Aşk mıydı o, aşkımsı bir şey miydi?
Neydi çekip kendine, beni bağlayan?
Kanatan dudağımı, tenimi dağlayan,
Elleri ta içimde, o dev miydi?
Etime bir alev değmişcesine
Nasıl da yakardı öptüğü zaman?
Bir su gibi akıp gitti avuçlarımdan,
Yorgunum şimdi bin yıl sevmişcesine...
Hani, o yalnız benim olan gül, kırmızı?
Gözlerimin önünde açılan sonsuz bahçe?
Hani, o var olmalarımız öpüştükçe?
O doludizgin sürdürmeler yaşantımızı?
Hiç doymamak oysa, tene, kokuya, aşka... Sarıldıkça güçlenmek, bütünlenmek,
Kudurmuş arzularla zamanı yenmek,
Ve en kuytularda buluşmak korka korka...
Kimi gün utanmak otlardan, çimlerden.
Kimi gece mıhlamak gölgemizi duvara,
Varmak için o sevgiyle açılmış kollara;
Apansız düşmek, yükseklerde bir yerden...
Oydu işte alıştığım, özlediğim şimdi de;
Sevgice bir tutku, aşkımsı bir yakınlık.
Avunmak... Kırık dökük anılarla artık,
Kim bilir? O geceler yaşanmadı belkide!