Puan vermedi·325 syf.·
2026 9. kitabı
Geçenlerde Algernon'a Çiçekler’i bitirdim ve dürüst olmak gerekirse günlerdir etkisinden çıkamıyorum. Kitap dışarıdan bir bilimkurgu gibi duruyor ama alakası yok; bu tamamen kalbe dokunan, insanı hıçkıra hıçkıra ağlatan çok derin bir hikaye. Ana karakterimiz Charlie o kadar temiz, o kadar nahif bir insan ki... Zekası ameliyatla dahi artsa, dünyanın en akıllı insanı olsa bile içindeki o sevgi dolu çocuk hep orada kalıyor. En çok canımı yakan şey de ne oldu biliyor musunuz? Çevresindeki insanların ona yaptığı onca kötülüğe, acımasızlığa rağmen Charlie’nin kimseden nefret edememesi. Herkesin kendince haklı bir yanı olduğunu düşünmesi, o kadar büyük bir saflık ve asalet ki insan kendi acımasızlığından utanıyor. Tabii bir de kader ortağı, minik dostu fare Algernon var. Aralarındaki o vefa, o kelimesiz dostluk insanı bambaşka bir yerden vuruyor. Kitabın sonlarında Charlie'nin o mezara çiçek koyma hassasiyeti ve sonrasındaki o küçük vasiyeti... Gerçekten boğazımda kocaman bir düğüm bıraktı. Bu kitap bana zekanın, bilginin, başarının eğer içinde empati ve sevgi yoksa hiçbir şey ifade etmediğini çok net gösterdi. İnce elenip sık dokunmuş, ağlatırken bile insanı daha iyi biri olmaya zorlayan muazzam bir hikaye. Kesinlikle okuyun, okutturun.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537bin okunma
8/10
Gospodinov bu romanda aslında çok kişisel, bir o kadar da evrensel bir hikayeyi, kendi babasının yaşamını ve vedasını anlatıyor. Bir bahçıvan olan babası, hayatı boyunca toprağı işlemiş, domates ekmiş, çiçekleri büyütmüş, doğanın o sessiz ve bilge dilini öğrenmiş bir adam. Fakat amansız bir hastalığa yakalanıyor ve hayatının son günlerini yaşamaya başlıyor. İşte kırılma noktası da burada başlıyor; hayatı boyunca hep bir şeyler "yeşerten" ve var eden bir adamın, yavaş yavaş soluşuna şahit oluyoruz. Oğlu yani yazarımız, babasının yanına gidiyor ve onun son günlerinde refakatçisi oluyor. Birlikte geçirilen o son zamanlarda, babanın geçmişi, gençliği, komünizm döneminin Bulgaristan'ı, o dönemin yoksulluğu ama bir o kadar da güzel insan ilişkileri anılar arasından çıkıp geliyor. Kitap, babanın ölüm anına ve sonrasına kadar uzanıyor. Yazar, ölümü korkunç, karanlık bir canavar gibi anlatmıyor. Aksine, bir bahçıvanın toprağı işlemesi, solan bir çiçeği budaması kadar doğal, döngünün bir parçası olarak önümüze koyuyor. Kitap bize şunu hatırlatıyor: Bizler aslında hepimiz kendi hayatlarımızın bahçıvanıyız. Anılar ekiyoruz, dostluklar büyütüyoruz, bazen sevdiklerimizin gidişiyle bahçemiz darmadağın oluyor ama o toprak orada kalmaya devam ediyor. Okurken insan ister istemez kendi anne babasını, kendi çocukluğunu ve bir gün her şeyin biteceği gerçeğini düşünüp duruyor. Acıyı çok zarif bir şekilde anlatan, çok dokunaklı bir baba-oğul ve veda hikayesiydi. Bazı cümleler kalbimde ince bir sızıya neden oldu, gözlerimin dolmasına sebep olan cümleler vardı. Eğer şu sıralar melankolik bir dönemden geçiyorsanız, kitap sizi biraz daha içinize döndürebilir. Yine de Gospodinov’un o nahif, dert ortaklığı yapan üslubunu çok sevdim, bu kitap benim için tam anlamıyla kalbime dokunan bir
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“NE KADAR UZUN YAŞADIĞIN DEĞİL,NASIL YAŞADIĞIN ÖNEMLİDİR.
