Puan vermedi·380 syf.·
2026 111. kitabı
#OkudumBitirdim #OrtakOkuma Esaret şehrinde bir kitapçı/Sharı J. Ryan Kitap 1940/2018 yılları arasında iki farklı zaman şeklinde ilerlerken, ikinci Dünya savaşı Nazi dönemini, Kitap ilerledikçe, sanki vücuduma saplanan tırtıklı bir hançerin acısı her sayfada biraz daha derinleşiyordu.Severek okuduğum bir kitap oldu benim için. Bu zorlu yolcukta bana eşlik eden değerli kitap dostum Melek Hanım'a teşekkür ediyorum. kitabı her yönüyle ele almanın keyfini yaşadık birlikte. Başka kitaplarda buluşmak dileğiyle 1940’ların Almanya’sında Matilda, çocukluk arkadaşı Hans’a aşık olur. Ancak savaşın acımasız yüzüyle birlikte Hans ve ailesi, Yahudi oldukları için Matilda’dan koparılır. Matilda, sevdiği kişiye ulaşabilmek için zorlu ve tehlikeli bir mücadeleye başlar. Yıllar sonra, Matilda’yla kan bağı olan Amerikada yaşayan Grace Laurent, Almanya’dan gelen beklenmedik bir miras haberiyle geçmişine yolculuğa çıkar. Kendisine kalan eski bir kitapçı ve içindeki mektuplar onu Matilda ile Hans’ın yarım kalmış hikâyesinde nelerle karşılaştıracak. "Etrafı ölümle çevrili Esaret şehrinde ki ablukayı aşkın gücü kırabilecek mi? Matilda, aşkı için neleri göze alacak? Grace'yi Esaret şehrinde ki kitapçı da geçmışinin sırrı çözebilecek mi? Bu soruların cevabı kitabımızda. Geçmiş ile bugün arasında kurulan bu etkileyici bağ, aşkın, kaybın ve umudun yıllara meydan okuyuşunu anlatırken, bazı sırların yıllar geçse de unutulmadığını gösteriyor.
Esaret Şehrinde Bir KitapçıShari J. Ryan · Arkadya Yayınları · 2022912 okunma
9/10
·155 syf.··
2026 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 07:21
Bu kitap tek kelimeyle tokat gibi. Viktor Frankl, Nazi toplama kamplarındaki tecrübesini psikolojiyle birleştirip "insan neden yaşar?" sorusunu cevaplıyor. Frankl, açlık, soğuk, ölüm tehdidi altında bile bazı insanların "dayanabildiğini" anlatıyor. En ilginci şu: Fiziksel koşulları en kötü olanlar değil, "yaşamak için bir sebebi olmayanlar" ilk pes edenler oluyor. Bir mahkum "Şubat'ta çıkacağım" diye hayal kuruyor. Şubat gelip geçince çöküyor ve ölüyor. Umut = anlam. Kamp bile olsa "son özgürlük" elinden alınamaz: Olanlara karşı tavrını seçme özgürlüğü. Gardiyanlar vücudunu kontrol edebilir ama zihnini asla. Acının kendisi değil, "neden çekiyorum" sorusuna cevap bulamamak insanı yıkar. Amaç varsa acı bile katlanılır hale gelir. Frankl diyor ki: "İnsanı asıl güdüleyen şey anlam arayışıdır." Bitirince masum şikayetlerin bile anlamsız geliyor. En çok aklımda kalan cümle: "İnsandan her şey alınabilir, bir tek şey hariç: Son özgürlük. Yani, belirli koşullar altında belirli bir tavrı seçme özgürlüğü."
1000Kitap
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
Öncelikle kitap bir aşk romanı değildir. Kendini bulma ve kendinle yüzleşme romanıdır, ayrıca Türkiye'nin en büyük sorunu olan modernleşme krizinin ve cinsiyet rollerinin paradigmatik değişiminin romanıdır. Spoiler içerir. Raif Bey Ankara'da kimsenin takmadığı zavallının teki. Karısı, kızları, patronu takmıyor ve herkes tarafından kullanılıyor. Hikâyeyi anlatan kişi bile onu oksijen israfı olarak görüyor. Bu kadar düşmüş, zavallı biri artık karşı tarafta agresyon uyandırıyor. Kendi evinde karısıyla, kızlarıyla ve içgüveysi damatlarıyla korkunç bir anaerki yaşıyor. Ama bu bir sonuç, Raif Bey'in biyografisine bakıldığı zaman mitik bir biçimde bu kader örülüyor. Raif Bey'in babası fabrikatör, İstanbul'da yaşıyorlar ve annesi ölmüş, yani Raif Bey'in babası daha paşa Osmanlı'yı temsil ediyor ve öykü de İstanbul'da başlıyor. Babası onu Almanya'ya gönderiyor, sabun tozu fabrikasının başına geçebilmesi için. Berlin'e, yani klasik modernizmde cinsiyet rollerinin en kaygan olduğu dünya başkentine gidiyor. Berlin aynı zamanda erkekliğin yitirildiği ve inanılmaz liberal bir cinsiyet anlayışının başkenti. Tabii bu özgürlüğünün faturasını Nazi Almanyası ile ödüyor Almanlar. Faşizm ve Alman nazizmi bu yitirilmiş erkekliği geri getirme çabasından başka bir şey değildi. Berlin'e gidiyor ve sergide dolanırken o meşhur tabloyu görüyor. Babasının oğlu, babasının sanatını devam ettirmek için, üstün Alman kalitesiyle zanaatini öğrensin ve geri dönüp babasından fabrikayı devralsın diye gittiği yerde zanaat öğrenmek yerine annesizlikten o Madonna tablosuna sarıyor. Kürk ilksel bir şey ve avcılık-toplayıcılık dönemini hatırlatır. Freud'a göre annenin cinsel organının Ödipal erkekteki ilk intibasıdır. Sabahattin Ali kitabın da ismi olan Kürk Mantolu Madonna ismini Rönesans dönemi
