elif

... fabrika sahibine, "Ben altı saat çalışıp imalat yapınca insan gibi yaşıyordum. O yüzden senin fabrikanda da altı saat çalışıp insan gibi yaşama niyetindeyim," deyince, hayırsever fabrikatör bunu bir şartla kabul etmiş ve dayıya, "Elbette! Altı saat çalıştıktan sonra ücretini tamamıyla alır ve evine gidersin; ama sen gittikten sonra bir altı saat 'bedava çalışacak birini' bulursan!" demişti. İşte! Bedava çalışan kişiye ancak köle denirdi.
Sayfa 41 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Puan vermedi·120 syf.··
2022 16. kitabı
kitap, `daryush shayegan`'ın dağınık gibi görünen ama aslında tek bir zihinsel yarığın etrafında dolaşan metinlerinden oluşuyor. türkçemizde ise `haldun bayrı`'nın kaliteli çevirisi ile varlık buluyor. şu sorular dönüp durdu kafamda: bir toplum çağıyla aynı anda yaşayamayabilir mi? ya da daha doğrusu, aynı anda yaşadığını sanıp aslında iki ayrı zamanda mı durur? shayegan'ın meselesi iran üzerinden konuşuyor gibi görünse de daha geniş. modernlikle karşılaşan ama modernleşemeyen; geleneği bırakmayan ama içinde de kalamayan toplumların zihinsel hâli. ne tam geçmişte ne tam şimdi. bir eşikte yaşamak. ikiaradabirderedelik. (bu kavram, anlamından bağımsız, bana çok estetik geliyor. yaralı bilinç kitabını okurken karşılaşmıştım ilk. fakat onun incelemesini yazmadım hala. aklımda.) devam edeyim.. kutsalın dönüşümü, özgürlük fikrinin tahakküme evrilebilme ihtimali, sanatın bağımsızlaşamaması, felsefenin batı-dışı coğrafyalarda nasıl kurulacağı… bunların hepsi tek bir soruya bağlanıyor: bilincimiz hangi zeminde duruyor? jean baudrillard'ın simülasyon düşüncesine yaslandığı yerlerde, imge ile gerçeğin ayrışmasını tartışıyor. modern dünyanın hızla çoğalan imgeleri karşısında bilinç parçalanıyor. her yere erişebiliyoruz ama hiçbir yerde tam olarak bulunamıyoruz. bilgi artıyor, derinlik azalıyor. öteki siliniyor, aynı çoğalıyor. özgürlük meselesine geldiğinde ise daha sert. manevi bir yolun siyasete yaslandığında kendi karşıtına dönüşebilmesi ihtimali üzerinde duruyor. din kamusal alanı bütünüyle kuşattığında büyüsünü yitiriyor; sekülerleşme kaçınılmaz hale geliyor. burada sorun özgürlük değil, özgürlüğün bağlamı. shayegan'ın en çok üzerinde durduğu şey, bilincin melezleşmesi. saf değil artık. katmanlı. çatışmalı. bazen kendini inkâr eden bir bilinç. ne bütünüyle geleneksel ne
Melez BilinçDaryush Shayegan · Metis Yayınları · 2013125 okunma
7/10
·232 syf.··
2021 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2021 00:00
Giriş bölümü harici toplam on ana bölümden oluşan kitap, Mary Douglas tarafından kaleme alınmıştır. Kirlilik kavramına yüklenen anlamların aslında inançlardan yana geldiğini ve bunun da bizlere aslında dayatıldığını dile getirmektedir. Neden bir şeyin kirli olduğunu düşünürüz? Kodlarımızda mı vardır bu durum, yoksa bize onu dayatan bir toplum yapısının mı esiriyizdir. Oldukça farklı açılardan kirlilik kavramına yaklaşan Douglas, bizlere yansıtılan- dayatılan ve asıl doğrunun bu olduğu yönünde telkinler sunan bir kültürel yapının içinden sıyrılmanın da oldukça zor olduğunu dile getirmektedir. Aşağıda kitapta dikkat çektiğim noktaları, kendimce yorumlamaya ve kitap içerisinde olup bitenlerden kendi yaşadığımız toplumdaki algılara paralel olarak