Cun 15 yaşında evden kaçıp Tokyo sokaklarında yaşamaya başlar. Ne yaparsa yapsın alerjisi yüzünden kilo alamaz, bir deri bir kemik yaşamaya mahkumdur. Cun’un yolu yaşlı sumo ustası Şomintsu ile kesişir ve usta Cun’a “sende bir şişman görüyorum.” Diyerek salonuna davet eder.
Başlangıçta ne yaparsa yapsın kilo alamayan Cun, minderden de asla galip ayrılamakta… sonra ustası sayesinde Zen Budizm’i ile tanışıp beden ile ruh dengesini kurarak istediği hedeflere ilerlemiştir.
Zen Budizm’i ruh ile bedenin dengelendiği, dünyada her şeyin aksi ile var olacağının bilincini aşılamaktadır. Ruh dinginleşmezse istenilen sonuç elde edilemez. Duygularından, sorunlarından ve hayattan kaçan bir beden asla dinginleşemez. İnsan ilk savaşını yine kendi ile vermelidir.
Dört yaşındayken en yakın arkadaşı Agnes’i oyun oynamak maksadı ile girdiği buzdolabından çıkaramadığı için ölümüne neden olan Margaret’in bir ömür boyu yaşadığı pişmanlığını, toplum tarafından ve hatta annesi tarafından dışlanıp terk edilen küçük kızın savunmasızlığını, psikolojik olarak kendine yetememe ve hayatını sonlandırmak için çırpınışlarını görüyoruz. Kitap o pişmanlığı, yalnızlığı ve dışlanılmışlığı o kadar iyi anlatıyor ki…