#306178316 Islık peşinde bu köpek Bilmez mi o deli sesi Bilmez ki, keçiler kuyruk sallamaz Toynak tokuşturur, boynuz dolarlar başlarına Flütün sesi, ıslanmaz hiçbir koşulda Aç, susuz, sefil köpek yine itlik peşinde ıslak sokakların gece ıssızan kaldırımlarında bir uğultu, ayak kokusunda izler imdi rüya koş-ulu-donun aylar ay*maz kö-pek fanusunda faun üfler nefsini düdüklemişler hepsini kaf'a buluyorsun baktıkça yanmaz ciğerinde köor * boğazı yırtılıyor kupkuru it kır-o-nos-talciyi gölgesini takl-it-eden yağ-mert-im sesinde topaklanmış küf tüter ağlamaz görümceği sallanır beşler beşi'nde bebeşler uykututmazlara sarılmış ne uyunur be-şş-ikte ne olunur be-n'işte
"Hikâye, geçmiş değildir." - Jacques Lacan Lacan'ın bu formülü, psikanalizin zamansallık eksenenini sorunsallaştıran ve geçmişe ilişkin anlayışını özetleyen en önemli ifadelerden biridir. Bu cümle ilk bakışta paradoksal görünür. Çünkü gündelik dilde hikaye ile geçmiş neredeyse eş anlamlı kabul edilir. Oysa Lacan burada tam tersini söylemektedir: Geçmiş ile hikaye aynı şey değildir. Bu formül özellikle _*Séminaire I, Les Écrits techniques de Freud*_ (1954) bağlamında söylenir. Lacan burada Freud'un tedavi anlayışını postfreudyenlerden kurtarmak için onu yeniden okumaktadır. Tartıştığı temel soru şudur: Psikanaliz geçmişte gerçekten ne olduğunu ortaya çıkarmaya çalışan bir arkeoloji midir? Lacan'ın cevabı hayırdır. Analiz, geçmiş olayların nesnel bir envanterini çıkarmaya çalışmaz. Çünkü özne için belirleyici olan şey, geçmişte ne yaşandığı değil, bugün o yaşananlara hangi anlamın verildiğidir. Başka bir ifadeyle, olay ile olayın özne tarafından tarihselleştirilmesi aynı şey değildir. Bu nedenle Lacan şöyle der: "Tarih geçmiş değildir. Tarih, geçmişin şimdi içinde tarihselleştirilmiş halidir." ( _*L'histoire, ce n'est pas le passé ; l'histoire, c'est le passé dans le sens où il est historicisé dans le présent.*_ ) Burada Freud'un _*Nachträglichkeit*_ (après-coup / sonradan-etkililik) kavramı devreye girer. Bir olay yaşandığı anda belirli bir anlam taşımayabilir. Hatta sıradan ve önemsiz görünebilir. Ancak yıllar sonra özne başka gösterenlerle karşılaştığında, aynı olay bambaşka bir anlam kazanabilir. Olay değişmez; fakat olayın öznenin tarihindeki yeri değişir. Örneğin çocuklukta yaşanan bir sahne, o anda hiçbir önem taşımamış olabilir. Ancak ergenlikte veya yetişkinlikte, okuma ve kartellerde psikoseksüel gelişim aşamaları üzerinden sık anlattığım üzere, aynı
Psikoloji
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kendi kalemimden, Kendimden hallice-V
BİT-KİN Bit—- Kin. Ve Yorgun. Yıl— Gın(a), belki. Ama a-ç-ı-n-c-a. Kapıyı. Kap—- Kara Ara-lık Oda… Ortasında, Bey-az ışık. Ve az, AZ, Az, azzzzz… Umut ise Or(t)ada Upuzuuuuun masa. Uzaaaaaaaar—-gider. Ve toplanır, Yalnız tabaklar değil, An’ılar da. Yık-anır zaman Ve yık-ar. Ve en en sonra, Bey-az ışık. Az. Az.
