… onun kişiliğinde canlanmış olan iyilik, çok sade, kendi halinde bir davranış, bizimkinin dışında adil bir dünya bulunduğunu bana sık sık anımsatan bir şey olmuştur. Henüz temiz, bozulmamış, kabalaşmamış nefretten, korkudan uzak kalmış bir şey, bir insan da bulunabiliyordu demek; “yaşamayı sürdürmeyi daima hak eden” tanımlaması güç bir şey, çok güç de olsa, iyiliğin, olanaklarını sürdürebilmek yeteneğinden yoksun olmadığı…
Yaşayan insanlar için zamanın bölümleri bir değer taşır ve bu değer, insanın içi ne kadar zenginse o kadar da büyüklük kazanır; oysa bizler için saatler, günler, aylar, gelecek zaman içinden kasvetle yükselip geçmiş zaman içine batıp gidiyor, hem de aslından çok yavaş yol alarak; bir an önce sıyrılmaya çalıştığımız çirkin, gereksiz bir madde. Aslında çok canlı, değerli ve geri gelmez nitelikteki günler, birbirini kovalayıp yutuyor ve gelecek, aşılmaz bir engel gibi kapkara ve yoğun, karşımızda duruyor.