Hayat, mutlu olmak için değil, anlamlı olsun diye yaşanır, Sen anlamın peşinden koşarken mutlusundur. anlam senin için kocaman bir yaş pastaysa, haz da bu pastanın üstüne serpiştirilmiş çikolata parçacıkları gibidir sema
"xew neket çava, dimînim şiyar
çav li riya wa, ji mir bûye kar
havîn zivistan, nabê wa hat bihar
xerîbî tucar ji mer nabê war
nizanim gunhê min çibû
hey dunya yê hey dunya yê"
... Kevok'u orada, sırt üstü otlara uzanmış olarak bırakıyorlar.
Kevok çakıl taşları, sivri diken, yabani otlarla dolu kurak toprağa uzanmış, aya, yıldızlara bakıyor. Hiçbir şey görmüyor şimdi; hiçbir şey hissetmiyor.
Güneşin ışıkları yavaş yavaş kayboluyor. Pencereden sızan ışık da veda etmek üzere. Baz biliyor, artık geceye giriyorlar, bu gördükleri güneşin son ışıkları olacak.