tâbutlar nehrinde perilerin ıslak elbiseleri var
bir şehrin topuklarıyla yürüdüğü yerde
de ki; tuz dökülmüş toprak olalım ...
giymediysen kendini de ki ;ben kendimin mahvedilmiş hâli olayım ...
âmînâmînâmînâmîn
Tutmadı hiçbir duâm:
sulardan daha güzel bir ölüm um! âmîn!
Dumanı Taştan /Bükülü Ev
nârin bir kelebek ölüsüdür sevgilim yüzümün düşüp düşüp kırıldığın yerde sokak fenerlerine asılı ömrümde
soylu suların biriktiğini havuz delinmiştir tülden geriye sara ve köpük
kalbimde çalan zorlu bir kış vakti olur:
kır dilimi, eksik bir vedadır artık / kalbim, seyrek bir duâ vakti düşüyor / suskun melekler evinde.
bahçelere yaz gelir, kalbime yas
her yer / uzun serin bir akşam
ve durup mevsimleri öper içimdeki peygamber
kırık ve bir loş ağızla büyütülmüş gülleri öper
ölürken bir nar ağacının çiçeklerini öper bahçelere yas gelir, kalbime iyi şeyler:
leyla mesela.
"Dünyayı ahlaksızlık kurtaracak; dinlenme ve gevşeme, her türden fedakarlığın reddi ve militan erdemlerin terk edilmesi, saygın olarak nitelediğimiz her şeyin küçümsenmesi ve uçarılığa rıza göstermek kurtaracak, erkekliğin bizi götürdüğü ve asla geri dönülmeyecek kâbustan bizi dişilik kurtaracak, çünkü erkek ölümün eşidir ve ölüm erkeğin yoluna yordamına öncülük eder. Savaş erkeğin iklimidir, erkek savaşa hazırlanır, savaş onun varlık nedenidir ve tıpkı Tarih’ten önce, kadının hem efendi hem rahibe olduğu o zamanlarda olduğu gibi daimi barışa kavuşmuş olsaydık, dünyevi iktidar ile manevi iktidar erkeğin elinden düşmüş olurdu ve elli yüzyil önce olduğu gibi hiçliğe gömülürdü, ölümün onu çekip çıkardığı hiçliğe gömülürdü: Ölüm, ahlak düzeni, savaş ve militan erdemlerin gerekliliği, yasal barbarlık aygıtı ve sistematik gayri insaniliğin inşası. Erkek, felaketi örgütleyerek kendi üstünlüğünü meşrulaştırmak zorunda, kendini ancak bu bedelle vazgeçilmez kılıyor, ama bu bedeli biz daha ne kadar süre ödeyebiliriz?"