insanın aptalı inananın bazısını inançlı zanneder, halbuki iman bu kadar inanmamak, bunda teselli bulamamaktır, teselli bir daha böyle bir şeyle karşı karşıya, iç içe gelmemenin gayretidir sadece. insanın aptalı inanmayan ve inanan olarak ikiye ayrılır, ikisi de dünyanın en kirli leşi gibi sade yiyip içtiğine, arkada bıraktığına inanır aslında, birbirinin de aynıdır, ikisi de allah'ın belasıdır. ikisinin de daha göreceği gün yoktur, sen araya bak, sıkışanlara bak, çaresizlere bak, bedbahtlara bak, kalbi sıkışanlara bak, katmanların arasını göremese de sezenlere bak, ummayanlara bak, kendini beğenmeyenlere bak, ezilip suyu çıkanlara bak, incirin tozlu yaprağının arasındaki kokuya bak, üzümün üstündeki buğuya, kendinin en perişan haline, baki kaybettiğin güne bak, gözlerinin ışıktan kesildiği ve başını kaldıramadığın günün öğlenine bak, inananlar aslında o kadar azdır ki onların adımlarını, seslerini duyamazsın, onlar inandıklarını bile bağırarak söyleyemezler, incir yaprağına konuşurlar, limonun kabuğuna sıvanırlar, bir rahiya alırlar.