Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Kokotlar Mektebi, Osmanlı’nın son dönem şehir hayatını hiciv ve mizah yoluyla eleştiren güzel ve bir o kadar da önemli bir eser. Romanın başlığı bile oldukça dikkat çekici.“Kokot” dönemin dilinde süslü, gösterişli, erkeklerden çıkar sağlayan kadınlar için kullanılan küçümseyici bir sözcük.“Mektep” ise okul anlamına geliyor. Bu birleşim, yozlaşmanın adeta öğretilen bir kurum gibi topluma yayıldığını ima ediyor.Eserin öne çıkan yönleri:Toplumsal hiciv: Gösteriş merakı, ahlak söylemleri ile gerçek yaşam arasındaki çelişkiler keskin bir mizahla ele alınması,Kadın-erkek ilişkileri: Yazar yalnızca kadınları değil, onları kullanan erkekleri de eleştiriyor ve düzenin bütününü sorguluyor.İstanbul atmosferi: Sokaklar, konaklar, mahalleler ve gündelik yaşam ayrıntılarıyla dönemin panoraması sunulmuş.Mizah ve diyaloglar: Gürpınar’ın karakterleri konuşturma gücü sayesinde roman, tiyatro sahnesi gibi çok canlı, hem güldürüyor hem düşündürüyor.Roman, yalnızca yazıldığı dönemin değil, insan doğasının değişmeyen yönlerinin de bir aynası. Gösteriş, çıkar ilişkileri ve ikiyüzlü ahlak anlayışı evrensel bir eleştiri olarak da öne çıkıyor.
Okurken beni en çok etkileyen şey, Gürpınar’ın kimseyi tek taraflı suçlamaması oldu. Kadınları eleştirirken aynı zamanda onları kullanan erkekleri, sahte centilmenleri ve zengin düşkünlerini de hedef alıyor. Bu yaklaşım, romanı bireylerin değil, bozuk bir düzenin eleştirisi haline getiriyor.İstanbul’un gündelik hayatını öyle canlı aktarıyor ki, satırların arasında eski İstanbul’un ruhunu hissettim. Bugünün okuru için bazı ifadeler sert gelebilir, ama bence bu sertlik eserin değerini arttırmış. Çünkü bize geçmiş toplumların zihniyetini ve çelişkilerini doğrudan gösteriyor.Gürpınar’ın mizahı, eğlenceden çok gerçeği görünür kılan