Vee seriyi bitirdik ilk iki kitap çokca güzeldi sevmiştim. Son kitap kötü değildi aslında ama nasıl desem bi yerden sonra artık baydı kısa tutulabilir ve kesinlikle daha muazzam bi son yazılabilirdi . Neyse Herşeye rağmen iyiki okumuşum dediğim kitaplardan oldu
Çaldığımız Yalanlar
Darkromance
Bağımsız Seri
Çift Taraflı Bakış Açısı
Yetişkin Kurgu
395 Sayfa
Puanım 7
Mutlu S.
1- Çaldığımız Yalanlar
2- Yaktığımız Gerçekler
3- Arzuladığımız Kan
4- Arzuladığımız Kan
5- Ettiğimiz Yemin
Alistair Caldwell & Briar Lowell
Alistair Caldwell, kasabanın yarısı ailesine ait(ailenin dışlanan çocuğu)
Rooc Van Doren, savcının oğlu
Thatcher Pierson, seri k*tilin oğlu
Silas Hawthorne teknoloji imparatorluğunun varisi(şizofreni teşhisi konulmuş)
Rosemari Donahue belediye başkanının kızı ve aynı zamanda kasabanın en kötü şöhrete sahip 4 kişilik arkadaş gurubunda Silas ile sevgilidir ve birgün yüksek dozda yasaklı madde kullanmaktan hayatını kaybetmiş fakat Rosa aslında asla o maddeye bağımlı değildir.
Silas, Alistair, Rooc ve Thatcher arkadaşlarının c*nayetini örtbas edenleri bulmak için dedektif gibi iz sürerler ve bunu yaparken oldukça acımasız olurlar.
Briar Lowell'in hırsız babası hapse girince Panderso Springs kasabasında dayısının öğretmenlik yaptığı Hollow Heights üniversitesine okumak için gider.
*Alistair ve Briar arasındaki duyguları hissetmek pek mümkün değildi. İkilinin aşkı kitapta fazlasıyla geri planda kaldı. Bazı olaylar ters köşe olması için sanki zoraki yazılmış gibi geldi.
Yine de yazarın anlatım dilini sevdim, serinin devamının daha iyi ilerleyeceğini umuyorum.
Serinin ikinci kitabı ben bunuda sevdim sanırım yani fantastik dünyaya yeni giriş yapmış bi okur olarak gayet anlaşılır kolay okuduğum kitaplar oldu umarım 3.kitap içinde bu fikrimi sürdürebilirim
“ yitirilmiş şeylere üzülmekle,
yitirilebileceklerin korkusu ayrı şeyler değildir.”
s e n e c a
Söylediğim gibi, bizler ayakta kalanların çocuklarıyız ve belki de bu yüzden kendimizi iyi hissetmemiz çok
da olası değil. Anders Hansen
Eğer her şey yolundayken bile zihnimiz neden susmuyor?
İşte bunun cevabi okuyunca anlıyor insan o halde buyurun
Beyin dünyayı olduğu gibi algılamamıza izin vermez. Onun çok daha önemli ve öncelikli bir görevi vardır -hayatta kalmak- ve bu nedenle de bize dünyayı hayatta kalmamıza yardım edecek şekilde gösterir. Bu da bizi, en büyük duygusal belamıza
götürür: Kaygı. S:35
Hayatımız hiç bu kadar kolay, konforlu ve güvenli olmamıştı. Ama neden bu kadar çok insan kaygılı, yorgun, mutsuz? Beynimiz bir şeyleri yanlış mı yapıyor... yoksa tam da doğru olanı mı? Belki de bu sorunun cevabı biyolojik varlıklar olmamızda yatıyor.
modern dünyada her şey yolundayken bile zihnimizin sürekli olumsuzluklara odaklanıp susmaması durumunu tanımlar. Beynimiz, avcı-toplayıcı atalarımızın hayatta kalması için evrimleşmiştir ve bu nedenle her an potansiyel bir tehlike
veya eksiklik arar İyi Hissetmenin Dayanılmaz Zorluğu
Hayatta en önemli şeyin ne olduğunu düşünsek "iyi hissetmek", çoğunlukla listenin en
tepesinde yer alır...s:45
Okudum bitti fantastik hiç okumamış biri olarak söylüyorum benim başlangıç için tercihim oldu çok güzeldi tabi türe hakim olanlar için çok waw bi kitap değildir belki ama ben sevdim ya güzeldi Orion ve Rowan tatlıydı
Acemice yazılmış, yazarın deneyimine yakışmayan bir kitap.
Öncelikle en temel sorundan başlayalım. Kitap ilk yarıya kadar “Ben ne okuyorum?” diye sordurtuyor çünkü bir türlü konuya giremiyoruz. Kitabın ana türü polisiye olmasına rağmen ilk yarı polisiyeye dair en belirgin özellik, karakterlerden birinin sevgilisinin “dedektif” olması. Sayfalar boyunca kâh İlahi Komedya tartışılıyor kâh biri sevgilisiyle tartışıyor lakin bir türlü polisiye kısmına gelemiyoruz.
Diğer beni çok rahatsız eden mevzu ise kitap farklı karakterlerin ağzından yazılmış ama karakterler o kadar tekdüze yazılmış ki iki ayrı insan oldukları anlaşılmıyor. İkisinde de aynı durağan ton baskın. Yani iki karakterin iç sesi de donuk, kafası karışık ve takıntılı.
Kitapta bariz hatalar var. Karakter yaratmak ve ona meziyetler yüklemek kolaydır ama iş o yetenekleri kullandırma sırasına gelince yazarın asıl mahareti ortaya çıkar ki bence en çok bu noktada sınıfta kalıyor. Çünkü sözde fizik bilen karakteri (Ansel) fizik bilmiyor. Karakterin fizik bildiğini ve zeki olduğunu göstermek için çırpınıyor yazar. Ansel her dostuna bir fizik yasası söylüyor ama biz okuyucu olarak onun anlatış biçiminden Ansel’in gram fizik bilmediğini anlıyoruz çünkü söylediği HER fizik cümlesinde mutlaka bir yanlış var :D Belli ki ne yazar ne editör zahmet edip lisesli sayısal öğrencisiyle bile muhabbet etmediği için bu en temel fizik yanlışlarını gözden kaçırmış.
Karakterlerin beynime kan sıçramasına sebep olan bazı cahillikleri:
1- “Her etkiye karşı eşit ve zıt tepki vardır…”
Böyle bir şey yok. Bir şey hem eşit hem zıt olamaz. Bu yüzden o cümlenin doğrusu “eşit BÜYÜKLÜKTE, zıt tepki”dir. Oradaki büyüklük ifadesi süs olsun diye yok, diğer türlü evrende var olamayacak ve Newton’ınkiyle alakasız, kafasına göre bir kanun yaratmış