"Hiç kimse gerçek olduğunu bildiği bir şey uğruna ölmez. İnsanlar gerçek olmasını istedikleri şeyler için ölürler, çünkü kalplerindeki bir korku onlara inandıkları şeyin aslında gerçek olmadığını söyler."
"Ah, aşk bile, bu kadar saf ve beyaz aşk bile kendi kendisini tüketirse hayatta ne yapmalı, yaşamak için başka neye tutunmalıydı? İnsana o heyecanları, o yükselme ateşini, o şiirselliği verebilen aşk bile kendi sonunu kendi getirirse niçin yaşamalıydı?"
"Her gün asıl saadet gelecekmiş gibi bir arzu ve yarın özlemi varken bu sonsuz uzayıp giderek acı bir hüsrandan, bütün acılardan başka bir şey ele geçmediğini görmekten doğan o karanlıklar onu da yıkıp harap ediyordu."
"Hayatın akışına tamamıyla etki eden fikirlerin ne kadar bizim ruhumuza uydukları, ihtiyaçlarımıza cevap verdikleri için ortaya çıktıklarını ve nasıl işte sadece onun için doğru sayıldıklarını tekrar kabul etmeye mecbur olması, dünyada sabit, dengeli bir gerçek, bir büyük fikir olmayıp zamana, mekâna, şahsa göre, hep boş, hep anlamsız kalışlarını tekrar görmesi onu eziyordu"