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Okuduğum en iyi anı-söyleşi kitabı…Türk sinemasının en önemli jönlerinden biri İzzet Günay. Filmlerini zevkle seyrettik…Kibar, nahif , bilgili, mesleğine ve sanata, seyircisine saygılı, sürekli araştıran, hayatı seven bir şahsiyet. Hayatla ilgili düşünceleri, tavsiyeleri çok değerli. Bu özellikleri kitaba; sorduğu sorularla, eklediği resimler ve filmografi ile yansıtan Sinan Tarifçi’ye de teşekkürler! Devamını da dileriz… Herkese öneririm…
Hayata Dair
Delikanlıİzzet Günay · Kronik Kitap · 202521 okunma
10/10
·368 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 09:16
Muhabbete başlamayı bekliyordu Butimar. Kendinde gizlediği onca sırrı, özlemi ve yitirmişlikleri anlatmak için bekliyordu. Neticesinde muhabbet doğacaksa güzeldi beklemeler. Bizde bu nahif davete icabet etmek mecburiyetiyle başladık Butimarla yolculuğumuza. Yusuf'un kendi kuyusunu bir gülistandan zindana çevirişine hayretle, öfkeyle acziyetle ve üzüntüyle şahit olduk. Yusuf nefsinin girdabında ailesini, dostluklarını, vefayı, inancını, sevdiğini ve kendini yok eden kuyunun sahibi. Yusuf, kitapların sevdalısı hakikatin yoldaşı. Yusuf, insanın iç sesinin kelimelerde vücut bulmuş hali. Yusuf Butimar için benliğinden geçip, 'ben' uğruna Butimar'ı ziyan edendi. Hem Yusuf hem Butimar ince bir sızı oldu bizlerde. Sonun verdiği hüzünle bir kez daha hüsran kuyusuna düştü gönlümüz. Her satır bir duygu, her duygu yeni bir ufuk oldu. En cok hüzün çaldı kapımızı. İnsan olmanın her türlü hasletini hissettik satır aralarında. Çizdiğimiz satırlar bize bizi anlatan muhabbetin kelimelerdeki seyri gibiydi. Yazarın, kâinatta dillenmiş her kelimeyi bilme ve onu kendisiyle sadeleştirme gayretine hayret ve hayranlıkla şahit oldum. Butimar duygularımızın üst sınırlarını zorlarken istedim ki sizlerde bu gayretten nasiptar olun Ve tabii ki bu kalemin sahibi kıymetli @kaanmuratyanik, kaleminiz nice bilinmeyen kelimelerin hikayeleriyle buluşsun ve bizlerin de nasiptar olmasına vesile olsun. Butimar, bende yarım kalan bir hikaye oldu içimi sızlatan. Dilerim devamıyla okurlarınızın gönlünde sûrur vesilesi olursunuz. Kaleminiz var olsun
Düşünce
ButimarKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20226bin okunma
8/10
·400 syf.··
2026 65. kitabı
Tanıdık, keyifli, tatlı, komik ve akıcı bir romantik komedi kitabıydı kendileri. Kitabın başlarında ana kadın karakter olan Josie ye baya gıcık oldum hatta hiç sevmedim bile diyebilirim. Kendinden bolca fedakarlık ettiği bir gençlik yaşadığı için sert, keskin ve koruma kalkanları yüksek olan bir tipti. Kendince haklı olsada ne yazık ki bana kaba ve soğuk geldi. Ryan ise aşırı tatlı, fazla naif, çok kibar, hassas, tam bir romantik ve kitapta elli kere tekrar ettiği gibi uzun boylu biriydi. (2,04 tü galiba) Kitabın yarısından sonra Josie yumuşamaya ve sevilebilir bir tip olmaya başlayınca benimde kitaptan aldığım keyif baya arttı. Dünyada Ryan kadar ince ve romantik düşünebilen bir erkek var mıdır, bilemedim ama neyse.:)) Keşke yan karakterleri de daha detaylı tanısaydık, hepsi de çok tatlı ve özel karakterlerdi aslında. Böyle tatlı ve nahif bir kitaba göre gereksiz fazla ve detaylı smut sahneler vardı bence, o da biraz canımı sıktı. Canımı sıkan kısımlar dışında kitabın alıntılarını, atıflarını ve verdiği mesajları gerçekten sevdim. Okumaya değer bir kitaptı sadece biraz sabırlı olmak lazım. Şuna da değinmeden geçemeyeceğim; kitabın yorumlarında “You've Got Mail" filminin kitap uyarlaması şekilde ifadeler kullanılmış, orda bir duralım please. Kimse bir Meg Ryan ve Tom Hanks olamaz, hatta benzeyemez bile sorry canlarım, hepimiz yerimizi bilelim. Eğer izlemediyseniz You've Got Mail filmini izlemenizi de kesinlikle öneririm. Eskiden internete nasıl bağlanılıyormuş, internet hızı neymiş bir görün de şok olun.:)) Hatta bende hemen tekrardan izleyeyim, çünkü neden olmasın.:))
1000Kitap
Kitabevi SavaşlarıAli Brady · Nox Yayınları · 202635 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
Beğendi
·
2026 103. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 16:00
O, hem nahif hem cesur bir yürek. Eğer istemezse hayatın kendisini yaralamayacağı, öykü çağının en güçlü şövalyelerinden. Mitolojiyi bir nakkaş hüneriyle kırsal yaşamda işleyip kentsel dokuya taşıyan #endemik bir öz. Bireyin yaşamı anlamlandırma çabası bitmeyen bir döngüdür. Neyi, nasıl anlamlandırdığı ise tamamen kendi tekâmülü ve cirmi kadardır. Karasu kendi dünya görüsünde hem bu çabayı hem ölüm gerçeğini yadsımadan gören şahsına münhasır bir kimlik benim gözümde. Bölümler arası göndermeleri ve şiirsel üslubu ile anlatıcı kimliğinin bulanıklaştığı ve zaman algısının kaybolduğu çok katmanlı grift öyküler… Bireyin yalnızlığını, toplumun dayattığı normlar karşısındaki çaresizliğini ve imkânsız ilişkiler içindeki varoluş mücadelesini imleyen bir tepegöz. Peki, ya Troya… Belki gerçek belki yalan, var biraz da sen oyalan. Karasu ikliminin eksik mevsimlerinden birini daha kitaplığıma kazandıran meleğimin Elvan #heraybirmetisokuyoruz etkinliği kapsamında ve kendisinin refakatiyle okudum Bilge Karasu Troya'da Ölüm Vardı
Troya'da Ölüm VardıBilge Karasu · Metis Yayınları · 2022764 okunma