Sırf beni koca koca rs’lerden rs’lere soktuğu için Anton Çehov’a tam 6 yıldır düşmandım. Olay örgüsü yok, durum hikayesi yazıyor diye ve kurgu ilerlemiyor diye tamamen uzaklaştım ve korkulu rüyam oldu. Ama bu kitabı bayağı sevdim ve bir oturuşta bitirdim. Tahmin etmenin zor olmadığı gibi üç kız kardeşin yaşadıklarını anlatıyor . Olga, Maşa ve İrina adlı kız kardeşler ve Andrey adında bir erkek olan kardeşlerin general babaları ve annelerini kaybetmeleriyle hüzünleriyle birlikte yaşama sıkı tutunmaya çalışırlar. Genel olarak konusu bir geçim sıkıntısı değil kesinlikle. Babasının birçok asker arkadaşının ve etraftaki komşu, eş, dostların da katıldığı İrina’nın doğum günü partisiyle kitap başlıyor ve tüm karakterleri burada tanıyoruz. Kitabın, üzerine yoğunlaşılan tek bir konusu yok, üç ayrı kısımda farklı olaylarla okuyoruz. Olga bir öğretmen ve hiç evlenememiş, Maşa sevmediği biriyle evli ve bu durum gün geçtikçe daraltıyor onu. Subaylardan biri olan Akexander da evliliğinde pek mutlu sayılmaz iki çocuğu olmasına rağmen. Maşa ile o kadar çok ortak yönleri ve benzerlikleri vardır ki, ancak birbirleriyle birlikteyken hayattan keyif alıp gülüşüyorlardı. Yakın arkadaş olmuşlardı hemen. Andrey ise üzgün olduğu günlerden birinde ona destek olup moral vererek tanıştığı komşu kızı Nataşa’ya gönlünü kaptırır. Doğum gününde utangaç tavır sergileyen Nataşa baş başayken oldukça özgüvenli biridir. İki yıl içinde evlenmeleriyle hiç de o şekilde utangaç biri olmadığı anlaşılır ve yılların emektarı hizmetlileri Anfisi’yle birlikte birçok kişiyi azarlar, bencil davranır ve kendi konforunu herkesin üstünde tutardı. Bununla birlikte subaylar arasında en küçük kardeş İrina’ya da gönlünü kaptıranlar çıkıyor ve aslında kitabın sonunu bu olayın getirdikleri oluşturuyor diyebiliriz.