Şimdi kitaplığa gidin… Yani, lütfen, demek istiyorum. Böyle hep buyururcasına konuşmamı bağışlayın. Yap, dediğim şeyin yapılmasına alışığım. Tek bir yeni kimse için alışkanlıklarımdan vazgeçmem biraz güç.
Hele kadınların çoğunlukla pek sakin olduklarına inanılır, ama kadınlar da tıpkı erkekler gibi duygu sahibidir. Erkekler gibi onlar da zekalarını, yeteneklerini işletmek için bir uğraş, eylem alanına gereksinme duyarlar. Üzerlerindeki baskı pek ağır, sürdürdükleri yaşam da pek durgun olursa acı duyarlar bundan, zarar görürler. Onlardan daha ayrıcalıklı olan erkeklerin, “Kadınlar yemek pişirip çorap örmekle, piyano çalıp nakış işlemekle yetinsin,” demeleri dar kafalılıktır! Bir kadın, geleneklerin kendisi için yeterli saydığı şeylerden daha fazlasını yapmak, öğrenmek isterse onu kınamak, alaya almak düşüncesizliktir.
Geçimli, iyi bir kadın mı acaba? Öyleyse yüzde yüz hoşnut bırakırım onu, elimden gelen çabayı gösteririm. Ama ne yazık ki insanın elinden geleni yapması her zaman derde derman olmuyor. Lowood’da buna azmettim, kararımda durdum, çevremi hoşnut bırakmayı başardım. Yalnız, anımsıyorum, Mrs. Reed’in evindeyken, ağzımla kuş tutsam yaranamazdım.