d grubu'ndan başlayarak tüm turnuva gruplarının öne çıkan kadrolarını, grup karmalarını ve kağıt üzerindeki teknik analizleri. ##` d grubu` ### `türkiye` * `kaleci`: mert günok, altay bayındır, uğurcan çakır * `savunma`: ferdi kadıoğlu, merih demiral, çağlar söyüncü, zeki çelik, ozan kabak, abdülkerim bardakcı, mert müldür * `orta saha`: hakan çalhanoğlu, orkun kökçü, ismail yüksek, salih özcan, kaan ayhan * `hücum`: arda güler, kenan yıldız, barış alper yılmaz, kerem aktürkoğlu, yunus akgün, irfan can kahveci, can uzun, deniz gül, oğuz aydın ### `abd` * `kaleci` : matt turner, ethan horvath * savunma: antonee robinson, tim ream, chris richards, joe scally, cameron carter-vickers * **`orta saha` **: weston mckennie, tyler adams, yunus musah, gio reyna, johnny cardoso * hücum: christian pulisic, folarin balogun, timothy weah, ricardo pepi, brenden aaronson ### `paraguay` * kaleci: orlando gill, roberto fernández, gastón olveira * `savunma`: gustavo gómez, fabián balbuena, junior alonso, omar alderete * `orta saha`: diego gómez, andrés cubas, damián bobadilla, braian ojeda
İslama göre yıldız kayması; meleklerin konuşmasını dinleyen c*n ve şeytanları kovmak demekmiş...
1000Kitap
Ç I B A N
Herkese Merhaba ; Akıcı ve konusuyla sürükleyici bir kitap önerisi ile geldim. Güç, hırs ve modern teknolojinin insan ruhunu nasıl çürüttüğünü; geçmişin fedakarlıklarıyla bugünün kibrinin çarpışmasını anlatan gizem dolu bir bilimkurgu-gerilim romanıdır.. Serdar, araştırmacı ve bir o kadarda zekasıyla her zaman kendini gösteren bir karakter. Dedesinden kalan gizemli kutunun ortaya çıkması ve yolları kesiştiği insanlar,..bu meraklı yolculuğa sürüklüyor bizide.. Serdar, zamanı büken kusursuz bir makineleşmenin, insanlığı bir sarmalın içine hapsettiğini fark eder (ya da geçirdiği ağır psikotik nöbetler yüzünden buna inanır). ​Hastanede hemşirelik yapan Ezgi gibi karakterler, Serdar'ın bu iddialarını ağır bir akıl hastalığı olarak görüp hayatın güvenli, sıradan rutinine sığınmayı seçerler. Toplumun büyük kısmı da (Gökhanlar, Büşralar) yaklaşan büyük felaketi görmezden gelip sahil kafelerinde neşeyle yaşamaya devam eder. ​Serdar insanlığı uyandırmak ve teknolojiyle evreni alt etmek isterken kendi kibrinin kurbanı olur. Parmak izleri yok olmuş, kimliği tamamen silinmiş bir şekilde, Kadıköy köprüsünün paslı demirlerine tutunarak sokağa düşer. İnsanlık kendi "çıbanını" kendi eliyle büyütmüştür. Dünya on yıl sonra yanacak olsa bile, zaman durdurulamaz bir şekilde akmaya devam eder. "ilerleme" adı altında insanlığın doğadan ve köklerinden koparak nasıl kendi sonunu hazırladığını vurucu bir sonla bitirir. Sıradan insanlar yaklaşan kıyameti tamamen unutup konforlu ve neşeli hayatlarına devam ederken; sistemi ve havayı "hacklemeye" çalışan en zeki ama en ıssız adam Serdar, kendi yarattığı cehennemin içinde bir gölgeye dönüşür. Zaman ise hiçbir şey olmamış gibi kendi sarmalında akmaya devam eder. .."𝘠𝘢 𝘻𝘢𝘮𝘢𝘯 𝘥𝘶̈𝘻 𝘣𝘪𝘳 𝘤̧𝘪𝘻𝘨𝘪 𝘥𝘦𝘨̆𝘪𝘭 𝘥𝘦, 𝘬𝘦𝘯𝘥𝘪 𝘬𝘶𝘺𝘳𝘶𝘨̆𝘶𝘯𝘶 𝘺𝘶𝘵𝘢𝘯 𝘢𝘤ı𝘮𝘢𝘴ı𝘻 𝘣𝘪𝘳