naısl geliştiğini anlatmak istedim. Bedensel kirlilik kavramı, kitap içerisinde oldukça dikkatimi çekti. Bu nedenle incelemeyi de bu kısım üzerinden ilerletmek istedim. Kitapta ilk dikkat çeken kirlilik kavramına yüklenen anlamlardır. Bu anlamlar, bize en genel anlamıyla ‘temiz olmayan’ bir şeyi çağrıştırır. Dinsel açıdan ise; kutsallık karşıtı yani Tanrısal olmayan her şey anlamına gelir. İnsan bazı durumlarda kirli sayılabilir. Bedensel hastalık veya akıntılar buna bir örnektir. Türk mitolojisinde de kirliliğe dair en belirgin örnek, şüphesiz Erlik Han’ın cansız bedene tükürmesi ve ona ruh üfleyenin de kirli tarafı içe doğru katladığı anlatısıdır. Mitlerimizde insanın içindeki kötülüklerin açıklayıcısı olarak anlatılan bu anlatı bedensel olmanın yanı sıra ruhsal olarak da bir kirliliği kastetmektedir. Bedensel kirliliğe bir diğer örnek de kitapta Seküler Kirlenme bölümünde geçer. Yoruba topluluğunda kirli olan her şey için sol elin kullanılması inancı bir anlamda bizim yapılacak işleri (yemek yeme vb.) sağ el ile yapmaya özen
Saflık ve Tehlike / Kirlilik ve Tabu Kavramlarının Bir ÇözümlemesiMary Douglas · Metis Yayınları · 201751 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2017 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2017 00:00
İnsan, özellikle modern insan çoğu zaman kendinin ve ne yaptığının farkında olamıyor. Hayat içerisinde kendine yazılmış bir rol olduğunu ve onu oynadığını düşünür modern insan. Zamanının, giydiklerinin, yediklerinin ve yaptıklarının bütün anlamı, bu rolden ibarettir çoğu zaman. Yani elbette onun düşüncesine göre. Fakat başka bir gözün, onun yaşantısından, yediklerinden ve içtiklerinden ve hayatın anlamından çok daha farklı şekilde yaşayan birinin gözünden kendini görmesi imkansızdır. Doğadan ayrılmış, taş binaların arasında kendine bir yaşam kurmaya çalışan modern insan da doğada hala ağaçlarla iç içe yaşayan insanları anlayamaz. Bazen modern insan, doğada yaşayan yabanıllara bakarak kendi yaşantısına şükreder. Bunu birçok yerde görürüz. Peki, doğada hala yabanıl olarak adlandırılan kabile insanları, bir Avrupalıya veya modern insana nasıl bakıyor? Bu kitapta, Erich Scheurmann, bizlere bu sorunun cevabını vermiştir. Hem de tokat gibi cevaplar. Kendimizin çoğu zaman farkında olmadığımız bir yaşantıyı, nasıl oluyor da kendimize hak görüyoruz ve bunun farkında bile olmuyoruz? Kitabı okurken, aklımdan geçen çok fazla düşünce vardı. Bu düşüncelerden birini bile gerçekleştirebilirsem sanırım hayatımın çok farklı evrelerine doğru yelken açacağım. Ruhsal ve fiziksel olarak hayat evrelerinden geçmek, her insan için gerekli dönüşümler yaratmaktadır. Biz bu dönüşümleri nasıl bu kadar erteleyebiliyoruz peki? Bunların cevabı, raporun ilerleyen kısımlarında verilecek. Bir de tek tek bölümleri anlatmaktansa, kitapta dikkatimi çeken noktalar üzerinden genel bir yorum yapacağım. Kitap, Erich Sheurmann’ın ön sözü ile başlamaktadır. Bunun haricinde ise on bir bölümden oluşur. Bu bölümlerden her birinde Samoa’da Tiavea kabilesinin reisi Tuiavii’nin Avrupa yolculuğunun onda bıraktığı
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma
... insanlar iki sınıfa ayrılırdı: Yapanlar ve yaptıranlar.
Sayfa 39 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu