Kitabı bana hediye eden arkadaşım şu notu düşmüştü. “Kalbinizde yeşil bir ağaç bulundurun; belki şarkı söyleyen bir kuş gelip konar.”
Bu kitap gerçekten böyle oldu. Adeta kalbimde yeşil bir ağaç etkisi oluşturan ve dallarına gelip kuşların konduğu bir romana döndü. Evet, Kara Sis çok başarılı bir roman ve belki her şeyden önce bunu söylemem gerekiyor. Bu anlamda tam puan verdiğimi de belirtmeliyim.
Kemal Varol adını birkaç ay önce duyduğum ve yine bir arkadaşımın tavsiyesi ile Aşıklar Bayramı romanını okuduğum bir yazar oldu. Aşıklar Bayramı’nı çok beğenmiştim. Kara Sis’i daha da beğendim. Kemal Varol’un çok iyi, yetkin bir romancı olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Çok başarılı bir anlatıcı. Türkçeyi fevkalâde kullanabilen, kurgu oluşturmada da hayli başarılı, kendine ait üslubu olan bir romancı ile karşı karşıyayız. Onun okuduğum ikinci kitabı Kara Sis oldu ve eminim ki, son da olmayacak.
Incelemelerim de ipucu vermemeye gayret ediyorum ve genellikle de vermiyorum. Bunda da yine aynı şeyi yapmayı planlıyorum. Kara Sis bir cezaevi romanı. Taşkale Cezaevi adlı muhayyel bir cezaevinde C-6 koğuşunda bulunan mahkumların hikayesi…
Olayları anlatan kişi Mesut adlı bir karakter. Mesut öğretmenken bir suça karıştığı için cezaevine düşüyor. 1998 yılının sonlarına doğru onların bulunduğu hücreye bir mahkum getiriliyor. Barana adlı bu mahkum müebbet hapis cezası almış bir karakter. Kemal Varol sadece Mesut Hoca ve Barana ‘yı değil, koğuşta bulunan Reco Dayı, Casper, Asım abi, Sıçan ve Candan İleri karakterlerini de son derece başarılı bir şekilde resmetmiş. Tabii ki başgardiyan Beton , cezaevi müdürü ve hatta Mesut Hoca’nın eşi Behiye de bunlara dahil…
Ekim 1998’de Barana'nın koğuşa gelmesi ile birlikte asıl hikaye başlıyor. İşledikleri suçlar cinayet olan bu tutukluların