Pencereler...
Madden açık mânen kapalı pencereler...
Pencereler...
Taş duvar ile örülmüş pencereler...
Pencereler...
Baharlar, aylar, geceler, gündüzler gömülmüş pencereler...
Aydınlık görmeden
Karanlığa boyanmış pencereler...
Gözün görmediğini gönül tamamlar derler ya
Bundandır kalemimdeki hârım, nârım, feryadım...
Düşündüm de...
Zamanında kelâmdan anlayan birine, kalemimdeki hârdan bahsettiğimde demişti ki,
Tevfik Fikret'in Âşiyan'daki evinde, çalışma odası deniz manzaralı olmasına rağmen, masası duvara dönük...
Yazmak bazen böyledir manasında bi nasihat iliştirmişti gönlüme...
Yazmak mı bazen böyle midir
Böyle midir bazen yazmak bilmiyorum
...
Bi odaya kaç nesil sığar,
Bir pencereye kaç ömür
...
Kapısı pencere olan bi oda
Kapı penceresi perdeli bi oda
Günışığına uzak ama umuda gark olmuş bi oda
Ve masa ve kitaplar ve okumaklar ve yazmaklar...