müberra

Her ...ist, koltuk değneği olmadan yürüyemeyeceğini itiraf eden bir zavallıdır. İzm'ler birer anakronizmdir, birer anakronizm yani kalıpların, canlılığını yarı yarıya kaybeden birer konserve düşünce. Batı'dan gelen hiçbir "izm" masum değildir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Din afyon mudur?
Din, Avrupa için bir afyondur, bütün ideolojiler gibi, Avrupa'nın tarihi, bir sınıf kavgası tarihidir. Osmanlı için şuurdur din, tesanüttür, sevgidir. Osmanlı toplumu insan haysiyetine ve inanç birliğine dayanır. Hegel belki haklı: Tarih tezatlar içinde gelişir. Osmanlı'nın tezadı Avrupa'dır. Batı'da maddecilik bâtıl'ın hasarlarını yıkan bir dinamit, hür düşüncenin dinamiti; Osmanlı İmparatorluğu'nda maddecilik bir kendi kendini tahrip cinneti. Avrupa, Osmanlı ülkesine papaz ihraç eder. Hıristiyanlığa davet için mi? Ne münasebet. Tek emeli, Osmanlı'yı dinsizleştirmektir. Dinsizleştirmek, yani "etnik bir toz" haline getirmek. Bir kelimeyle: Dinsizlik, Batı'nın yükselen sınıfları için ne kadar hayırlıysa bizim için o kadar meşumdur; onlar için ilerleyiş; bizim için çözülüş ifade eder.
Sayfa 179·Kitabı okudu
İklim ile yerşekli (Fr topographie) şartları itibarıyla yeryüzünün en amansız yörelerinden biri olma özelliğini gösteren Orta Asya'nın erkeği de kadını da sert mizaçlıdır. Savaşmak iradesi, Orta Asyalıya arız olmayıp onun cevheridir. Filhakika 1800'lerin başlarında Malaya'da İngiliz (memur) mühendisi olup insan tabiatını ilk elde iklimin tayin ettiği kanaatını taşıyan John Turnbull Thomson (1821-1884), kanısını bize şöyle bir gözlem verisiyle temellendirmiştir: "...Malaya'nın (Straits) mayıştırıcı, miskinleştirici, hülyalı havaları yerine dostumuz Mekkavi, Altayların adamı çelikleştiren, berkleştiren ikliminde yetişseydi (Hz.) Ali'nin aman tanımaz mutaassıp takipçisi ve tarafdarı olurdu."
Sayfa 52·Kitabı okudu
Kabadayılık, Efelik ve Şakilik
Serdengeçtiliğin bir uzantısı şeklinde kabul edebileceğimiz kabadayılığa Türk'ün yanısıra Rumların ve daha az miktarda Ermenilerin de katıldığını görüyoruz. Başta İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Konya, Erzurum, Trabzon gibi Türkiye'nin belli başlı büyük şehirlerinde varlığını 1980'li yılların ortalarına değin sürdürmüştür. Tavır, kılık ve gördüğü iş bakımından kabadayının uzak akrabasıysa Batı Anadolu'da efe, Doğudaysa şakidir(eşkıya). Efe ile şakiyi 1980'lerden itibaren görülmeğe başlanan mafya tipi soyguncularla karıştırmak, ağır bir bühtandır. Soyguncu caninin tersine efe ile şaki, kanunsuzluklar dünyasının adamı olmakla birlikte geleneği, göreneği hiçe saymayan edepli kişilerdir.
Sayfa 50 - Dergah·Kitabı okudu
İslam; adını kanunlarından, emir ve yasaklarından, talep ettiği bedensel ve ruhsal çabadan değil; tüm bunları kapsayan ve aynı zamanda aşan bir marifet anından, ruhun zaman ile ölçüşme kuvvetinden, bir mevcudiyetin sunabileceği her şeye tahammül etme dirayetinden, tek kelime ile teslimiyet hakikatinden almıştır. Ey teslimiyet, senin adın İslam'dır.
Sayfa 444·Kitabı okudu