İnsan İşte, birazcık daha yükselme meyli olan bir düşünce yapısına zihin kuvvetine sahip olduğunu anlar anlamaz sevinip, bir hediyesi olduğunu ve bunun neden ona bahşedildiğini düşünmeye ve değerli bir ömrü sırtlamaya çalışacağına hemen üzülmeye başlar ben şimdi bu anlayışsızlıkla bu hal fukaralığında bunu kime satacağım, ucuza düşürmeye çalışıp sürümden mi kazanayım, yukarıda tutup mağrur, hasta ve fukara mı kalayım, beklesem fiyatı artar mı daha mı düşer, görüyor musun başıma geleni, diye dertlenmeye hatta hastalanmaya başlar, buna da büyük başın büyük derdi, der.
İnsan kendisi kıble olmadan kıbleye dönemiyordu. İbre kendisi olmalıydı, o olunca da kıble kalkıyordu zaten. Yoksa her budala doğru insan, doğru iş, doğru eş, doğru yer arıyordu, buna da arayış diyordu. Doğru olmadan doğru bulunmuyordu.
Eve dönüş, kendine dönüş gibi geliyordu ona ama elbette o ev aslen oteldi, ev değil, kendinin değildi, ona da o benliğe de kira ödüyordu ama o kadar uzun müddettir bu haldeydi ki artık orayı evi sanıyordu.
Kıyamet Emeklisi altı yıl sonra merhaba diyen bir Şule Gürbüz romanı.
Şule Gürbüz Türk edebiyatının en önemli kadın yazarlarından biri, kendine has üslubu, Türkçeyi kullanımı, uzun cümleleri ve gözlemlerini kağıda aktarma yeteneği onu başarılı bir yazar yapıyor.
Kıyamet Emeklisi romanı iki ciltten oluşuyor, ilk cildinde unutulmayacak bir karakter olan Aziz karakterini tanıyoruz, onun hayatını ve kırılma anlarını uzaktan Şule Gürbüz’ün dürbünüyle seyrediyoruz.
Aziz karakteri hayata karışamamış, yarım kalmış, bir türlü iyi hissedememiş bir karakter. Ben de varım tavrıyla çocukluğundan itibaren dönüm noktalarında dolaşmış bir karakter. Şule Gürbüz ve anlatımı karakterin kaygılarını çok iyi ifade etmiş.
Şule Gürbüz okuyucusuna derin düşünceler bırakmış, sorgulamalar ve düşüncelerle heplik ve hiçlik kavramlarını sorgulatmış. Karakterin huzursuzluğu ve iç dünyası beni bol bol düşünmeye itti. Severek ve keyif alarak okudum. Bir sürü araştırma yaptım bir sürü şey öğrendim.
Şule Gürbüz okurlara ikinci kısmı okumaları için iştahlandırmış ve birinci kısmı hazırlamış. Çok iştahlandım ve afiyetle ikinci kısmı okuyacağım.