Kurtlarla koşan kadınlar, kurtlarla koşan miras, kurtlarla koşan ben..
Henüz bir şeyleri yaşamamışken, düşünmemişken, hayalini kurmamışken ve genç bir yaşama sahipken, taze deneyimlerden ibaretken, bazı fikirlerin kıyılarında dolaşırken bazılarından uzaklaşırken, kendimi bulmaya ve oluşturmaya çalışırken doğru zamanda, doğru ruh halinde, buna açık kavuşmayı beklerken okuduğum harika bir kitap. Bir kitaptan çok daha fazlası aslında, bir varoluş. İlk kez, gerçekten ilk kez bir kitabı okurken başka bir karaktere kapılmadım, onun için üzülmedim, endişelenmedim, heyecanlanmadım ya da sevinmedim. Gördüğüm tek şey “ben”dim, hislerim; kendime, aynadaki aksime, yan koltukta oturan anneme, kız kardeşime, anneanneme ve tüm kadınlara, hayatı kadınlara değmiş her insana yönelikti. Harika bir yolculuğa çıktım ve bu yolun sonu yok biliyorum.. her bir adımda kadınlara kadınları, insanlara insanlığı anlatıyor, her nefes alışınızda bir şeyler kesiliyor içinizden. Çünkü yıllardır, yüz yıllardır yaşanılan şeyler var ve ne hikmetse hiçbirine yabancı değiliz. Gerçekler vardır, gizlenenler, yaşanılmış olanlar, yaşatılacak olanlar, konuşulanlar, konuşulmayanlar.. ve dahası. Aklınıza gelebilecek her gerçeği satırlarda okuyorsunuz ve satır aralarında yasını tutuyorsunuz. Aslında hiçbiri günümüzde bile bilinmeyen şeyler değil, sadece görmek istemeyenlerin çoğunluğu altında eziliyor görmek isteyen gözler ve ruhlar. Bu büyük yangın devam etmekte çünkü her gün çok tanıdık eller bu yangını harlamakta. Ve bu alevler hepimizin canını acıtmakta, aleve odun atanlarınkini bile. Kitabı okurken pekçok kültürle, hayatla, hatayla, doğruyla, insanla, yıkımla yüzleşeceksiniz ve gerçekten okuyorsanız şayet değişen çok şey olacak. Dayatılandan, arzulanandan, oluşturulmuş bir kalıptan ziyade bambaşka mucizeler