Öncelikle bu kitabın bir çocuk kitabı olarak kategorilendirilmiş olması beni gerçekten şaşırttı. Ben asla bir çocuğa bu Nazi vahşetinin okutulmasını tavsiye etmiyorum... Bruno' nun masumiyeti maalesef nazi vahşetini gizlemiyor. (Kişisel görüşüm)
***
Aslında bakarsanız hiç büyümek istemezdim. Bazı düşünceleri hiç görmemiş, bilmemiş olmayı yeğlerdim.
Irkçılık gibi.. savaş gibi... Ama tabi bu mümkün olmuyor, dünya üzerinde insanlar var olduğu sürece. Cengiz Aytmatov da Gün Olur Asra Bedel kitabında değiniyor ya bu konuya; ' iç savaş ve dünyadaki gereksiz kavgaların son bulması dileğiyle' ama ne yazık ki bu da pek mümkün değil neticede olan çocuklara oluyor, herkes yaptığının cezasını çekiyor. Çocuklarsa büyüklerin günâhını... Tıpkı Bruno' nun, babasının günahını çektiği gibi. Ah Bruno ne büyük ne güzel bir kalbin vardı ve ne masumdun. Kitabın sonlarında diyordun ya "Keşke beraber oynayabilseydik, sadece bir kez. Hatırlamak için..."
***
Yazar kitabın sonunda ”Bu olanlar çok uzun zaman önce oldu, böyle bir şey asla bir daha olmaz. Bu zamanda ve bu çağda.” diye bitiriyor cümleyi. Peki gerçekten böylemi. O yaşanan canilikler uzun zaman önce miydi? Bir bakalım yaşadığımız dünyaya; Myanmar’dan Suriye’ye, Doğu Türkistan’dan Irak’a, Filistin'e, Afrika’ya, birbirine kırdırılan insanlardan iliğine kadar sömürülenlere... Zalimlerden kaçmak için, mülteci olma pahasına çıktığı yolun ne derece tehlikeli olduğunu düşünmeden bir umuda sarılarak, ülkesini terk edip Akdeniz’de, Ege’de, Meriç’te batan botlardan dolayı boğulan insanlara, masum canlara. Birde bu yandan bakın uzun zaman öncemiymiş.
Ne diyordu Serenad kitabında Zülfü Livaneli , “Her iktidar öldürür ! Kimi daha az, kimi daha çok”.