Marat
Marat'ın Türkiye Komünist Partisi'nin Moskova'daki tek temsilcisi olduğunu söylemişlerdi. Oraya ne zaman, nasıl gittiğinden söz edilmiyordu. Zaten ben bunu merak da etmedim. Madem partinin temsilcisiydi, elbette parti resmen göndermişti. Sabiha hanım ve Zekeriya bey, onlar bildiğine göre kuşkusuz Yıldız da, Marat'ın İsmail Bilen, namı diğer Laz İsmail olduğunu herhalde biliyorlardı. Necil bunu bilmiyordu sanırım, belki şüpheleniyordu. Ben kesin bilmiyordum. Hoş bilsem de benim için hiç bir şey ifade etmiyordu İ. Bilen ya da Laz İsmail isimleri. Laz İsmail adını, yalnızca Nazım Hikmet'in, "İşte böyle Laz İsmail" dizeleriyle duymuştum ve kim olduğundan da haberim yoktu. ilerde Marat'ın diğer isimlerini öğrendiğim vakit dilim Marat'a alıştığı için Marat demekten vazgeçemedim.
Sayfa 223
Kardelenin dediği
Homeros'un o meşhur destanında anlattığı gizemli moly bitkisi bizzat benim. Tanrıların habercisi Hermes, İthaka Kralı Odysseus'a, büyücü Kirke'nin mürettabatına yaptığı unutkanlık büyüsüne karşı beni vermişti. Kirke, askerlere çok güzel görünen fakat içine zehir kattığı bir yemek hazırlamış; yurtlarını, kimliklerini ve insanlıklarını unutturarak onları birer domuza dönüştüklerine inandırmıştı.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Batılı ulusların baharat olarak kullandığı tomurcuk karanfil, küçük hindistan cevizi ya da muskata karşı tutkuları Christopher Columbus'un Atlas Okyanusu'nu geçmesini; Vasco da Gama'nın Hindistan'a seyahatini ve Macellan'ın dünyanın çevresinde sefere çıkmasını sağlamıştır. Carolyn Fry
Alıntı
Nazım Hikmet'ten hediye...
Eline bir yerden biraz para geçmişti o sıralarda. Dışarda basılan, çevrilen, yığınla şiiri vardı. Başkalarına ne verdi, bilmiyorum ama Yılmaz'a ve Necil'le bana Praktika marka birer fotoğraf makinesi alıp hediye etmişti. Benim praktikam hala durur. Yılmaz'ınki de sonraki yıllarda, Berlin'de kelimenin tam anlamıyla aç kaldığı günler de, onu biraz olsun kurtardı.
Sayfa 135
Muradın anlarız ol gamzenin iz'ânımız vardır Beli söz bilmeziz ammâ biraz irfânımız vardır O şûhun sunduğû peymâneyî reddetmeziz elbet Anınla böylecê ahd-etmişiz peymânımız vardır Münasibdir sanâ ey tıfl-1 nâzım hüccetin al gel Beşiktaş'a yakın bir hâne-î virânımız vardır Elin koy sine-î billûra rahm-et âşıka zirâ Beyaz üzrê bizim dê Pençe-ber Fermânımız vardır Güzel sevmekde zâhid müşkilin vâr ise bizden sor Bizim ol fende çok tahkikımız itkaanımız vardır Kocup her şeb meyânın cânınâ can katmadā ağyâr Behey zâlim sen insaf et bizim dê cânımız vardır Sıkılmâ bezme gel bigâne yok da'vetlimiz ancak Nedimâ bendeniz var bir dahi Sultânımız vardır
Sayfa 70·Kitabı okuyor
"Sen benim hiçbir şeyimsin Yazdıklarımdan çok daha az. Hiç kimse misin bilmem ki nesin? Lüzumundan fazla beyaz"