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,5bin okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 70. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:45
Grégory Samak’ın kaleme aldığı "Gizli Kitap" tarihin akışını değiştirme gücüne ve bunun getirdiği ahlaki sorumluluklara odaklanan, tempo dozu yüksek, felsefi bir dönem gerilimi. Kitap, İkinci Dünya Savaşı'nın gölgesinde, Avusturyalı yaşlı bir sahaf ve kitap koleksiyoncusu olan Elias Ein'ın, evindeki gizli bir bölmede insanlığın geçmiş ve gelecekteki tüm yazgısını barındıran mistik bir kitap keşfetmesiyle başlıyor. Elias; Nazi rejiminin getirdiği acıları derinden yaşamış, vicdanı ve geçmişin trajedileri arasında sıkışmış, insanlığı kurtarma arzusuyla yanıp tutuşan bir karakter, ancak tarihin trajik sayfalarını yeniden yazmaya ve Adolf Hitler’in yükselişini engellemeye çalışırken, kaderle oynamanın ve "Tanrıcılık" rolüne soyunmanın öngörülemez, yıkıcı bedelleriyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Kitap kapağındaki kasvetli kütüphane ve Nazi sembolünün de anlaşılacağı üzere, iyi niyetle atılan adımların bile kelebek etkisiyle nasıl büyük felaketlere yol açabileceğini sorgulatan, sürükleyici kurgusunun ardında derin bir kader, pişmanlık ve vicdan muhasebesi barındıran sarsıcı, "ya şöyle olsaydı?" Dedirten bir okuma oldu.
1000Kitap
Gizli KitapGregory Samak · Pegasus Yayınları · 2016362 okunma
Divan
Puan vermedi·272 syf.··
2026 9. kitabı
Yine güzel bir eser Ömer Demirbağ hocamızdan, İlahi aşk temalı,sade ve anlaşılır bir uslupla yazılmış kıymetli bir eser. Divan edebiyatının sonuncularından olan hocamız; divan edebiyatını korumayı ve bu uslubu devam ettirmemiz gerektiğini vurgular. Divan edebiyatı yalnızca bir sanat değildir; islam bilincini, tasavvufu ve ahlakı içine alan yegane bir ağaçtır. Dalları büyümeye devam eder. Bu güne kadar gelmiş geçmiş tüm şairler hepsi bir bardaktan sarhoş olmuşlardır. Fuzuli ne demişse Baki'de onu demiştir. Hepsi aklın yolunu değilde aşkın yolunu tutmuşlardır. Bu eser, Gazel, Musammat, Nazm bölümlerine ayrılmıştır. Ve hece ölçüsüne göre ahenkli bir şekilde yazılmıştır. Eseri okurken yüreğimde bir sükunet buldum. Ve Aşk'ın heyecanına büründüm. Olur ya hafif bir meltemin yüzüne dokunuşu seni mest eder.
DivanÖmer Demirbağ · Diyanet İşleri Başkanlığı · 055 okunma
7/10
·104 syf.··
2026 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 14:31
Desire, emekli, 74 yaşında evli ve iki çocuklu bir adam. Hayatının son zamanlarının yaklaştığının da farkında. Son zamanlarında istediği tek şey huzur. Ama malesef eşinin yanında bu çok zor. Sürekli dırdır eden, özgüvenini düşüren, adamın yaptığı hiçbir şeyden memnun olmayan bir kadınla kalan son günlerini geçirmek istemez ve aklına gelen tek çözüm bunamış taklidi yapıp kendini huzurevine atmak. İlk sayfalarda kendi hayatı, orta sayfalarda bu role nasıl girdiği, biraz ilerleyince huzurvevi hayatı, sonlarda da ölümle alakalı bilgiler veriliyor. Okurken tam üzülüyorum araya eşiyle ilgili bir şey giriyor ve güldürüyor. Ya da tam tersi gülerken bir anda ciddi bir cümle kuruyor ve düşündürüyor. Anlatımı güzel, bazı cümleler bana ağır kaçtı anlamadığım oldu. Ama genel olarak sevdim kitabı. İnsan cidden bir yaştan sonra huzur istiyor. Yazar Desire ile bize bunu o kadar güzel anlatmış ki. Kitapta huzurevi kısımlarında da güldüm. Desire'in şansına orada da sıkılmayacağı insanlar çıkıyor karşısına. İlk aşkı Rosa ve eski bir Nazi subayı. Tavsiye ederim zaten kısa bir kitap ama içeriği derin.
Geç KalanDimitri Verhulst · İthaki Yayınları · 2022536 okunma