n

Assisi'li Aziz Francesko, hayatının eserini yaratmak için her şeyi terk etmeye karar verdiği sırada, halkın çok sevdiği bir gençti. Azize Chiara, kendini bekârlığa adadığında çok güzel bir kadındı. Raymond Lulle, çöle çekildiği sırada döneminin en büyük aydınlarıyla arkadaşlık ediyordu. Manevi araştırma, her şeyden önce, bir meydan okumadır. Sorunlarından kaçmak için manevi araştırmaya sığınan kimse çok uzağa gidemez. Dost kazanmayı beceremeyen birinin dünyadan elini ayağını çekmesinin hiçbir yararı yoktur. Gereksinimlerini karşılamaktan âciz birinin yoksulluk andı içmesinin hiçbir anlamı olamaz. Ne de korkak birinin alçakgönüllülüğe kalkışmasının. Bir şeye sahip olmak ve bundan vazgeçmek başka şeydir, hiçbir şeye sahip olmamak ve sahip olanları mahkûm etmek başka şey. İktidarsız birinin mutlak bekârlık andı içmesi çok kolaydır, ama verdiği sözün herhangi bir anlamı var mıdır? Öğretmen konuştu: "Tanrı'nın eserini övünüz. Dünya ile çatıştığınız zaman kendinizi yenilgiye uğratınız!"
Sayfa 87·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kalkanlar
Tanrılar satarlar verdiklerini. Zafer, talihsizlikle satın alınır. Vah ki şanslı olanlara, çünkü onlar Sadece gelip geçenlerdir! Bırak yetsin yetinmek yetinene Yeterince yeter ona! Hayat kısa, ruh engin: Sahip olmak ertelemektir. Küçük düşürme ve aşağılama ile Tanrı, tanımladı Mesih’i: Öyle ki, O’nu zıt kıldı Doğaya Ve kutsadı Oğul olarak.

n

, bir kitabı okumaya başladı
Fernando Pessoa
6.3/10 · 236 okunma
“ benim coğrafyamdır. Benim bu dünyada yaşadığımın insanlarla doğayla alışverişimin bu dünyaya çıkması, vurması. İnsanların, kentlerin doğanın tarihinden böyle geçip gelmiş birinin coğrafyası. Bu dünyada olduğumun, yaşadığımın bir kanıtı, dökümü. Bu dökümdeki ben. Kâğıda, kaleme sarılışım bana tanıklık etsin diyedir. Yazmak ki yaşamayı yazarak öldürmek böylece ondan kurtulmaktır. Öyleyse ölümün somutlaşmış bir biçimidir diyebilirim. Artık içimden attığım, boşalttığım, sürdüğüm bir ölüm. Şimdi yalnız bir kâğıda vuran yalnız orada olan. Varoluşu bir kâğıda dökülmüş olan ben”
Yeni cumhuriyetin toplumsal değerleriyle devlet bürokrasisinin ve sermayenin çıkarları arasında yapıcı ilişki kurmak yerine siyasi- ekonomik çıkarlardan kaynaklı bir sömürü söz konusu. Bu strateji, bugün gelinen yapısal çözülmenin ve çürümenin sebebidir.
Sayfa 53·Kitabı okuyor