Büyük harcamalarımız çok sık yaptığımız küçük harcamalardır. Savmak da, yanına yaklaştırmamak da bir harcamadır, -bunda yanılmamalı insan-, olumsuz amaçlara h a r c a n m ı ş güçtür.
Annemin yumuşak, nazik sesini duymak bile içimde gözyaşlarına boğulma isteği uyandırdı. Sesimin bu kadar zayıf, bu
kadar toy çıkmamış olmasını umarak, “Evet?” dedim. Şifanın,
sevginin ve huzurun gücünü taşıyan annemin -bu arada ismi
Jazmı'n- özelliği işte buydu. Asla yargılamaz, asla cezalandırmaz,
asla ben sana demiştim demez. Asla şaşırmaz ya da şoke olmaz. O
hem benim hem de kız kardeşlerim için hayat çölündeki vahadır, fırtına sırasında bizi güvende tutan gemidir.
“Her şey yoluna girecek,” dedi. Bu, hayatta başımıza gelebilecek her şey için onun sonsuz iyimserliğiydi. “Mayahuel’in şarkısını hatırla.”
ya
Dostum, ben de her şeye rağmen centilmen olmak, başkalarının gözünde de böyle görünmek isterim. Fakirim ama, pek namuslu olduğumu söyleyemem. Toplumun bem düşkün bir melek sayması genelleşti. Ama nasıl, ne zaman melek olabildiğimi hiç aklım almıyor. Böyle bir şey varsa da çok eski bir geçmişe ait olmalı; artık unutulsa da günah sa yılmaz... Şimdi yalnız şerefli bir insan adına değer veriyorum; gelişigüzel yaşıyor, hoş görünmeye çalışıyorum. İnsanları iç ten severim ben. Ah, pek çok bakımdan kötü şeyler söylediler benim için! Şurada, bazen, aranıza katıldığım zaman hayatım gerçekleşiyor; en çok bundan hoşlanıyorum zaten. Senin gibi benim de fantastik şeylere hiç tahammülüm yok, bunun için yeryüzündeki gerçeği severim. Burada her şey belli; formül ler, geometri falan var. Oysa bizde sadece birtakım belirsiz denklemler.. Burada dolaşıp hayal kurarım. Hayal kurmayı severim. Ayrıca yeryüzündeyken kendimi kör inançlara kap tırıyorum. Evet, gülme rica ederim: Bu durumdan hoşlanıyo rum üstelik. Aranıza karışınca bütün âdetlerinize ayak uydu ruyorum. Hamama gitmeye bayılırım, inanır mısın? Orada tüccarlarla, papazlarla birlikte kızgın taşın üstünde buharda terlemek pek hoşuma gider. Biricik emelim, temelli, kesin olarak
insan haline girip şöyle yedi pud'luk 21 şişko sko bir tüccar ka-olmak, onun inandıklarına inanmak. Kiliseye uğrayarak yürekle bir mum yakmak; idealim bu oldu, gercekten raşmaktan zevk almaya başladım. Baharda çiçek hastalığı O zaman bütün acılarım dinecek. Bir de hastalıklarımla hoy gosterince çocuk bakım evine koştum, aşılandım. O gün, asal keyiflendiğimi bilemezsin! "İslav kardeşlerimiz" için on mable bağışta da bulundum. Ama sen dinlemiyorsun. Bugün
testin yerinde değil galiba. Centilmen bir an sustuktan sonra.
-Biliyorum, dün o doktora gittin, diye
Mossad'ın çeper stratejisinin olağanüstu başarısı -Trident [ üç dişli mızrak - ç.n.] kod adı verilen- İsrail, İran şahlığı ve Türkiye arasındaki üç taraflı bir istihbarat ittifakıydı. Bu üç ülkenin istihbarat başkanları zaman zaman bir araya gelerek birbirleriyle geniş çaplı istihbarat materyalleri paylaşıyorlardı. İttifak aynı zamanda Sovyetler'e ve Araplara karşı ortak operasyonlar gerçekleştiriyordu. Ben-Gurion, Başkan Eisenhower'ı Trident'in birinci sınıf bir oluşum olduğu konusunda ikna etmiş, CIA de onun faaliyetleri için fon sağlamıştı
Serencama esas a ekola femînîstiyê di sala 1929an de bi pirtûka Odeyek Ji Odeyên Xwe² Virginia Woolf daye destpêkirin. Woolf di vê pirtûkê de dide zanîn ku mêr, her gav bi çavekî biçûkxistî li jinan dinêrin û ew mêr in ku cihê jinan pênase dikin. Çimkî hemû saziyên siyasî, îqtisadî, civakî û edebî di bin kontrola wan de ne. Ji ber salên sekan ên îqtisadê û herwiha salên herba duyemîn a cîhanê ku bala mirovahiyê çû ser meseleyên din, belavbûna fikra femînîstiyê di nav civakê de dereng ma. Lê belê ev serencam di sala 1949an de ji aliyê Simon de Beauvoir ve bi çapa pirtûka bi navê Zayenda Duyemin careke din femînîzm hişyar kir. Ew di wê baweriyê de bû ku civakên rojavayî yên pederşahî wisa dizanin ku kontrol û îdareya wan di destê mêran de ye. Mêran hemû wateyên ku li ser jinê hatine danîn, pênase kirin û di vê pênaseyê de ji jinan re "ewa din" a mêran hat gotin. Li gorî wê divê jin ji bo felata xwe şêwaza civaka pederşahî û mefhûma "ewa din" daynin aliyekî û xwe ji nû ve pênase bikin.