunma
Heyecan, Cinayet ve Tarçınlı Şeker
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2022 120. kitabı
Güzelim kitabın adına baktığımda ilk aklıma gelen şey "Romantik herhalde..." olmuştu. Adı "İlk Aşk ve İlk Günah" olunca insanın aklına doğal olarak gülümseyen çiftler ve şekerler geliyor. Daha sonra arka kapak yazısı gizem ve polisiye türünde olduğunu belirtince ilginç bir kombinasyon olduğunu düşünerek okumaya başladım. Ne serüvendi ama! Georgia, Angela ve Kaiser üç yakın arkadaşlar. On altı yaşında her ergende olan "Bana hiçbir şey olmaz, benden iyisi mi var yeğenim?" havasıyla hayatlarını yaşıyorlar. Eh tabii bütün bu "sultan da benim kanun da" havası Angela ortadan kaybolana kadar sürüyor. Hikaye Geo'nun otuzlu yaşlarında bir kadın olarak ünlü bir şirkette yönetici olduğu zamanda başlıyor. Yetişkin bir kadın olan Georgia evlenme arifesinde olan başarılı bir iş kadını. Bir toplantı sırasında eski arkadaşı Kaiser (artık polis olmuş) Georgia'yı tutuklamaya geliyor. Açtı kapıyı vurdu yumruğu! Çünkü on dört yıl önce kaybolan Angela'nın kalıntıları, en yakın arkadaşı Geo'nun bahçesinde parçalanmış bir şekilde bulunmuş. Olaylar bir şekilde ortaya çıkıyor ve katilin Geo'nun erkek arkadaşı Calvin James olduğu, Geo'nun ise cinayeti bildiği hâlde sesini çıkarmadan hayatına devam etmesi büyük ses getiriyor. Her neyse Geo suçunu itiraf etmesiyle 5 yıllığına hapse giriyor. Kitapta Geo'nun hapishanede geçirdiği zamanları da okuyoruz. Gerçekten hapishane anıları acımasız ve yüze çarpan soğuk su etkisi yaratıyor. Bazı yerlerinde insanın tüyleri diken diken oluyor. Üstelik Geo eski anılarını, yani on dört yıl önce en yakın arkadaşı Angela ile geçirdiği zamanları da anlatıyor ki bu anılar da beni çok etkilemişti. Hiç kimse parçalanarak öldürülmeyi hak etmez. Angela kötü bir kız değil, Geo da değil. Bu kızlar yanlış karar vermiş ve ağır bedeller ödemek zorunda kalmışlar. Hikaye
1000Kitap
İlk Aşk İlk GünahJennifer Hillier · Yabancı Yayınevi · 2020365 okunma
Tereddütler Şahı
7/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2022 119. kitabı
"Her koşulda yetişebilen bir yaban çiçeği gibi güçlü olmak..." Yaban Çiçeği beni garip bir noktaya koyan bir roman oldu. Salem on sekiz yaşında hayatının ilerleyişi konusunda plan yapmayı planlamayan genç bir kız. İçine dönük diyebileceğimiz bir karakter bile olabilir. Annesinin dükkanında çalışıyor, mum yapıyor, hoş bir sevgilisi var. Hayat sabit hızda ilerlerken yanındaki eve boşanma sürecinde olan otuzlarında bir bey taşınıyor; Thayer. Roman bu ikilinin çekimi üzerine kurulu sancılı bir hikâyeyi konu alıyor. Evet, karakterler arasında on üç yaş fark var. Hayır, bence bu okumak için bir engel değil. Kitabın başlarında Thayer oldukça somurtkan ve soğuk bir karakterken ilerleyen zamanlarda açılıyor. Bunu bekliyoruz tabii. Bir şekilde romantizm göreceğiz nasıl olsa. Oldukça iyi görünümlü bir adam ve insanın muhtemelen baktıkça bakası geliyor. Fakat benim hoşlanmadığım bölüm Salem'in damdan düşer gibi Thayer'e aşık olduğunu kabullenmesiydi. Olaylar çok hızlı gelişti. Yani Allah aşkına Salem, o kadar kısa sürede adamın sadece kol kaslarına bakıp "Vay ben aşık oldum!" dememelisin. Salem'in geçmişi oldukça sinir bozucu. Babasının ölümüne üzülmeme nedeni ilerleyen sayfalarda okuyucuya aktarılıyor ki bu kimileri için tetikleyici olabilir. Zaten editör de kitabın başında kısa bir uyarı geçmiş. Ellerine sağlık. Fakat dediğim gibi bazı bölümler var, duygu aktarımı çok başarılı. Okurken heyecanlanıyorsunuz. Sonra yalap şap bir şeyler oluyor ve anlamsız, gereksiz olaylar okumaya başlıyoruz. Bu açıdan yazar olayları aceleye getirmiş gibi hissettim. Hatta bazı olayların neden anlatıldığını hâlâ anlamış değilim. Kitabın sonlarına doğru inanılmaz gereksiz bir dram var ki doğru bir şekilde işlenmiş olsaydı salya sümük ağlayabilirdim. Ne yazık ki yazara sinir olmaktan üzülemedim bile.
1000Kitap
Yaban ÇiçeğiMicalea Smeltzer · Ren Kitap · 2022744 okunma